kader

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Hayat Tesadüf Değildir

Hayat Tesadüf Değildir
Dünyaya bir daha mı geleceğim mantığı ile hareket edip gününü gün eden, gezmeyi, eğlenmeyi, kurallara uymadan özgürce yaşamayı hayatın amacı haline getiren insanlara mutlaka rastlamışsınızdır. Hatta belki sizde böyle düşünenlerdensiniz…
Ölümün bir yok oluş olduğunu, ölümden sonra başka bir hayat olmadığını düşünmek insanı sadece bu dünya için yaşamaya yönelten büyük bir yanılgıdır.
Evrim Teorisine Göre…
İnkârcı felsefelerin dayanak bulduğu Darwinizm’e göre insan tesadüfler sonucu oluşmuş bir hayvandır. Oysa ruhuyla, aklıyla, yetenek ve becerileriyle yaratılışın ispatı olan insan başta olmak üzere, hiçbir canlı ve hiçbir sistemin tesadüfen oluşması mümkün değildir. Bu gerçek pek çok bilim adamı tarafından da dile getirilmektedir. Fransız Bilimler Akademisi'nin eski başkanı olan ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé', Darwinizm'in temelini oluşturan "tesadüf" mantığı hakkında şunları söylemektedir:
... Mutasyonların hayvanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir hayvan, binlerce ve binlerce tam olması gerektiği şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli, son derece düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir. (Pierre P. Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s. 103. )

Dinamik kader Statik kader - Mustafa İslamoğlu

"İşte bu dönemler! Biz bunu insanlar arasında döndürür dururuz."
Kur'an bunu söylerken ilahi bir yasaya işaret ediyor. Tarihin ve toplumbilimin yasası bu. Tüm yasalar Kur'an'da Allah'a nisbet edilir. Ayette alt-üst oluşların, dönemlerin toplumlar arasında nöbet değiştirmesinin Allah'a nisbet edilmesinin hikmeti de bu.
Elbet bununla Allah'ın zamana müdahil olduğu gerçeğini göz ardı ediyor değiliz. Allah'ın zamana müdahalesi iki türlüdür: Statik müdahale, dinamik müdahale.
Statik müdahale: İradesiz varlıklar için tabi kıldığı statik ve sabit yasalardır. Bunlar değişmez ve değiştirilemez. İradesiz varlıklar bu yasalar çerçevesinde deveran ederler. Bu yasalar çerçevesinde vazifelerini eda eder, bu yasalar çerçevesinde görevlerini tamamlarlar. Bunlara kevn ve fesad (oluş ve bozuluş) yasaları denir

Bir Hikaye - Dua - Abdülkadir Çimen

-Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar. Ancak evin bitişiğinde, Müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır. Hepsi de günlerdir açtırlar. Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, 'ateş' ister. Ancak maksadı başkadır.
“Belki yemek verirler” diye gitmiştir. Adam, kadının niyetini anlasa da, bir şey vermez. Kadıncağız, bir daha gidip 'ateş' ister. Yine eli boş döner.
Üçüncüde yine öyle. Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına. Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler.

Yetimcik, annesine yalvarıyor:
— Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer bir şey verirler.

Kadın ağlamaklıdır:
- Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum.

Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. güzel bir 'Sofra' hazırlatıp, gönderir evlerine. Ve dehlize inip, dinler yine. Yetimlerin en küçüğü dua ediyor:
- Ya Rabbi! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu imanla şereflendir!

Ardından;
- Âmiiiin! sesleri yükselir.

O anda, kalbi döner ateşperestin. Ve 'Şehâdet'i getirip imanla şereflenir. Nitekim Sadaka, belâyı önler. Ama dua, kaderi değiştirir! Buyurmuştur büyüklerimiz

Dua almaya bakın.

Mutluluk İmanla Gelir

“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.”(13/28)Mutluluk göreceli bir kavram olmasına rağmen genel olarak, insanın kendini her açıdan rahat ve huzurlu hissetmesi olarak tanımlanabilir. İnsanlar genel olarak mutluluklarını  ertelerler. Halbuki Kuran’a göre mutluluk insanın her an yaşanması gereken bir duygudur.  Çoğu zaman  insanlar “şunu yapınca mutlu olacağım”, “şu olsun başka bir şey istemiyorum” gibi cümlelerle mutluluklarını hep gelecekte olacak bir olaya ertelemektedir. Bu olay gerçekleşince de mutlu olamadıklarını görmekte ve kendilerine yeni bir hedef seçmektedirler. Aslında bu , şeytanın insanlar üzerindeki yoğun telkininden kaynaklanır. Şeytan insanlara sürekli olarak uğrunda çaba sarfedecekleri yeni bir hedef bulur ve bu hedefe ulaşınca mutlu olacaklarına dair onları ikna eder. Ona ulaştıklarında ise hemen yeni bir hedef verir. Böylelikle insan mutluluğu her zaman boş şeylerde arar ve bu duygunun yalnızca İslam ahlakıyla yaşanacağını göremezler. Bu sırrı ayetlerde Rabbimiz şu şekilde bildirmiştir;

Reklam

İçeriği paylaş