dunyevilesme

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Dünya malı dünyada kalacak da... Fatma BARBAROSOĞLU

Bir mümini diğerlerinden ayıran şey dünya hayatının faniliğine olan inancıdır. Üç günlük dünya inancını yitirdiğimiz anda ruhunu yitirmiş kof bedenlere dönüşürüz. Yiyen, içen eğlenen bedenler.

Haftaya kendimizi sorgulayarak başlayalım istedim

...

Buyurun:

'İbn Mesud (ra), kâinatın, yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hz. Peygamber'in bir yol üzerinde dinlendikleri sırada şöyle buyurduğunu rivayet eder: ' Dünyayı ben neyleyim? Benim dünya ile ilgim, bir ağacın altında oturup dinlendikten sonra, kalkıp orayı terk eden garip bir yolcunun hâli gibidir.' (Tirmizi)

Şu geçici dünyada garip bir yolcu gibi olmak gerek. Çünkü 'İnsana yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve amel edindiğinden başka bir dünyalık yoktur. Bunun dışında, ölüm er ya da geç gelir ve insanın sahiplendiği ne varsa elinden alır, her şeyi ardında bırakır.' (Müslim)

Hz. Peygamber bunu izah ederken parmağını gösterdi, 'Dünya, ahirete nazaran bir parmağı denize sokmak gibidir. Biriniz o parmağın denizden ne kadar ıslanıp çıkabileceğine bir baksın' buyurdu. (Tirmizi-Müslim)

İnsanın yaşamakla elde edeceği dünyalık, bir parmağın suya girip çıkmasıyla elde edeceği ıslanma kadardı, üstelik o ıslanma dahi çarçabuk kurumaz mı? Ne parmak denizi avuçlayabilir, ne de ondan kalıcı bir şey edinebilir.

Dünyanın tatsız gerçeğidir bu. Böyle tatsız gerçeklerle doludur dünya.

Ashaptan, Cabir bin Abdullah bu gerçeğin bir başka sahnesini şöyle rivayet eder: 'Resulûllah (asv) ile beraber yayla köylerinden birinden şehre dönüyorduk. Şehirde kurulu pazarın gürültülerini duymaya başlamıştık ki Allah Resulü durdu; küçük kulaklı ölmüş bir oğlağı göstererek, 'Hanginiz bunu bir dirheme alır?' diye sordu.

Gruptan biri, 'Bir oğlak leşi ne işe yarar ki? Hem diri olsa dahi kulakları kusurludur, bir kıymeti olmaz' dedi.

Bunun üzerine Allah Resulü, 'Vallahi, Allah katında dünyanın, bu oğlağın sizin nezdinizdeki değeri kadar bile kıymeti yoktur' buyurdu. (Müslim-EbuDavut)

Müslümanlar Allah yokmuş gibi yaşıyorlar

Dr. Emre Dorman: "Ülkemizde yaşayanların yüzde 99’u Müslüman olduğunu söylüyor. Ama yaşantılarını incelediğinizde Allah yokmuş gibi yaşıyorlar. "

"Müslümanlar Allah yokmuş gibi yaşıyorlar"

Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Emre Dorman, ateizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir isim. Dr. Dorman, kaleme aldığı kitaplarında günümüzde ateizmin geldiği noktanın son durak olduğu üzerinde duruyor.

Dr. Dorman, “Modern Bilim: Tanrı Var” kitabında modern bilimin geldiği noktada Allah’ın varlığını kabul ettiğini belirtiyor. “İnsanlar Uyurlar, Ölünce Uyanırlar” ve “Kur’an-ı Kerim’deki Temel Emir ve Yasaklar” Dr. Dorman’ın diğer kitapları.

Yüksek binalar ve altında ezilen insanlık! - Yaşar Değirmenci

Peygamberimiz de bugünleri görürcesine “Dikkat ediniz, gün gelecek insanlar yüksek bina yapmakta birbiriyle yarış edecekler.” Kıyamet alametleri sorulduğunda da: “ Binalar yükselip heva-i hevese uyulduğunda, binalar ve zinalar çoğaldığında…” buyurmuşlar.

Servet ve Dünya Hayatı

Size ne verilmişse onlar dünya hayatının geçici hazlarıdır. Dünya hayatı misafirhanedir. Ruh dünyaya gelmekle gurbete gelmiştir. Bir gün asıl yurduna dönecektir. Allah katında olanlarsa daha kalıcı ve daha hayırlıdır.
Hâlâ akletmeyecek misiniz?
İki dünyalı insan ve tek dünyalı insan. Tek dünyalı insan bu dünyaya sıkı sıkı sarılacaktır. Bu insanın bir fiyatı vardır. Ama çift dünyalı insana fiyat biçemezsiniz. Fiyatı olmayan daha doğrusu Allah’tan başka kimsenin ödeyemeyeceği bir fiyatı olan insan.
Öteden beri Bana ortak koştuğunuz ortaklarım nerededir diye soracaktır.
Şirkin Allah’a bir zararı yoktur. İnsan şirk koştuğuna kul olur. Şirk koştuğu şey karşısında köleleşir.
Şirk koşulanlar derler ki; bu peşimizden gelenleri biz azdırdık. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlarla ilişkimizi kesiyoruz. Onlardan Sana sığınıyoruz Allah’ım.
Aslında onlar bize tapıyor değillerdi. Zımnen onlar kendi heva ve heveslerine arzu ve içgüdülerine tapıyorlardı.
Onlara denilecek ki; çağırın ortaklarınızı. Fakat kendilerine asla karışlık verilmeyecek.
Ama azabı görecekler.
O çağırdıkları şirk koştukları değil, asıl azabı çağırmışlardı. İyi eylemleri yapanların cenneti çağırdıkları gibi kötü eylemleri yapanlar azabı çağırmış oluyorlardı.
Yeryüzünde bir hayata sahip olmak, iradenin imtihana tabi tutulmasından başka bir şey değildir.
Madem elçilerin getirdiği haberlere kör sağır kaldılar, onu almadılar ahirette de bir haber bekleyecekler fakat bir haber alamayacaklar.
Tevbe edenler iman edenler ve güzel amel edenler ahirette mutluluğa ereceklerdir.
İman bir ağaçtır ki amel bu ağacın meyvesidir.
Ebedi hayatın kurtaran kurtulmuş oluyor. Kur’anın lügatinde kurtulmak bu anlama geliyor.
Ne ki dilediğini yaratan ve elçi seçen Allah’tır.
Allah peygamberi kendisi seçer.
Yüceler yücesi aşkın olan Allah’ın zatı onların çok ötesindedir. Onların göğüslerinde sakladıklarını da açığa vurduklarını da çok iyi bilir.
Bu dünyada da öbür dünyada da hamd O’na mahsustur.

Ümmetin Hastalığı: Dünyevîleşme - Yaşar Değirmenci

Dünyevileşme, müminler için kanser kadar tehlikeli bir hastalıktır. ‘Dünyevileşme hastalığı’nın en önemli sebebi imanda zayıflık ve zafiyettir. Dinde laubalileşme, lakaytlık, ibadetleri geçiştirme, emir ve nehiylerde vurdumduymazlık, amelsizlik, vs. ‘dünyevileşme’nin dışa yansıyan tezahürleridir.

Dünyevileşme, dini olanın gündelik hayattan, ahlaktan, ticari ve sosyal yaşayıştan uzaklaştırılması, öneminin azaltılması, kişinin kendisini dünyanın cazibesine kaptırıp onun esiri olması manasını taşır. Diğer bir ifade ile dinin, gündelik hayattaki tesirini ve yerini azaltma, sınırlama, yaşadığı hayat tarzına dini müdahale ettirmeme anlamına da gelir. İnsanın ilgisini ve dikkatini yalnız ve yalnız dünyaya çevirmesi, zevk ve sefaya düşkünlük, rahatın peşinde koşmak da dünyevileşmenin belirtileridir. Dünyevileşme, müminler için kanser kadar tehlikeli bir hastalıktır. ‘Dünyevileşme hastalığı’nın en önemli sebebi imanda zayıflık ve zafiyettir. Dinde laubalileşme, lakaytlık, ibadetleri geçiştirme, emir ve nehiylerde vurdumduymazlık, amelsizlik, vs. ‘dünyevileşme’nin dışa yansıyan tezahürleridir.

Vahye ve sünnete dayalı bir hayatı, insanları bir bütün olarak ele alıp, ölçülü ve dengeli bir yaşayışı önceleyen Müslümanların heva ve hevese dayalı bir zihniyetle, refahtan şımarmış, azmış menfaat ağırlıklı bir hayatı tercih eder hale gelmesi, dünyayı da ifsat etmektedir.

Ahlak

Ahlak:
Yaratilis, maddi ve sosyal yonleri var. Fitrat var ama sonradan kazanilan zararli hastaliklara karsi savunmasiz. Ahlak ilerler ya da geriler. Peygamberler tarihi ahlak tarihidir. Peygaberimiz e ahlaki tamamlamak icin gelmitstir.
Muslumanlarin ahlakini bozan temel unsurlar nelerdir.
Ibni Sina: iyi ahlak dogustan kazanilir, kotu ahlak sonradan kazanilir.
Ahlak: iyi ahlakin, dogru aklin konu alanidir. Bizde Kuranin iyi gordugu ahlaki, Kuranin kotu gordugu aklaksizliktir. Akil ile kalp arasinda uyum vardir.

Islamin temel kati nedir? Genelde akaid olarak gorulse de bizde islamin temel kati ahlaktir. Islamin giris kati ahlaktir.

Allah bir insani degerlendiriken ibadetlere degil ahlaka bakardi. Gece gunduz ibadet eden fakat cevresine verdigi zarardan dolayi cehennemliktir demesi buna guzel ornektir.

Butun kotuluklerin anasi dunyevilesmedir. Mal mulkiyet degil emanet olarak bilmek gerekir.
Taklit de ahlaksizligin asil sebeplerden biridir.

Reklam

İçeriği paylaş