You are hereZekatla İlgili Mühim Bir Soru
Zekatla İlgili Mühim Bir Soru
Satın alınan ev için zekat gerekmediği halde ev almak için biriktirilen para zekata tabi midir? Eğer zekata tabi ise hikmeti nedir?
Bu konudaki yaygın görüş şudur: Sayısı ve niteliği ne olursa olsun, ticaret yapma amacı taşımamak şartıyla ev, zekata tabi değildir. Fakat ev almak için biriktirilen paranın ise nisap miktarına ulaşmışsa zekatının verilmesi gerekir.
Bunun yanında daha az olmakla beraber ikinci olarak, ev almak için biriktirilen paraya zekat düşmez, görüşünde olanlar da vardır. Bu görüşe göre beş tane evi olan birisi, bunlar için zekat vermediği gibi ev almak için zorlukla para biriktiren biri de biriktirdiği paranın zekatını vermez. Böylece para biriktirip de henüz ev alamayan biri adaletsizliğe uğramamış olur.
Zekatla ilgili bu ikinci görüş nefsin de devreye girmesiyle suistimale açık gibi görünmektedir. Her ne kadar, adaletsiz gibi görünen, birçok evi olan birisinin zekat vermemesine karşılık ev için biriktirilen paraya zekat düşmesi durumunu ortadan kaldırıyor gibi görünse de bu görüş doğru kabul edilirse, birikim yapılan bütün paralar için aynı şey düşünülüp hiç kimse birikiminden zekat vermez. Çünkü her birikimin ev almak için yapıldığı yorumuna ulaşılır. Eğer hüküm sadece ilk ev için geçerlidir, dense o zaman üç beş tane evi olana zekat düşmemesi durumu yine izahsız kalır.
Bu konudaki ilk görüş, İslam alimleri arasında yaygın olarak kabul görmüştür. Yani kaç tane olursa olsun eve zekat düşmezken ev almak için de olsa birikim yapılan paraya zekat düşer. Bu görüş, zenginlik penceresinden bakılarak adaletsiz bir uygulama gibi görülebilir. Hem sayısı olarak çok, hem nitelik olarak lüks olan evlerin para değeri çok olmasına rağmen bunlara zekat düşmemesi, ama belki bunlara kıyasla on kat, yüz kat daha az olan birikmiş paraya zekat düşmesinin hikmeti olarak paranın yastık altında biriktirilip ekonomiden çıkarılmasını önlemek olduğu belirtilmektedir.
Zekatın bu hikmeti aslında çok doğru ve çok gerekli bir uygulamadır. Ancak bu hükmün inceliğini ve elzem oluşunu anlamak için ekonominin işleyiş mantığının kavranması gerekir. Aksi halde akıl, nefsin de devreye girmesiyle bu uygulamayı pek doğru bulmayacak ve biriktirilen paralardan zekat vermemeye meyledecektir.
Bu hükmün inceliğini anlamak için para kavramının ekonomideki yerinin çok iyi anlaşılması gerekir. Bunun için, “Faizsiz Ekonomi” ve “Ekonomi Kolay mı?” başlıklı yazıların dikkatlice okunması faydalı olacaktır.
Burada kısaca anlatmak gerekirse, para üretilen malların değişimini sağlayan bir araçtır. Bizatihi bir değeri yoktur. Aslında sadece kağıttır. Fakat ekonominin işlemesi için yani üretimin sağlanması ve üretilen malların el değiştirmesi için paraya ihtiyaç duyulmuştur.
Para, bir toplumdaki üretilen malların karşılığı demektir. Bu üretimin devam etmesi için üretilen malların satılması gerekir. Aksi halde satılamayan mal zarar olacağı için bir daha üretilmeyecektir. İşte para, üretilen malların el değiştirmesini sağlar. Böylece herkes ihtiyaç duyduğu üretime ulaşır, ihtiyacını karşılar ve ekonomi işler.
Fakat bu işleyişin devamı için üretim miktarı kadar paranın piyasada var olması gerekir. Çünkü bu üretimlerin devamı için bunların satılması lazım. Yani para olacak ki değişim sağlansın yani alım satım olsun. İşte sorumuz olan para biriktirme meselesi burada devreye girmektedir. Diyelim ki herkes kazancının yüzde yirmisini harcamadı, biriktirdi. O zaman ne olur. Piyasadaki üretim yüzde yirmi azalır. Çünkü herkes kazancının tamamını harcamadı. Yani yüz adet üretimin yirmi adeti satılmadı. Sonuçta yirmi adetlik bir zarar olacağı için gelecek sefer üretim yirmi adet azalacak demektir. Yani üretim kısılacak demektir. Bunun sebebi de açıkça görüldüğü gibi yastık altına atılan paradır. Yani biriktirilen para. İşte birikim yapılan para ekonomiden böylece çıkarılarak ekonominin küçülmesine sebep olur.
Bu küçülme ise işsizliğin temel sebebidir. Çünkü yüzde yirmi üretimin kısılması demek işçi ihtiyacının da yüzde yirmi azaltılması anlamına gelir. Böylece birikim yapılan para yüz kişiden yirmisinin işsiz kalmasına sebep olur. Bu işsiz kalan insanların da harcama imkanları azalacağı için sürecin devamında satılan ürünlerin bir miktarı daha satılamayacak ve yine üretimin bir miktar azaltılması yoluna gidilecek. Sonuçta yine belli oranda işçinin işine son verilecek. Eğer devlet müdahalesi olmazsa zincirleme olarak ekonomi belli bir yere kadar küçülecektir.
Ele geçen para ile ev alındığı zaman para ekonomiye döner ve evin yapımında çalışan mimar, mühendis, sıvacı, duvarcı, elektrikçi, hammaddeyi üreten, taşıyan, satan birçok insan iş yapar, para kazanır, böylece ekonomi düzenli olarak işler. Böylece bir ev alınabilecek miktardaki paranın zekatından çok daha önemli bir iş görülmüş olur ve insanlar düzenli olarak çalışarak para kazanır. Halbuki birikim yapılan para ekonomiden çekilerek yukarıdaki olumsuz senaryoya sebep olur.
Zekat aslında bir anlamda birikim yapmayı caydırıcı bir rol oynayarak ekonomide hayati bir işlev yerine getirir. Kapitalist sistemde bu birikimin ekonomiye zararı fark edilmiş ve birikimi ekonomiye döndürmek üzere faiz kavramı kullanılmıştır. Böylece biriktirilen para yastık altında tutulmayacak ve banka aracılığıyla ekonomiye dönecektir. Fakat birikimi ekonomiye döndürmeyi teşvik amacı taşıyan faiz maliyetleri suni olarak arttırarak gerçek üretimi yapan kesimin hakkı gaspedilmiş olur. İslamdaki faiz yasağının hikmetlerinden biri de budur.
Böyle bir uygulama elinde mesela yüz bin TL para olan birisi her yıl iki bin beş yüz lira zekat verecek demektir. Uzun yıllar hesaplanırsa mesela on senede yirmiş beş bin liraya yakın bir para yapar. Bir de ev alıp kiraya verme imkanı da varken yapmadığını düşünse büyük bir zarar diye düşünülür. Böylece zekatın varlığı aslında parayı biriktirmeyip daha doğrusu yastık altında tutmayıp, bir şekilde ekonomiye döndürmeyi sağlamış olur. Ev almak, ya da ferdi veya kar ortaklığıyla müşterek iş yapmak şeklinde para ekonomiye döndürülmelidir. Böylece kişiler fazla kazansalar da birikimlerini ekonomik işleyişi bozmayacak şekilde değerlendirmiş olurlar. Hem fert hem toplum için en faydalı yöntem budur.
İşte, zekatın biriktirilen paradan(birikim amacı ne olursa olsun) her sene verilmesinin hikmeti bu şekilde açıkça anlaşılmış olur. Zekatın ferdi ve toplumsal başka faydaları ve hikmetleri de olmakla beraber esas hikmetinin bu olduğu da söylenebilir. En doğrusunu ilmi ve kudreti sonsuz olan Allahü Teala bilir.



