İsrailoğulları

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

İsrailoğullarına verilen sünnet de ne ola ki?

isnatla kullanılıyor. Yine İsrailoğulları ve İbrahim
kavmini muhatap alan Casiye 16 ve En’am
89’da terkip “kitab ve hüküm” olarak geliyor.
Bu ayetler de gösteriyor ki, “kitab ve hikmet/
hüküm” iki elemanlı bir terkiptir ve Muhammedi
risalete hasredilemez. Mesela “Doğrusu
Biz İsrailoğullarına kitab ve hüküm verdik”
(Casiye 16) veya “Biz İbrahim Ailesine kitab
ve hikmet verdik” (Nisa 54) ayetinden yola çıkarak,
“İsrailoğullarına verilen sünnet de ne ola
ki?” veya “İmran Ailesi’ne verilen sünnet de ne ola
ki?” soruları cevapsız kalıyor. Hepsinden öte,
ne Hz. Nebi’den, ne de sahabeden bu yorumu
destekleyen bir tek yorum gelmişken, hikmet’i
sünnet’in yerine ikame etmenin
ne kadar isabetli bir yaklaşım
olduğu ortadadır.1
Bütün bunlar bir yana, asıl
cevaplanması gereken şu sorulardır:
İkisi de Arapça olan
ve yine ikisi de Kur’an’da yer
alan sünnet ve hikmet kelimelerini
eşanlamlı saymanın
mantığı nedir? Kur’an’da
kullanılan 14 sünnet lafzı ile ifade edilmeyen mananın,
hikmet lafzı ile ifade edilmesinin
hikmeti nedir?
Nebevi örnekliğe (sünnete) bakışın özeleştirisi
Nebevi sünnet konusundaki sorun sadece
kavramsallaştırmayla sınırlı değildir. Nebevi
sünnetin nasıl anlaşılacağı da daha başka ve
daha büyük bir sorun teşkil eder.
Muhakkik sahabenin nebevi örnekliğe bakışıyla
Şafii’ninki arasında hayli fark var. Muhakkik
sahabe sadece Hz. Rasul’ün ne yaptığına bak-
1 Sahabe neslinden hiç kimse bu görüşü
savunmaz. İkinci nesil içinde, iki
isim dışında da bu görüşü savunan
yoktur. Onlar Katade es-Sedusi ve İbn
Cureyc’tir. Şafii ehl-i Kur’an’a mensup
olan ilk isme Risale’sinde hiç atıfta bulunmazken,
ehl-i hadise mensup olan
ikincisine tam yedi kez atıfta bulunur.

Reklam

İçeriği paylaş