You are hereimam
imam
İslamda Muhalafet Neden Olumsuz Anlam Taşıyor?
Resulullah ın vefatından sonraki ilk yönetici olan Hz. Ebu Bekir, halife olarak seçildiği zaman yaptığı konuşmada şu ifadelere yer vermiştir: Eğer ben, bu vazifemde doğru iş görürsem siz de bana yardımcı olursunuz. Yanıldığım zaman da beni ikaz edecek, bana doğruyu siz göstereceksiniz.
Sizden daha hayırlı bir kimse olmadığım halde, sizin idareciniz olarak iş başına geçmiş bulunuyorum.
yani Resul ile kuran ile boyanın. (1)
Ondan sonra yönetici olan Hz. Ömer kendisini eleştirmek isteyen birisinin engellenmesi üzerine şu ifadelere kullanmıştır:
islamda Muhalafet Neden Olumsuz AnlamTaşıyor?
Resulullah ın vefatından sonraki ilk yönetici olan Hz. Ebu Bekir, halife olarak seçildiği zaman yaptığı konuşmada şu ifadelere yer vermiştir:
Sizden daha hayırlı bir kimse olmadığım halde, sizin idareciniz olarak iş başına geçmiş bulunuyorum. … Eğer ben, bu vazifemde doğru iş görürsem siz de bana yardımcı olursunuz. Yanıldığım zaman da beni ikaz edecek, bana doğruyu siz göstereceksiniz. (1)
Ondan sonra yönetici olan Hz. Ömer kendisini eleştirmek isteyen birisinin engellenmesi üzerine şu ifadelere kullanmıştır:
Onu serbest bırakın. Eğer bize söylemezlerse onlarda hayır yoktur. Eğer onların doğru sözlerini kabul etmezsek bizde hayır yoktur. (2)
Bu sözler, yüklenmiş olduğu sorumluluğun büyüklüğünü ve taşımış olduğu vebalin ağırlığını kavramış olan yöneticilerin yardım talepleridir.
Bu insanlar, üzerinde başka bir makamın bulunmadığı, yöneticilik gibi bir konuma erişmiş iken; sözlerini ve davranışlarını yargılayacak/sorgulayacak hiç kimse bulunmamasına rağmen ve hiç kimseye hesap verme mecburiyetleri bulunmadığı halde, neden böyle bir yardım talebinde bulunuyorlar. Bu talep ki, makamlarını en üst makam olmaktan çıkarıyor; sözlerini ve davranışlarını denetime açıyor ve onları, birilerine hesap vermek zorunda bırakıyor.
Yöneticilerin otoritelerini başka güçlerle paylaşmak zorunda kaldıkları yönetim modelleri, insanlık tarihinin sınırlı bazı dilimlerinde tecrübe edilmiştir. Ancak bu tecrübelerin hiç birisinde yöneticiler, otoritelerini gönüllü olarak paylaşmamışlar ve isteyerek denetime açmamışlardır. Bu yüce gönüllülük, Müslüman olmanın ortaya çıkardığı bir durumdur. Yeryüzünde adaleti tesis etmek hedefinin ve bununla imtihan ediliyor olma gerçeğinin ortaya çıkardığı bir durum… İşin ucunda, ya elde ettiği gücü şahsi çıkar ve menfaatleri için kullanıp imtihanı kaybetmek ya da adaletin tesisi ve toplumun huzurunu sağlamak için kullanıp Allah ın rızasına kavuşmak yatmaktadır. İşte bu yüzden yardım talep etmekte, otoritelerini denetime açmaktadırlar.
ŞEHİT İMAM ABDULLAH HARUN
İmam Abdullah Harun’un hikayesinin başlangıcı 1956 senesinde peygamberimizin (s.a.v) doğum gününü anmak üzere Cape Town şehri yakınlarındaki Clarekont Mahallesi Müslümanlarının toplanmaları olayına kadar uzanır. Bu olayda İmam Harun imam olarak göreve başladı. Bundan sonra çeşitli alanlardaki İslami Faaliyetleriyle ırkçı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin olduğu yerde siyahlar arasında İslam’ı tebliğ faaliyetleri yürüttü. Güney Afrika Cumhuriyeti için Abdullah Harun’un en tehlikeli çalışmalarından biri belki gizlice Afrika Milli Kongresi ile ilişki kurması idi. Bu kongre gençlerin bir kısmını yurtdışına gönderiyor, ülkelerine döndüklerinde ise hükumete karşı daha profesyonel bir savaş yürütebiliyorlardı. Bu faaliyetler Güney Afrika için bardağı taşıran son damla oldu ve kendisi evinden alınarak tutuklandı. Kendisine en ağır işkenceler uygulandı. Ve tarih 27 Eylül 1969’u gösterdiğinde o Rabbine kavuşmuştu. Onun mücadelesi şimdi Güney Afrika’da yürütülen gerçek özgürlük savaşımına hız kazandırarak kökleşmesine katkıda bulunmuştur.
SÜTÇÜ İMAM
1871’de Maraş’ta doğdu. Uzunoluk Camisi’nin imamlığını yapıyordu. Geçimini süt satarak sağlıyordu. Maraş işgal edilmişti. Müslümanların namaz kılmalarına camiye gitmelerine engel olmuyorlardı. Bir gün sokakta süt satarken birkaç Fransız askerinin Müslüman bir kadının örtüsünü açmaya çalıştığını gördü. Dayanamadı.
İmam “Müslüman hanımın başörtüsüne uzanan eller kırılmalıdır.” Diyerek silahını çekti ve onları yere serdi. Cuma günüydü minbere çıkarak halka seslendi Fransız bayrağı dalgalandığı yerde Cuma kılınmayacağını hâkimiyetin Müslümanlara geçmedikçe de Cuma kıldırmayacağını söyleyen ateşli konuşmasını yaptı.
Bunun üzerine galeyana gelen halk ayaklandı. Kahramanca yapılan bir ayaklanmadan sonra Fransızlar ve Ermeniler Maraş’tan çekilmek zorunda kaldılar. Maraş Fransızlar’ dan dan temizlendi. Maraş bu olaydan sonra Kahraman Maraş oldu.
Sütçü İmam
1878'de Maraşta doğdu. Uzunoluk Camii'sinin imamlığını yapıyordu. Geçimini süt satarak sağlıyordu. Maraş işgal edilmişti.



