Kuran ışığıda İslam
![]() |
Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak fakat arkana bakma... Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de... Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp yolu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal... |
Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe saygı; hayat ahlaki bir değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek. Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları, rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yasayan geniş ve hür ilim.. iste insanlığı kanatlandıracak biricik inanç (Renan, İlmin Geleceği)
İmanını kaybeden bir çağın dini.
Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden
habersizmiş.
Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler.
Elleri, ayakları, iç
organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında
olup biteni fark
etmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri
tanıdıkça mutlulukları
artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış:
"Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika
değil mi? Hayat ne
güzel şey be kardeşim!"
Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe
koyulmuşlar.
* Allah katında din İslam’dır. (Al-i İmran, 19)
* Kur’an bütün alemler için bir uyarıcı, bir zikirdir. (Kalem, 52)
Dünyada eskiden beri esasen iki büyük dünya görüşü ve güç var olmuştur. Bunlardan biri önce Hıristiyanlık esasına dayanan sonra Hıristiyanlığın belirleyiciliğini kaybedip tali unsur olduğu, yerine liberal görüşün, ferdiyetçiliğin geçtiği kapitalist Batı dünyası; diğeri ise İslamiyet’tir.
Biri şehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri çiftçizade dört genç bir yolda buluşmuşlar.Dördü de ihtiyaç içindelermiş.Dördü de üst başlarından başka bir şeye sahip değillermiş.Aç ve yorgun bir haldelermiş.Bunlar bu zor durumda ne yapacaklarını düşünmekteydiler.Her bir ikendi yapısına göre bir şey söylüyordu.
Şehzade:
“Dünyanın her işi kaza ve kadere bağlıdır.Kazaya rıza göstermekten başka çare yoktur.” Dedi.
Tacirzade:
“Akıl her şeyden üstündür” dedi.
Güvercinin biri uzun bir hurma ağacının tepesinde yuva kurar, yumurtlar ve yavrulardı.Fakat bu ağacın yüksekliği yüzünden yuvayı kurmak bir hayli güç işti.Güvercin bu güçlüğü göze alıyor burada yumurtluyor ve yavrularını yetiştiriyordu.Fakat yavrular yetişir yetişmez bir tilki geliyor, ağacı dibinde durarak güvercini korkutuyor ve ona:
Varlıkların huyları türlü türlüdür.Yeryüzündeki varlıklar içinde insandan daha şerefli olanı yoktur.Fakat insanların da iyisi ve kötüsü vardır.
Bir zaman büyük bir ağacın kökünde Rumi adlı bir kedinin yuvası vardı ve ona yakın bir yerde de Feridun adlı bir farenin deliği vardı.Avcılar buraya sık sık gelir ve vahşi hayvanları kuşları avlarlardı. Bir gün buraya bir avcı, Rumi’ye yakın bir yerde ağını kurmuş ve çok geçmeden de Rumi ağa düşmüştü.Az sonra fare de deliğinden çıkmış Rumi’nin tuzağa düştüğünü görünce sevinmiş ve ona görünmemeye dikkat ederek gizlenmişti. Fakat kedinin yakalanmasına sevinen fare, kendisini kapmak isteyen bir gelinciğin yaklaştığını, ağacın üzerindeki bir baykuşun da üzerine çuvallanmak için hazırlandığını fark ederek zor bir durumda olduğunu anladı.Geri dönerse gelinciğin, sağa veya sola giderse baykuşun, ilerlerse kedinin kendisini yakalayacağını görür ve kendi kendine der ki:
İki yavru sahibi dişi bir aslan bir in de yaşıyor ve yavrularını in de bırakarak ava çıkıyordu.Bir gün yine bu şekilde hareket etmiş, fakat bu sırada buradan bir avcı geçerek yavruları vurmuş, öldürmüş, derilerini yüzmüş, derileri derleyip toplayarak evine götürmüştü.
Ana aslan geri dönerek bu manzara ile karşılaşınca yıldırımla vurulmuşa dönmüş, yerlere yatarak sırtüstü yüzüstü kıvranmış, ağlamış ve sızlanmıştı.