Yasin Aktay

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Reform, İçtihat ve tecdid bağlamında İslam ve Hayat - Yasin AKTAY

Reform, İçtihat ve tecdid bağlamında İslam ve Hayat / Yasin AKTAY
“Milel ve Nihal, 5 (2), 43-73” dan alıntılanmıştır.

Modern dünyanın hâkim ve revaçtaki değerleri bağlamında düşünüldüğünde, reform kavramı son derece olumlu çağrışımları olan bir kavramdır. Eski dünyanın köhnemiş alışkanlıklarının düzeltilmesi, yeni ve taze formların benimsenmesi, rutinleşmiş ve rutinleştiği için hayatın dinamizmini karşılamaktan uzaklaşmış kurumlarının yeniden yapılandırılması, modern dünyanın tarihsel seyrine paralel gelişmelerdir. Modern dünyanın başlangıcına, bilhassa Hıristiyanlık tarihi içinde yaşanmış büyük harfli Reformasyon damgasını vurmuştur. Belki bu Reformasyon, daha sonra ortaya çıkacak ve yüzyıl sürecek olan kanlı din savaşlarının da başlangıcını oluşturmuş olsa da, son kertede galip gelen Avrupa modernleşmesinin değerleriyle uyumlu bir tarih bütünlüğü içinde saygın yerini almıştır. O kadar ki, kavramın küçük harfli kullanımına bile hep bir olumluluk taşıdığı söylenebilir. Oysa aynı kavram İslâm’la ilişkili olarak düşünüldüğünde aynı olumlu çağrışımlara sahip değildir. Bunda ise kuşkusuz kavramın Türkiye’deki bozuk sicilinin önemli bir rolü vardır. Gerçi İslâm dünyasının genelinde reform kavramı bağlamında, İslâm’ın Hıristiyanlığa benzer bir dönüşüm geçirmesine karşı bir duyarlılık var olmuştur. Açıktır ki, İslâm’ın Hıristiyanlık tarihine ait herhangi bir dönüşümü taklit etmesini gerektirecek her türlü telkine karşı asgari bir Müslüman duyarlılığı için güçlü teolojik ve kültürel nedenler var olmuştur. Ancak reform kavramını Hıristiyanlık tarihinden bir miktar kurtararak çağdaşlaşma tarihinin rutin veya olumlu eylemlerinden biri olarak benimsemenin bir şekilde mümkün olduğu bağlamlar da olmuştur. İşte bu bağlamlara karşı bile kavramın Türkiye’deki tarihi güçlü bir ket vurmuştur.

Birlikte Yaşamak Epistemolojik mi, Siyasi Bir Sorun Mu?

Ebuzer Demirci: Toplumların farklı açılardan barındırdığı renklilikler gittikçe artıyor. Dünya görüşünden, doğal özelliklere, çıkar ilişkilerine kadar çeşitlilik gösteren bu farklılıklar öyle veya böyle çatışmalara neden oluyor. Tarih çoğunlukla bu sorunun çözümü için “tek tipleştirme”nin bir yöntem olarak kullanıldığı çözümler içeriyor. Yakın zamanlarda ise “bir arada yaşamak” gibi bir fikir ortaya çıktı ve birlikte yaşamanın felsefi temelleri (dinsel çoğulculuk) oluşturulmaya çalışılıyor.

Yasin Aktay: Evet, sizin de işaret ettiğiniz gibi toplumların farklı açılardan barındırdığı renklilikler gittikçe artıyor. Aslında bir açıdan artıyor, bir açıdan da yok oluyor. Dünyada kültürel farklılıkların giderek yok olduğuna dair bir tez de var. Çünkü ortak tüketim kalıpları, dünyada gelişen yeni teknolojinin ortaya koyduğu ve küreselleşmenin beraberinde getirdiği kaynaşma, dünyanın bir köye dönüşmüş olması dolayısıyla her tarafında aynı kültürün giderek daha fazla teneffüs ediliyor olduğuna/yaşanıyor olduğuna dair bir gözlem, bir tecrübe de var. Bu tecrübe bizi, kültüre ancak teknolojiyi ve maddi dünyayı merkeze alan bir yaklaşım sergilemeye sevk ediyor. Kültür burada maddi dünyanın etkisi altında şekillendiği ölçüde, birbiriyle aynılaştığı söylenebilecek bir şeydir. Müslüman’ı da gayrimüslimi de aynı yemeği yiyor/tüketiyor, aynı davranış tarzıyla tüketim yapıyor. Yaşam kalıpları aynı, mimari aynı, insanların bindikleri/ulaşım için kullandıkları araçlar birbirinin aynısı.

Reklam

İçeriği paylaş