şair

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Şarkımız

Kırılır da bir gün bütün dişliler
Döner şanlı şanlı şarkımız bizim
Gökten bir el yaşlı gözleri siler
Şenlenir evimiz barkımız bizim
Ya kuşlar kaybolur çıkarız düze
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze
Sapan taşlarının yanında füze
Başka alanlardan farkımız bizim
Kurtulur din, tarih, ahlak ve iman
Görürler nasılmış neymiş kahraman
Yer ve gök su vermem dediği zaman
Her tarlayı sular arkımız bizim
Gideriz nur yolu izde gideriz
Taş bağırda sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur, biz de gideriz
Kalır dudaklarda şarkımız bizim
Necip Fazıl KISAKÜREK

ŞİİR

İbrahim
İçindeki putları devir
Elindeki baltayla
Kırılan putların yerine
Yenilerini koyan kim?
Güneş buzdan evimi yıktı
Koca buzlar düştü
Putların boyunları kırıldı
İbrahim
Güneşi evime sokan kim?
Asma bahçesinde dolaşan güzelleri
Bühtünnasın put yaptı
Ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
Gönlümü put sanıp da kıran kim?
Asaf Halet ÇELEBİ

MESCİD-İ AKSA

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehri çağlıyordu
Hani o günler ki binlerce Mümin
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebiler katını için
Cevaba erişen dulalar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Müminden yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgârlar silmez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vahayım
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür Müslüman’a selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslam diyordu

M.Akif İNAN

MEHMET AKİF ERSOY

Büyük şair İslami konularda da derin bilgiye sahipti. Arapçayı Farsçayı ve Fransızcayı çok iyi bilirdi. Babası müderrirdi ve iyi yetiştirmişti. Baytar mektebini bitirdi. Edebiyat sahasında kendini geliştirmişti İstanbul Üniversitesi Edebiyat Profesörlüğüne tayin edildi. Birçok dergide şiir ve makaleler yazdı. Sait Halim Paşa’nın Fransızca olarak yazdığı “İslamlaşmak” adlı eserini Türkçeye çevirdi.
Birinci Dünya Savaşının Osmanlı aleyhine sonuçlanması onu üzmüştü. İstiklal savaşında canla başla halkı bağımsızlık için mücadeleye çağırma girişiminde bulunarak şehir şehir, köy köy gezdi. Halkı bilinçlendirme ve savaşa teşvik için elinden gelen ne varsa yapıyordu. Savaş sona erdi ve İstiklal savaşı kazanılmıştı. Akif çok sevinçliydi. Yıllarca özlemini çektiği İslam birliği gerçekleşiyordu. Meclis Kuran’larla kurbanlarla açılmıştı. Daha sonra Akif’in düşündüğünün tersine durum ortaya çıktı. Medreselerin kaldırılması, şeriatın kaldırılması, şapka ve Latin harflerinin kabul edilmesi Akif’i yüreğinden yaralamıştı. Bu arada yeni devlete karşı yapılan ayaklanmalar da bastırılıyordu.
Akif İslam Birliği idealinin gerçekleşmediğini görünce huzursuzluğunu arttıran başka sebeplerden dolayı da ülkeden ayrılmak zorunda hissetti. Kahire üniversitesinde profesörlük yapmaya başladıysa da üzüntüsü onu yendi. Hastalandı. Tedavi için bir süre Lübnan’da kaldı. 1936’da İstanbul’a döndü, altı ay geçmeden vefat etti. İstanbul’a döndüğünde büyük ilgiyle karşılanmıştı ama cenazesine katılmaya çoğu kimse cesaret edemedi. Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır.

Mehmet Akif Ersoy ve Hayat Kronolojisi

  Erdemli Bir Şahsiyet

Akif’ in hayatını ve ahlâkını oluşturan en önemli unsur, "kendi kendisi" olmaktır. Bu O'nun bütün hayatını yönlendiren bir ilkedir. İmanında, san'atında, yaşantısında, kendi adına ve toplum adına konuşurken hep aynı insandır ve neyse odur. Bir başkasına benzemek, ödünç alınmış kimliklerle ortaya çıkmak, olduğundan fazla görünmek ve söylediği ile yaptığı arasında bir uyumsuzluk, düşünce, duyarlık ve imanıyla ters düşmek O'nun hiç bir şekilde katlanamayacağı bir düşkünlüktür. Bu ilkeli ve bütünlüklü kişilik Akif'i bir erdem anıtı haline getirir. Akif yanılmış olabilir, yanlış yapmış olabilir, ama asla tutarsız ve samimiyetsiz olmamıştır. O'nun için verilmiş bir sözün, kurulmuş bir dostluğun, bağlanılmış bir imanın, sahip olduğu vatanın bedeli hayattır. Akif, hayatı pahasına sever, hayatı pahasına bağlanır, hayatı pahasına inanır ve verdiği sözü hayatı pahasına verir. Bu yüzden dostluğu kelimenin her anlamıyla sonuna kadar güvenli ama o ölçüde de zorludur.

Reklam

İçeriği paylaş