ebu hanife

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Ebu Hanife ve Hadis

“Ebu Hanife
Kur’an’ın mahlûk olduğunu söyledi. Bu
rezil sözünden dolayı birçok defa tevbeye
davet edildi.” Ebu Nuaym’ın insaf şakülünün
ne kadar kaydığına bakın ki, sözün arkasına
“Sözünden dönmediği için zindandan ölüsü”
çıktı diye ekleyemiyor. Bunun çevrisi şudur:
Ebu Hanife iktidarın tezini savunmadı, zalim
yöneticilerin çanağını yalamadı ve bu yüzden
de işkencelere uğradı ve sonunda zulmen öldürüldü.
Bilindiği gibi Ebu Hanife Mansur’un zindanına
diri girmiş ölüsü çıkmış, şehid edilmiştir.
Hadisçi Süfyan es-Sevri’nin onun şahadetine
tepkisi şöyle olmuş: “Elhamdülillah! O İslam’ı
ilmek ilmek çözen birisiydi!
İslam’da ondan daha
uğursuz biri doğmamıştır”. Bildiğiniz bilmediğiniz hadisçilerin
hemen tamamının
onu itibarsızlaştırma
korosuna katıldığını görürsünüz.
Hepsini nakledersek
sayfalar tutar. Hadisçi İbn
Ebi Şeybe, hızını alamamış
olacak ki, “Onun bir Yahudi
olduğu kanaatindeyim”
der. Ebu Hanife’ye hadisçi
kininin nerelere kadar çıktığını
hadisçi Ukayli’de görüyoruz:
“Yalancı, güvenilmez,
sahtekâr, küfre düşen
biri”… Sunu söyleyeyim de gerisini anlayın:
Bir hadisin sahih olup olmadığı ideolojik tarafgirlikle
kantarlarının topuzu hepten kaymış
olan bu gibi cerh ve tadil ulemasının koyduğu
ölçülerle sabit oluyor. Eğer ‘hadisler vahiydir’
diyenlere inanırsanız, bir sözün vahiy olup
olmadığını, insaf ve adalet ölçüsünü kaçırmış
olan bu gibi isimler belirliyor.
Ebu Hanife’nin hadis ideolojisinin ve taraftarlarının
iç yüzünü bildiğini, İbn Ebi Hatim’in
onu karalamak için Kitabu’l-Cerh’inde naklettiği
şu sözden anlıyoruz. Ebu Abdirrahman
el-Mukri’den: “Ebu Hanife bize hadis rivayet
eder, sonunda da bu duyduğunuz şeylerin
hepsi herzedir” derdi (VIII, 450). Büyük İmam
ne güzel demiş. Uydurduğu herzeleri Allah

Ehl-i Rey’in en ünlüsü İmam Azam Ebu Hanife

akleden kalbini çalıştırıyor. Said b. Müseyyeb’e
“Kadının kesilen parmağı arttıkça diyeti azalıyor
mu?” diye haklı olarak soruyor. İlmiyyat
talep eden bu soruya, hissiyat ile cevap veriliyor.
Tabi ki tatmin etmiyor.
Ehl-i Rey’in en ünlüsü İmam Azam Ebu
Hanife’dir. Ebu Hanife ve arkadaşlarının sünnete
bakışı özetle şudur: Sünnet ve Hadisler
Peygamberimizin Kur’an’a dair reyidir. Risalet
misyonuna dair olanları (nebevi örneklik anlamında)
sünnettir, risalet misyonu dışında kalanları
içtihattır.
Ebu Hanife mümeyyiz bir aklı temsil etmektedir.
Ona göre sahabe hepsi de planyadan
çıkmış bir topluluk değildir.
İçlerinde dinde derin anlayış
sahibi olanlar olduğu
gibi olmayanlar da vardır. Bu
ikincilerden gelen rivayetler,
“nakleden sahabe fakih değildir”
gerekçesiyle göz ardı
edilebiliyor. Ebu Hanife hadisleri
Kur’an’a arz ediyor.
Tıpkı “Bir mü’min, bir kâfire
karşılık (kısasen) öldürülemez”
rivayetinde olduğu
gibi. Bu tür tasarruflara karşı
yapılan itirazları Ebu Hanife;
“Kur’an’a aykırı hadisi red
Nebi’yi red değildir” diye cevaplıyor.
Ebu Hanife’nin bu tavrı Hanefi usulcülerince
şöyle formüle edilmiştir: Sünnet hadise tercih
edilir, kıyas haber-i vahide tercih edilir, istihsan
(alimin kendisini ikna eden şahsi kanaati)
kıyasa tercih edilir. Bu formülün kendi içinde
hayli cesur olduğu su götürmez.
Ebu Hanife bu yüzden iftiralara uğrar. Ona
en çok iftira atan da hadisi ideolojileştiren
hadisçilerdir. İbn Ebi Davud, “Ebu Hanife’yi
kötüleme hususunda ulemanın icmaı vardır”
diyebiliyor. Tabi ki onun “ulema” dediği, hadis
ideolojisi taraftarı olan hadisçiler. Süfyan b.
Uyeyne ve Süfyan es-Sevri, Ebu Hanife’nin iki
kere tevbeye çağrıldığını söylüyorlar. “Tevbeye
çağırmak”, dinden çıkan için kullanılan bir ıstılah.
Bu nasıl bir iş? İşin aslını Ebu Nuaym’ın
Kitabu’d-Duafa’sından öğreniyoruz

Nükteler 4

Kardeşlik
Mevlânâ Hazretleri, müridleriyle birlikte bir gün yolda giderken birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müridlerinden biri, bu güzelliğe gıpta eder ve şöyle der: "Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar bundan ibret alsa." Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık verir:
"Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini."
Ne Gibidir
Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, bir gün Padişah Ahmed'in gönderdiği hediyeyi kabul etmeyip,
geri iade etmiş. Bunun üzerine Padişah da o hediyeyi bir başka alim olan Abdülmecid Sivasi'ye göndermiş. Abdülmecid Sivasi ise Padişahın gönderdiği hediyeyi kabul etmiş.
Bunun üzerine Padişah:
"Abdülmecid Efendi! Aziz Mahmud senin kabul ettiğin hediyeyi kabul etmemişti," dediğinde
Abdülmecid Efendi şöyle demiş:
"Aziz Mahmud, anka kuşu gibidir. O öyle şeylere itibar etmez ki..."
Sultan Ahmed, bu kez de Aziz Mahmud'a:
"Senin kabul etmemiş olduğun hediyeyi Abdülmecid Sivasi kabul etti," dediğinde,
Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri şöyle demiş:
"O deniz gibidir; içine bir damla necasetin düşmesiyle pislenmez."
Develeri Kalbime Bağlamam
Biri İmam-ı Azam'a gelerek: "Yâ İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum.
Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz.
Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş.
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler:
"Ben develerimi kalbime bağlamam ki; ahıra bağlarım..."
Borç
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri bir gün yolda giderken karşıdan gelen bir adamın yolunu
değiştirerek karşı tarafa geçtiğini görünce sormuş:
"Beni görünce neden yolunu değiştirdin?" Soruya muhatap olan şahıs utana sıkıla:

n/a

Reklam

İçeriği paylaş