Skip to main content

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kullanıcı girişi

Gezinti

Kimler yeni

  • sabahat tuncer
  • carmenpanzeri
  • ruzimahşer
  • celikderma
  • zeki18

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 2 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...

March 29, 2014 tarafından ihy

“Sakın ha sakın, zalimlere meyletmeyin! Sonra ateş size de dokunur!”
İçinden geçtiğimiz zamanlar imtihan zamanları.
Sadece konuştuklarımızdan değil, konuşmadıklarımızdan da;
sadece yandaşlıklarımızdan değil, karşıtlıklarımızdan da;
sadece sevdiklerimizden değil, nefret ettiklerimizden de hesaba çekileceğiz.
Onun için doğru bir duruş sergilemeye, konuştuğumuzda hakkı söylemeye,
hakkı hakkıyla haykıramayacaksak susmaya özen göstermeliyiz.
Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...
Zira bu ülkeye, bu ümmete kötülük yapıyorsunuz, umutlarımızı kırıyorsunuz, ‘Allah, din, cemaat hoca’ gibi kıymetli kavramlarımızı lekeliyorsunuz!
Bu ülkenin sırlarını Amerika ve İsrail’e servis ediyorsunuz! Bu tutumunuzla sadece ülke insanına değil, bu ülkeye ümit bağlamış mazlumlara da zulmediyorsunuz!
Ümmet coğrafyasında yeşeren umutları kim adına, ne amaçla yıkıyorsunuz?
Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...
Zira, hepimizi aptal yerine koyuyorsunuz, bu topraklarda İslam’ı yok etmeye çalışanlara oy vermeleri için mensuplarınızı Kur’an’a el basarak yemin etmeye zorluyorsunuz!
Koca Osmanlı Devleti’ni yıkanlar, yerini neyin alacağını planlamayı mı unuttular sizce? Bugün gördüğümüz, o günkü projenin bir devamıdır, bunu göremiyor musunuz?
Müslümanların toparlanmasını, kendi hür iradesiyle kendini yönetmesini engellemek içindir; Mursi’yi Sisi’ye, Suriye’yi Esed’e, Yemen’i Ali Abdullah’a, Hicaz’ı Suud ailesine yedirmeleri!
Bu memlekette ‘Allah’ demenin yasak olduğu, Kur’an’a hakaretler edildiği, müminlerin işkencelere tabi tutulduğu, camilerin ahıra dönüştürüldüğü yılları yaşamadık mı sayacağız?

DENGELİ(İDEAL, SAĞLIKLI, İYİ) BESLENME - Bir kez daha sağlık

March 9, 2014 tarafından svp7

DENGELİ(İDEAL, SAĞLIKLI, İYİ) BESLENME (Denemesi)-(İnternet Derlemesi)

Vücudumuzun bütün besinlerin içerdiği vitamin, mineral, protein vs. gıdalara ihtiyacı vardır. Esas olan bütün yiyecek çeşitlerinden az da olsa belli zaman dilimlerinde (günlük, haftalık gibi) alınmasıdır. Beslenmedeki yiyecek çeşidinin az olması ihtiyaç duyulan bazı protein, yağ, vitamin, mineral gibi gıdaların alınamamasına veya az alınmasına sebep olup bu da ilerleyen dönemlerde değişik sağlık sorunları doğurmaktadır.

Beslenmedeki temel yiyecekler : Et (kırmızı, beyaz), süt, yumurta, peynir, zeytin, yoğurt, bal ve balık olarak ifade edilebilir. Haftada 2-3 kere alınmalıdır. Canlılığın, hücre sisteminin temeli protein ve doğal yağlara dayanır. Bu yüzden proteinsiz ve doğal yağsız(süt ürünlerindeki yağlar, etteki yağ, tereyağ ve zeytin yağı) beslenme düşünülemez.

* Bunların yanında taze MEVSİMİNDE sebze ve meyve çeşitleri de günlük alınması gereken besinlerdir. Haftanın her günü en az bir sebze çeşidi(nohut, fasülye, mercimekvs.) sade veya etli yemeklerle alınabilir.
* Fındık, ceviz başta olmak üzere badem, fıstık, kestane gibi kuruyemişler de mutlaka düzenli tüketilmesi gereken besinlerdendir. Özellikle fındık ve ceviz hiç ihmal edilmemelidir.
* Reçel yerine doğal pekmez ve bal tercih edilmesi daha iyidir.
* Soğan, sarımsak, limon vücudun bağışıklık direncini artırır. Özellikle yeşil yapraklılardan yapılan salatalar her gün tüketilmelidir.
* Baharat çeşitlerinin de faydaları olduğu için yemek pişirmede lezzet unsuru da olmak üzere kullanılmalıdır.

* Beslenmedeki ideal olan, sebze ağırlıklı, ölçülü et yemekleri, bol yeşillikli, düzenli yeme ve aşırı yememektir.
* Ayrıca yağ(trans yağ, margarin, rafine yağ), tuz, şeker, un(beyaz, işlenmiş) gıdaları az alınmalı hatta mümkünse alınmamalıdır. Bütün hastalıklar karaciğer yağlanmasından kaynaklanır. Bu yiyecekler doğrudan karaciğerde depolandığı için sağlık açısından esas zararlı olan bunlardır.

Sünnet Tasavvuru - Mustafa İslamoğlu

March 7, 2014 tarafından ihy

KENDI BILGI SISTEMIMIZIN IÇ ÇELISKISINI ELE ALIP GIDERMEDEN, RAKIP BILGI SISTEMI ILE SAGLIKLI BIR DIYALOGA GIRMEMIZ ZOR GÖRÜNÜYOR.

Evin içini düzenlemek: özeleştiri
Farklı bilgi sistemleri arasındaki çelişkiler zamanında
yaşıyoruz. Fakat kendi bilgi sistemimizin
iç çelişkisi, rakip bilgi sistemiyle bizim
bilgi sistemimiz arasındaki çelişkiden daha çok
zarar veriyor. Kendi bilgi sistemimizin iç çelişkisini
ele alıp gidermeden, rakip bilgi sistemi ile sağlıklı bir diyaloga girmemiz zor görünüyor.
Üçüncü binde İslam’ın konumunu biraz da
Müslümanların kendi evlerinin içini düzenleme
becerileri belirleyecektir. Müslümanlar kendi
evlerinin içini düzenleme konusunda geçmişte
olduğu gibi sahte mazeretlere sığınırsa, bir kez
daha tarihi ıskalamış olacaklar.

Dünya malı dünyada kalacak da... Fatma BARBAROSOĞLU

March 4, 2014 tarafından ihy

Bir mümini diğerlerinden ayıran şey dünya hayatının faniliğine olan inancıdır. Üç günlük dünya inancını yitirdiğimiz anda ruhunu yitirmiş kof bedenlere dönüşürüz. Yiyen, içen eğlenen bedenler.

Haftaya kendimizi sorgulayarak başlayalım istedim

...

Buyurun:

'İbn Mesud (ra), kâinatın, yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hz. Peygamber'in bir yol üzerinde dinlendikleri sırada şöyle buyurduğunu rivayet eder: ' Dünyayı ben neyleyim? Benim dünya ile ilgim, bir ağacın altında oturup dinlendikten sonra, kalkıp orayı terk eden garip bir yolcunun hâli gibidir.' (Tirmizi)

Şu geçici dünyada garip bir yolcu gibi olmak gerek. Çünkü 'İnsana yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve amel edindiğinden başka bir dünyalık yoktur. Bunun dışında, ölüm er ya da geç gelir ve insanın sahiplendiği ne varsa elinden alır, her şeyi ardında bırakır.' (Müslim)

Hz. Peygamber bunu izah ederken parmağını gösterdi, 'Dünya, ahirete nazaran bir parmağı denize sokmak gibidir. Biriniz o parmağın denizden ne kadar ıslanıp çıkabileceğine bir baksın' buyurdu. (Tirmizi-Müslim)

İnsanın yaşamakla elde edeceği dünyalık, bir parmağın suya girip çıkmasıyla elde edeceği ıslanma kadardı, üstelik o ıslanma dahi çarçabuk kurumaz mı? Ne parmak denizi avuçlayabilir, ne de ondan kalıcı bir şey edinebilir.

Dünyanın tatsız gerçeğidir bu. Böyle tatsız gerçeklerle doludur dünya.

Ashaptan, Cabir bin Abdullah bu gerçeğin bir başka sahnesini şöyle rivayet eder: 'Resulûllah (asv) ile beraber yayla köylerinden birinden şehre dönüyorduk. Şehirde kurulu pazarın gürültülerini duymaya başlamıştık ki Allah Resulü durdu; küçük kulaklı ölmüş bir oğlağı göstererek, 'Hanginiz bunu bir dirheme alır?' diye sordu.

Gruptan biri, 'Bir oğlak leşi ne işe yarar ki? Hem diri olsa dahi kulakları kusurludur, bir kıymeti olmaz' dedi.

Bunun üzerine Allah Resulü, 'Vallahi, Allah katında dünyanın, bu oğlağın sizin nezdinizdeki değeri kadar bile kıymeti yoktur' buyurdu. (Müslim-EbuDavut)

Kağıt para ve Emperyalizm

February 15, 2014 tarafından svp7

Kağıt para ve Emperyalizm

Son paragrafta ifade edilen küresel emperyalizmi anlamak için önce Serbest Piyasa Ekonomisinin İşleyişi, ekonominin dilini iyi anlamak gerekir.

Serbest Piyasa Ekonomisinin İşleyişi

Modern ekonomilerin bağlı olduğu TEMEL UNSUR DÖVİZ KURU veya başka bir deyişle yerel para biriminin yabancı ülke paraları karşısındaki değeridir.

EKONOMİDE HER ŞEY BUNA BAĞLIDIR.
Faiz, gelir dağılımı adaletsizliği, ekonomik krizler, gelişme...

İster Amerika, Almanya Japonya gibi süper gelişmiş ülkeler olsun, ister gelişmemiş ülkeler olsun, ister de Türkiye gibi gelişme yolunda olan ülkeler olsun yerel paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin doğru olması, ekonomilerin sağlıklı işlemesinin tek sebebidir. Bu veri yanlış olursa ülkelerin ekonomik faaliyetlerinin farlılığına bağlı olarak farklı süreler olsa da mutlaka her ekonomi bu yanlışlığın bedelini ekonomik kriz olarak ödemektedir.

Kapitalist ekonomi anlayışı, serbest piyasa anlayışı üzerine kurulu olup gelişmiş ülkeler, bütün dünyayı bu anlayışın prensipleri sayesinde sömürmektedir. Fakat zaman zaman kendileri de bu sebepten(döviz kuru) ekonomik krizler yaşamaktadırlar.

Son yaşanan 2008 krizi aslında insanların borçla(krediyle) yani hakkı olmadığı halde daha fazla mala sahip olma hırsından kaynaklanmış gibi görünse de bunun da temeli faize, faiz de aslında yine döviz kuru meselesine dayanır:

Kapitalist ekonominin olmazsa olmazı bankalar. Bankalar faizle para toplayıp üzerine kar koyarak isteyene satmaktadırlar. Ekonomilerinin bu şekilde yürüdüğü varsayılır.

Gelişmiş ülkeler de dahil bütün ekonomiler döviz değişkeninin doğru seviyede olmamasının bedelini er ya da geç krizle öder.

Peki bu nasıl olur?

Allah'ın Zatı İle İlgili Sorulara Nasıl Cevap Verilmelidir?

February 8, 2014 tarafından svp7

Allah(c.c.) kendisinden bir tane daha yaratabilir mi, kendisinden büyük bir şey yaratabilir mi, kendisini yok edebilir mi? gibi Allah'ın zatı ile ilgili sorulara nasıl cevap verilmelidir?

Bu sorular, genellikle inanç zaafiyeti yaşayan veya inanmayanların kafa karıştırmak için sordukları paradoks içeren sorulardır. Yani aslında bunlar birer soru sayılmaz. Dolayısıyla cevabı bulunmaz. Bu sorular evet veya hayır cevabına göre her iki durumda da Allah'ın zaafiyetini ortaya çıkaracağı düşünülerek sorulmuştur.
Paradoksa bir örnek verecek olursak: Giritli bir kişinin şöyle bir sözü vardır: "Bütün Giritliler yalancıdır." Bu şekilde bütün Giritliler yalancı oldukları için bu söz de yalan oluyor. Bu söz yalan ise “Bütün Giritliler doğru demek olur.” O zaman yine başa dönülmüş olacak. Bu söz doğruysa bütün Giritlilerin yalancı olması lazım. Yalancıysa, sözün doğru olması lazım... Yani sonuçsuz bir kısır döngü.
Allah, mutlak güç sahibi ise kendinden büyük taşı yaratması lazım. Yaratamayacağı iddia edilirse kendisinde güç zaafiyeti var demektir. O zaman ilah olamaz... kısır döngüsü, mantık hatası. Soru gibi görünen ama aslında cevabı olmayan mantıksız bir durum.
İki zıt şeyin aynı anda olması mümkün değildir. Yani Allah, mutlak kusursuz bir ilah olarak varsa bu sorular, durumlar olamaz demektir. Yani iki imkansızdan sadece birinin olması icabeder. Ya Allah vardır, diğer şeyler olamaz. Ya diğer şeyler vardır, yani İlah kavramı yoktur. Allah'ın var olduğu, açık, net bir bilgi olduğuna göre diğer şeyler mantık icabı yok demektir.

Kur'an-ı Kerim, Erkeğe Eşini Dövmeyi Emir mi Etmiştir?

February 7, 2014 tarafından svp7

Kur'an-ı Kerim, Erkeğe Eşini Dövmeyi Emir mi Etmiştir?

Nisa Suresi’nin 34. ayetinde erkeklere, “Gidin eşinizi dövün” denmiyor. Ayetin ilgili kısmında şöyle deniyor: “... Sadakatsizlik ve iffetsizliklerden çekindiğiniz(korktuğunuz) kadınlara önce öğüt verin, yataklarında yalnız(cinsi münasebette bulunmayın) bırakın, nihayet onları bulundukları yerden çıkarın(uzaklaştırın), (dövün?)... ” Sadakatsizlik, iffetsizlik durumu, evliliğin bitişini netice verecek olan bir durum karşısında üç aşamalı bir uygulama öngörülmüştür.
Ayettteki "darabe" fiili Arapça'da farklı anlamları ifade etmektedir. darabe kelimesinin Kur’an’da “sefere çıkmak, bir yerden bir süreliğine ayrılmak, açmak, ayırmak” anlamında kullanıldığı yerler vardır:
“Yeryüzünde ’sefere çıktığınızda’ (darabtüm) düşmanın üzerinize ani saldırı düzenlemesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur” (Nisa; 4/101)…
Bu bakımdan ayete farklı anlamlar veren müfessirler, alimler de vardır.

1- Onları evden çıkarın, 2- Onları bulundukları yerin dışına gitmek zorunda bırakın, 3- Onları dövün.

Üçüncü aşamada dövmek anlamı yanında evden uzaklaştırmak, başka bir yerde bir süre ikamete zorlamak yani bir süre ayrı yaşamak sakinleşmek ve daha doğru değerlendirme yapmaya fırsat bulmak bakımından doğru bir uygulama olabilir.

Üçüncü aşamada, hâlen düzelme olmazsa evliliğinizi kurtarmak için, onu ıslah niyetiyle öldüresiye değil, insanlık onuruna aykırı şekilde değil, hafifçe dövebilirsiniz, anlamını çıkaran alimler de olmuştur. Ancak bu bir emir değil, belli şartlar dahilinde son aşamada tercihe bırakılmış bir ruhsattır. Ayet bu şekilde bile yorumlansa insan psikolojisi bakımından çok ters bir durum sayılmaz.

Allah, Canlıları Evrimle mi, "Ol" Emriyle Bir Defada mı Yaratmıştır?

February 1, 2014 tarafından svp7

Allah, Canlıları Evrimle mi, "Ol" Emriyle Bir Defada mı Yaratmıştır?

Allah, Canlıları Evrimle mi, "Ol" Emriyle Bir Defada mı Yaratmıştır?

Evrim ve yaratılış konularında son zamanlarda Allah'ın yaratmayı evrim mekanizmasıyla yaptığı görüşünü savunanlar görülmektedir. Bu, temelde Allah'ı inkar edenlerin canlılığa ve kainata açıklama getirmek için en mantıklı ve bilimsel gördükleri tesadüfe, rastlantıya dayanan kendi kendine gelişmeyi ifade eden evrim anlayışından farklı olup Allah'ı inkar etmemektedir.
Aslında bütün mesele Allah'ın varlığını kabul veya red meselesidir. Bunun dışında canlılığın "ol!" emriyle bir defada mı yoksa birbirinden değişimle mi olduğu çok önemli değildir. Çünkü, kendi kendine tesadüfler sonucu oluşan mutasyonların canlıları geliştiremeyeceği aşikar olup bu gelişimin ancak şuurlu bir iradeyle olabileceği mutlaktır.
Artık işin içine şuur ve kast girdi mi bunun şekli önemli değildir. Çünkü tartışma Allah'ı yani bir iradeyi kabul edip etmemektir.
Bir irade sonucu evrimin olduğunu ifade etmek yani mesela bir maymun türünün insana veya insansı bir türe sonra insana dönüştüğünü söylemek aslında YARATILIŞIN BİR BAŞKA İFADESİDİR. Çünkü bir kast ve irade, bir plan söz konusudur. Genlerdeki değişimi isteyerek yapmak demektir ki bu da yaratmak demektir.
Mesela bir bilgisayar programının birbirini takip eden versiyonları gibi. Bu durumda bir programcının o programın kodlarını önceki programdan alıp bazı değişimlerle yeni hale getirdiği söylenebilir. Ancak bu durum programın kendi kendine geliştiğini, bir irade ve şuurun olmadığını göstermez. Mesele bir yaratıcı olunca yeni programı eskinin kodlarını kopyalayıp da mı yaptığı veya yeniden mi yazdığı tartışması gereksizdir. Çünkü yaratıcı için yeniden yaratmakla kopyalamak arasında zorluk açısından bir fark yoktur.

İslam'da Sanat, Spor ve Bilim

January 17, 2014 tarafından svp7

İslam son ilahi din ise İslam alemi neden sefil ve perişan bir haldedir? İslam bilimsel ve teknolojik gelişmelere karşı mıdır?

İslam aleminin günümüzdeki durumuna bakarak mantıksal bir çıkarımla bunun İslam'dan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Çünkü öncelikle İslam'da hak dinin mensupları Allah tarafından düşmanlarına karşı korunur veya iltimas geçilir diye bir şey yok. Her şey sünnetullah denilen Allah'ın doğa kanunları çerçevesinde gelişir. Allah, bunlara uyularak çalışıldığı takdirde hikmeti ölçüsünde yardımda bulunabilir. Ama çalışmadan bir tarafa üstünlük verilmez. Aksi halde peygamberimizin yaptığı savaşları, çektiği sıkıntıları izah edemeyiz. Ayrıca aynı mantıkla günümüze değil de geçmişe bakıldığı zaman bilim, sanat ve ekonomi gibi alanlarda islam toplumunun batıdan daha gelişmiş olduğu görülecektir. Ayrıca günümüzdeki mevcut durumun gelecekte de böyle devam edeceğinin garantisi yoktur.

Dolayısıyla İslam toplumlarının günümüzdeki durumlarını sebep sonuç ilişkisi içinde değerlendirmek ve sebeplerini tespit etmek gerekir. Tarafsız bir gözle bakıldığında görülecektir ki İslam dini bilimsel gelişmelere karşı olmadığı gibi aksine teşvik de etmektedir. Bilim ve teknolojide geri kalmışlık farklı pek çok etkenden kaynaklanmaktadır. Tarih ve toplumsal olaylar insaf gözüyle incelendiğinde bu açıkça görülecektir. Detayını farklı kaynaklara havale ederek sadece bir fikir sunması açısından başlıklar halinde kısaca bunların başlıcalarını şöyle tespit edebiliriz.

İlginç Video

January 7, 2014 tarafından ihy

Ölmeden önce izleyin.videodan şu ders çıkıyor ki:Allah ile olan ilişkimiz ve ünsiyetimiz ancak bilim ile Allahın verdiği aklı kullanmakla gerçekleşebilecektir.ilk emri oku olan dinin emrine ne kadar uyuyor ve uyguluyoruz?? Süheyl Alarslan Hakikaten çok güzel bir video olmuş. Kainattaki ince ince örülmüş, tasarlanmış, hesaplanmış bu düzeni özetleyen güzel bir video. Elbette sayısız nimet, hayat, tasarım delilini anlatmaya videolar yetmez, zaman yetmez. Yapanın eline sağlık. Allah Razı olsun Hsn Atmanoglu Evren düzenini Tanrıya bağlamaktan başka verdiğiniz bir delil yoktur. Tabi buna delil denirse? Tanrının varlığını hiç kimse kanıtlayamaz. Ne vardır , Ne yoktur berkay çobanoğlu Eline sağlık müthişş bir şey bu saol kardeşim.Allah razı olsun.Allah için çalışıyorsun Allah sana bunların karşılığını katkat verecektir.
Aktif Medya