müslüman

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

15 TEMMUZ : UNUTULAN-UNUTTURULAN GERÇEKLERİN MEŞALESİ

15 TEMMUZ : UNUTULAN-UNUTTURULAN GERÇEKLERİN MEŞALESİ

15 Temmuz’un seneyi devriyesinde akla gelen bir hatırlama:

Biz Türkler, tarih sahnesine yeni çıkmadık. Tarihin gördüğü üç büyük imparatorluktan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nun varisiyiz. Üç kıtaya yayılan kuvvetli zamanlardan sonra gücümüzü yitirdiğimiz dönemler oldu. Türkler, 1353 yılından itibaren Rumeli’ye yerleşmeye başlamıştır. Yaklaşık Beş yüz yıl süren bu dönemde Türk Kültürü Balkanlar’da kalıcı bir hale gelmiştir. Yüzyıllar boyunca Türkler ve Balkanlar’da yaşayan diğer milletler huzur içerisinde hep beraber hayatlarını devam ettirmiştir.

Rumeli’ye geçişten itibaren sürekli büyüyen ve gelişme gösteren bir devlet olan Osmanlı Devleti, Balkanlar'ın fethedilmesi ve devamında en geniş sınırlara ulaşılması sürecini yaşamıştır. Duraklama ve dağılma dönemi ile başlayan geri çekilme süreci göç olgusunu da beraberinde getirmiştir.

1787-1792 Osmanlı-Rus savaşları sonucunda Balkanlardan Anadolu’ya kitleler halinde göçler başladı. Türk göç tarihinin en önemli halkalarında birini 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonraki göçler oluşturur. II. Büyük göç dalgası ise 20. yüzyılın başlarında Balkan Savaşı sırasında yaşanan zulümlerden sonra gerçekleşmiştir.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra göç etmek zorunda kalan muhacir miktarı hakkında kesin bir sayı vermek zordur. Avrupa ve Osmanlı kaynaklarında açıklanan tahmini muhacir sayısı 1.250.000 ile 1.253.500 arasında değişmektedir. Kurtuluş savaşı yıllarında Türkiye nüfusunun 10 milyon civarında olduğu düşünülürse bu rakamın ne kadar büyük olduğu anlaşılır.

93 Harbinin sonrasında 600.000’den fazla Türk göçe zorlanmış, savaş esnasında 350.000 Türk vahşice öldürülmüştür. Türk tarihinin ve Türk insanının vicdanında "Bulgar mezalimi” ve "93 Göçleri" olarak yer alan bu büyük yıldırma politikası günümüze kadar devam etmekte olan Türk tarihinin en acılı en hazin ve en unutulmaması gereken sayfalarından birini teşkil eder.

n/a

n/a

Müslümanlara Uygulanan Zulme Karşı Birlik Olmak

Dünyanın dört bir köşesinde yıllardır Müslümanlara karşı baskı ve şiddet uygulanmakta, hiç bitmeyen çatışmalar ve zulüm sonucunda milyonlarca masum Müslüman hayatını kaybetmekte, binlercesi ise sakat kalmaktadır. Bu zulümler halen Filistin, Afganistan ve Doğu Türkistan gibi İslam ülkelerinde tüm şiddetiyle devam etmektedir.
İnsanların hayatını kaybettiği, çocukların yetim kaldığı, şiddetin doruğa tırmandığı bu bölgelerde Amerika ve Avrupa ülkeleri, yaşanan bu zulme karşı sessiz kalmakta veya gereken tedbirlerin alınması konusunda ağır davranmaktadırlar.
Bugün tüm dünyaya yön veren uluslararası güçlere baktığımızda, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Uzakdoğu Ülkeleri ve Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu Üyelerinden oluşan birlikler görürüz. Bu tablo içinde dünya nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Müslümanları temsil eden, onların inançlarını ve menfaatlerini koruyan ve uluslararası platformda Müslümanları savunan bir merkezin varlığının olmaması ise oldukça düşündürücü bir durumdur.
Geçtiğimiz günlerde Gazze’deki Müslüman kardeşlerimize yardım etmek amacıyla yola çıkan gemilere düzenlenen saldırılardan sonra gördük ki, Müslümanların haklarını koruyacak, mağduriyetlerini ortadan kaldıracak bir birliğe acil olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm İslam âleminin bir arada toplanmasıyla sağlanacak bu güç, yıllardır ezilen ve zulüm gören tüm Müslümanlar için bir kurtuluş ve müjde olacaktır.

UYAN MÜSLÜMAN I

Sen Ey Uyuyan Gonca! Uyan bak Nergis gibi
Hünerin sarayını hüzünler yağmaladı
Ezan sesleri ile Çemen Kuşu ağladı
Ateş her bir yanı hararetle dağladı
Bak her taraf perişan uyan ağır uykudan
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Hırkanı, seccadeni, kılıcını kuşan gel
Gizli sırları açan bak hangi noktadır
Toprak bedenin mülkse, din de ruhuna candır.
Tenle can birleşince ölümsüzlük yaşanır
Yaşamak istiyorsan uyan ağır uykudan
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Ne olur biraz kımıldan! Uyan ağır uykudan!
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Kalk şu konağından yakın şarabını iç
Ezelin namusun eminsin Emin sin
Evrenin sahibinin sağı sen solu sensin
Topraktansın hem yamasın hem zemin
Sana muhtaç bak devran! Uyan ağır uykudan!
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Ey kabenin mimarı! Kalk dünyayı tamir et
Büyücü Avrupa’dan Avrupa’ dan el aman!
Onun şirinliğinden üstünlüğünden aman
Onun Cengizliğinden bütün cihan perişan
İşin zorlu ve yaman! Uyan ağır uykudan!
Uyan ağır uykudan! Uyan ağır uykudan!
Muhammet İKBAL

Namaz, Gaflet Perdesinin Kakmasına Vesile Olur

Müminler, Kuran’da Rabbimizin bildirmiş olduğu emir ve yasaklara karşı son derece hassastırlar. Kuran’a iman eden bütün insanların yapmakla mükellef olduğu farz ibadetler vardır. Bu ibadetlerden biri de namazdır. "... namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. " (Nisa Suresi, 103) İman sahibi olan her insan, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve süreklilikle kendini belli eder. "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. " (Müminun Suresi, 9) ayetinden de anlaşıldığı üzere, hiçbir koşul onları, bu ibadetlerini yerine getirmekten alıkoymaz.

Kuran'ı Rehber Edinmenin Önemi

Allah, Kuran-ı Kerim’i insanlara açıklayıcı bir rehber olarak göndermiş ve onda insanlar için en kolay ve en güzel yaşam tarzını bildirmiştir. Allah’ın razı olacağı tüm ahlak özellikleri ve iman edenlerin yapmaları gereken her şey, tüm detayları ile Kuran’da tarif edilmiştir.
 
Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. (Nisa Suresi - 174)
 
Rabbimizden gelen kesin ve apaçık Kuran’ı başucu kitabı edinmek, her Müslüman’ın acil olarak yapması gereken en önemli konudur. Kuran, her yaşta ve eğitimdeki her insanın anlayabileceği kadar açık ve hikmetli bir kitaptır. Kuran’ı anlamak için yüksek bir zeka ve yeteneğe değil, samimi bir niyete ve ihlasa sahip olmak yeterlidir. Allah’ın hidayet bahşettiği derin iman sahibi olan herkes Kuran’ı okuduğunda, göstermesi gereken ahlak özelliklerini rahatlıkla anlayabilir.

Sivrisinekteki Mucize

Sivrisineklerin doğumundan ölümüne kadar olan bütün süreçler başlı başına birer mucizedir. Hiç önemsemeden yok etmeye çalıştığımız bu mucize varlık aslında Allahın yaratma sanatına çok önemli bir delildir. Şimdi bu küçücük canlının özelliklerinden bahsetmek istiyorum sizlere.

Allah Affedicidir

İnsan, yaratılmış bütün canlıların içinde en nankör olanıdır. Ezeli düşmanı olan şeytan ve nefsinin sınır tanımaz tutkuları vesilesi ile günaha çok yakındır. Yaşamı boyunca pek çok hata yapar. Kusursuz, eksikliklerden münezzeh olan tek varlık Allah’tır. ‘TEVVAB’ (günahları bağışlayan) sıfatıyla Allah insanlara, tevbe etmeleri durumunda günahlarını bağışlayacağını bildirmiştir.   ‘Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.’ (Bakara Suresi, 160)   İnsanı Allah’ın yolundan alıkoymak için elinden geleni yapan şeytan, insanlar için çok büyük bir tehlikedir. Ona karşı uyanık olmak ve bu sinsi varlığın oyununa gelmemek için sürekli teyakkuz halinde olmak gerekir. Şeytan çoğu zaman ‘Allah affeder’ telkiniyle insanları günaha yönlendirir. Kuşkusuz Allah merhametlilerin en merhametlisidir ve tevbe eden kullarını bağışlayandır. Ancak sonunda bağışlanma dileriz mantığıyla günah işlemek oldukça samimiyetsiz bir durumdur. Şeytanın Allah’ın adını kullanarak insanları kandırması bir ayette şu şekilde geçer:

Dua Etmek

Sizi yaratan, akıl ve beden bahşeden, ruhunuza çeşitli zevkler yaşatan Allah’a yeterince yakın mısınız? O’na en son ne zaman dua ettiniz? Allah’a sadece zorluk anlarında mı dua ediyorsunuz, yoksa size olan yakınlığını bilerek O’nu sürekli anıyor musunuz? Cevabınız ne olursa olsun yapmanız gereken en doğru şey, “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf Suresi -16 ) ayeti gereği, Rabbimizin bize çok yakın olduğunu ve “Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.” (Bakara Suresi -107) ayeti gereği de tek dostumuz ve yardımcımızın Allah olduğunu unutmamak olacaktır. Allah bir başka ayetinde ise, kullarına olan yakınlığını ve dua edenin duasına icabet edeceğini şu şekilde bildirmiştir:

Reklam

İçeriği paylaş