Kuran ışığında İslam
Cennet
Allah, hayatı ve ölümü belirli bir amaçla yaratmış, insanlara doğruyu ve yanlışı öğreten hak kitaplar indirerek bu amacı onlara bildirmiştir. Dünya hayatının geçici ve sahte bir süsten ibaret olduğunu fark edip hayatını ona göre düzenleyen insan için Allah, sonsuz cenneti vaat etmektedir.
İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (Nisa Suresi, 122)
Cennet müminlerin ebedi konaklama yeri olarak yaratılmış kusursuz bir mekandır. Bu güzel mekanda Allah insanları da yine aynı şekilde kusursuz güzellikte yaratacaktır. Üstelik bu güzellik tek bir suretle sınırlı kalmayacak, Allah kullarına istedikleri zaman istedikleri sureti seçebilecekleri bir imkan verecektir. Bu durum Peygamber Efendimiz (sav) ‘in bir hadisinde şu şekilde bildirilmiştir: ‘Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer.’ [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 434/17]
Cennette bütün müminler aynı yaşta yaratılacaklardır. ‘Onları hep bakireler olarak kıldık, eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,’ (Vakıa Suresi, 36-37) . . Peygamber (sav) Efendimizin konuyla ilgili bir hadisinde ise bu yaşın hiç değişmeyeceği bildirilmektedir: ‘Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir.’ [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 450/5]
Cimrilik Etmek ve Malı Yığıp Biriktirmek
Bugün dünyada yaşanan savaş ve çekişmelerin temelinde mal mülkte çoğalma hırsı yatar. Ülkeler topraklarını, insanlarda gayrimenkullerini çoğaltmak için adeta yarışırlar. Bunun tek sebebi imandaki zafiyettir. Ahiret inancı eksik olan insanlar, bu dünyadan hiç ayrılmayacakmışçasına dünya nimetleri için çalışıp ahiretten gafil bir şekilde yaşarlar. ‘Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır.’ (Ali İmran Suresi, 14) ‘Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.’ (Rum Suresi, 7)Mülkün gerçek sahibi Allah’tır.
İbadetleri Erteleme Gafleti
İnsanın nefsinde, yapmak istediği ve içinden geçen konuları daha ileriki bir zamana ertelemek gibi bir eğilim vardır. Kuran’da bildirildiği üzere, kendisi ile beraber tüm insanları cehenneme sürüklemek isteyen şeytan, özellikle hayır ve Allah rızası içeren amellerin ertelenmesi konusunda insanlara telkinler verir. Oysa en önemli sorumluluğu olan kulluk görevini ertelemek veya görmezden gelmek kişiyi bu sorumluluktan muaf tutmaz.
Kaçınılmaz Son Ölüm
Dünyada yaşayan milyarlarca insanın hayattaki tek amacı iyi bir işe, kariyere, ve mutlu bir aileye sahip olabilmektir. Bunun haricinde başka bir amaçları yoktur. Zaten tüm bunlara ulaşabilmek için çabalarken geriye çok fazla zamanları da kalmaz.Mesela yoğun olarak çalışan bir iş adamı günün büyük bir bölümünü çalışarak geçirir; iş yemekleri, toplantılar, iş gezileri... Tüm bu yoğunluğun dışında ailesine de zaman ayıran bu kişiler boş kalan zamanlarında ise sosyal bazı aktivitelerde bulunarak toplum içerisinde daha saygın ve sosyal bir pozisyon elde etmeye çalışırlar. Tek amaçları hayatlarını en iyi şekilde yaşayabilmektir. Ölüm ve sonrasını ise asla düşünmezler.
TERÖR HİÇBİR ŞEKİLDE İSLAMİ YÖNTEM DEĞİLDİR
TERÖR HİÇBİR ŞEKİLDE İSLAMİ YÖNTEM DEĞİLDİR
TERÖRÜN TANIMI
Türkçe’ye Fransızca “terreur” sözcüğünden geçmiş olan “terör” sözcüğü aslında Latince kökenlidir. Bunun anlamı ise; “korkudan titreme ve titremeye sebep olmaktır”.
Fransızca Petit Robert sözlüğünde; “Bir toplumda bir gurubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku” olarak tanımlanır.
İslam Dinine Hizmet Etmek
Günümüz toplumunda çok yaygın bir düşünce hâkimdir. “Din, kişiyle Allah arasındadır” ve “herkes inançlarını dört duvar arasında yaşamalıdır”. İnançların dışa dönük yaşanması ve yaygınlaştırılmaya çalışılması gereksiz, gösteriş amaçlı bir eylem olarak görülür ve bir kısım insan tarafından kınanır.
Isırgan Otundaki Savunma Mekanizması
Isırgan otunun yapraklarının üst kısmında çok sert olmayan ince tüyler ve her tüyün dibinde yakıcı bir sıvı içeren minik kesecikler bulunur.
Bu kesecikler ısırgan otunun savunma mekanizmasıdır. Bir canlı bu bitkiye dokunduğunda, sahip olduğu ince tüylerin sivri ucu ile dokunan canlının derisini deler. Keseciklerin içindeki yakıcı sıvı, tüyün deldiği yerden deriye işler ve deride kızarıklık, ağrı ve kaşıntıya neden olur.
Isırgan otunun böylesine muhteşem bir savunma mekanizmasına sahip olması, Rabbimizin yaratma sanatının örneklerinden sadece biridir.
Allah bizlere, Kendisi dışında hiçbir gücün, hiçbir şey yaratamayacağı gerçeğini Kutsal Kitabımız Kuran’da şöyle bildirmiştir:
Bu, Allah''ın yaratmasıdır. Şu halde, O''nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler. (Lokman Suresi, 11)
Kur'an ve tevessül - Arif Çevikel
"Tevessül" kelimesi, "vesile edinmek", "vesile kılmak" anlamına gelir. Kök anlamı "kurbet" (yakınlık) ve "rağbet" (ilgi, alâka) anlamına gelir (Ahfeş, Rağıb, Râzî). Bunu "Tevessül" formuna taşırsak, "yakınlaşmak için ilgi ve çabayı yoğunlaştırmak" gibi doğru bir anlama ulaşırız.
Kelimenin bu doğru anlamı, acı bir gerçeği gösteriyor: Birçok Kur'anî kavram gibi, bu kavramın da yol kazasına uğradığı gerçeğini. Bizde bu kavram anlam kaymasına uğrayarak, "Allah'a yakın olmak için vesile-vasıta-aracı edinmek" anlamını kazanmış. Bu yanlış anlam, bilgili bilgisiz kişilerin yazılarında ve dillerinde yer etmiş. Şu soruyu sormanın tam sırası: Tevessül'e "Allah'a yakın olmak için iyileri vesile kılmak" anlamı vermek, Kur'an'la çelişmez mi?
Cevabı Kur'an versin: "Kullarım sana Benden sual edecek olurlarsa, hiç şüphe etmesinler ki Ben çok yakınım" (2:186), "Biz kulumuza şah damarından da yakınız" (50:16).
Buna şöyle itiraz edilebilir: Allah kullarına yakın, fakat kul Allah'a uzak. Zaten "vesile" de bunun için gerekli. Yani Allah'ı kula yaklaştırmak için değil, kulu Allah'a yaklaştırmak için...
Zamanın Önemi
Çağımız insanı için zaman son derece önemli bir kavramdır. Daha iyi şartlarda yaşayabilmek adına çok çalışan insanlar çoğu zaman ne kendilerine ne de sevdiklerine zaman ayıramaz hale gelirler. Bu yoğun koşuşturmaca içinde yapmaları gereken görevlerini ve yükümlülüklerini ihmal eder ve bunu da ancak sahip olduklarını kaybettiklerinde anlar ve derin bir pişmanlık duyarlar. Değişmeyen bu durum hayatımızın en önemli gerçeği içinde geçerlidir. İnsanlar hiç ölmeyecekmiş gibi sadece bu dünya için yaşayıp ölümü akıllarına dahi getirmezler. Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak için çalışmakla, geriye kalan kısmını da tatil ya da eğlencelerle geçiren bu insanlar Allah yolunda yapılması gereken ibadetleri ise hayatlarının yaşlılık dönemine ertelerler. Oysa ölümün ne zaman karşımıza çıkacağını bilemediğimiz bu dünyada böyle bir riske girmek oldukça tehlikelidir. ‘Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.’ (Secde Suresi, 11) Kesin olarak gerçekleşecek ölüm anında gaflet içinde, Allah’tan uzak yaşamış insanların düşeceği durum ‘Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." ’ (En'am Suresi, 27) ayetiyle açıkça bildirilmiştir.
İnkar Edenler Allah’a Layığıyla Teslim Olamazlar
İnsanı yaratan, bütün nimetleri veren, yediren, içiren, ruhuna çok çeşitli zevkler yaşatan Allah’tır. Fakat buna rağmen insanların bir kısmı Allah’ teslim olmaya ‘inatla direnirler’. Oysa direnmekle insanlar sadece kendilerine zulmetmiş olurlar. Çünkü her konuda Allah’a muhtaçtırlar. Rabbimiz bu konuyu bir ayetinde şöyle hatırlatmıştır:



