You are hereallah sevgisi
allah sevgisi
SEVGİ UĞRUNA
Anne Allah’ı çok seviyor ve adayacak bir şeyi olmadığı için karnındaki evladını adıyor. Sevgi bedel ister, ispat ister. Allah’a da bu hediyeyi kabul etmesi için yalvarıyor. Çocuk kız oluyor yine vazgeçmiyor Mabede hizmetçi olarak veriyor. Hz Meryem de bir İsa doğuruyor.
Hz. Musa sevgi uğruna denize, Hz. İbrahim sevgi uğruna ateşe gidiyor. Nice peygamberler Allah’ın sevgisini kaybetmeme uğruna nice eziyetlere katlanıyorlar. Ezalar, cezalar, sürgünler, ihanetler, şehadetler.
Şehit sevdiği uğruna kendini adayandır. Şehit sevgisini şehadetle ispatlıyor. En değerli varlığını Allah’a veriyor. Onun için “şehadet en büyük aşk, şehit en büyük aşıktır.”
Allah Sevgisi, Allah’ın Varlık Delilleri Üzerinde Düşünerek Artar
İman hakikatleri, Allah'a duyduğumuz sevgiyi, aşkı ve korkumuzu artıran çok önemli etkenlerdir.
Çevremizde gördüğümüz canlı ve cansız her şeyi Allah yaratmıştır. Yarattığı canlılardaki detayları inceledikçe, Rabbimizin büyüklüğünü daha iyi kavrarız. O'nun, ilmiyle kuşattıklarına şahit oldukça O'na olan sevgimiz de artar.
"Ben zaten Allah'ı seviyorum, O'nu sevmek ve varlığını anlamak için iman hakikatlerine ihtiyacım yok, Allah zaten var" demek çok samimi bir tavır olmaz. Elbette deliller olmadan da Allah'ı severiz ancak deliller üzerinde düşünmek Allah'ın emridir ve her delil bizi O'na yakınlaştıran bir vesiledir.
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Ali İmran Suresi, 191)
Bir insana duyduğunuz sevgi, ondaki delilleri gördükçe artar. Örneğin eşinizle olan ilişkinizi düşünün. Eşinizin gösterdiği her güzel tavır, ona olan sevginizi artırır. Size güzel sözle hitap etmesi, yemek yerken nezaketli davranması, temiz olması, kötü bir olay karşısında sabır göstermesi, merhametli olması, sizin eşinize olan sevginizi artıran delillerdir. Bu deliller arttıkça eşinize duyduğunuz sevgi de artar.
Allah'ın varlık delillerine şahit olmak da, O'na olan sevgi ve bağlılığı artırır. Bu nedenle iman hakikatlerini önemsiz görmek ve ben zaten onlar olmadan da Allah'ı seviyorum demek mümine yakışan bir tavır olmaz.
Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 35)
Dedim: Çok yalnızım - Fazlı ULU
Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ
Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Allah Sevgisi - M. Fethullah Gülen
Akaid(iman)GUVEN bildirdi: "Bu yol herkese açık olsa da yolcunun samimi ve kararlı olması şarttır. Herhangi bir mü'min bütün cemallerin, kemallerin, azametlerin, ululukların, ihtişamların, ihtişam üstü ihtişamların O'na ait olduğunu görüp hissedebildiği takdirde bütün bu vesilelerin gönülde hasıl ettiği alâka, muhabbet ve iştiyakla O'na yönelir ve O'nu zatına münasip bir sevgiyle sever ki işte bu tutku -ve tabir yerindeyse- bu sevda O'nadır ve tevhid edalııı bir aşk u iştiyak kaynağıdır. Zaten, tevhide kilitli ve ıslâmî esaslara başlı bir sinede sevgi inhirafı da düşünülemez.. ve hele asla muhabbet kaymaları olmaz ve olamaz. Bir muvahhid O'nu O olduğu için sever ve sevgisini de dünyevî-uhrevî hiçbir mülâhazaya başlamaz. O, her zaman gönlünde köpürüp duran sevgi fevvarelerini, aşk u iştiyak çağlayanlarını Kur'ân'la, Hazreti Ruh-u Seyyidi'l-Enâm (aleyhi ekmelü't-tehâyâ)'nın vaz'ettiği düsturlarla filtre ve test eder ve bunları insanî heyecanlarla yürüdüğü yollarda birer bariyer gibi kullanır, aşk ateşiyle cayır cayır yandığı zamanlarda bile hep istikamet soluklar; O'nu her şeyin gerçek mâliki, sahibi, görüp gözeteni, esmasıyla mâlum, sıfatlarıyla muhat bir Zât olarak kendine has münezzehiyeti, mukaddesiyeti, mübecceliyeti içinde derin bir aşkla sever; severken de kat'iyen şatahat ve laubaliliğe girmez.



