Çocuk Yapma Araba Al…

Şu sıralarda televizyon reklâm kuşaklarında yer alan bir Fransız otomobiline ait kampanyanın tanıtımı, insanın haddini aşınca nasıl şeytanlaşacağına yönelik çarpıcı bir örnektir. Yirmi saniyelik bu reklâm, bizi önce korkutmayı sonra kampanya koşullarıyla rahatlatmayı amaçlanmış. Eğer bu reklâmı seyredip tepki vermiyorsanız bu sizin de 'vücut'tan koparak 'mevcut' ile ilgilendiğinizi gösterir. Böylece siz de fiyat endeksli düşünmeyi normal karşılayan su katılmamış bir modernsiniz, demektir.

Reklâm kısa zamanda bizi ciddi bir söyleme adapte etmeye çalışıyor. Bunun için konu daima doğruyu söyleyen bir doktorun(!) muayenehanesinde geçiyor. Yaşlı biri olarak seçilen doktor, tıbbın yanı sıra hayata ait gerçeklere de hâkim bir bilge görüntüsünde servis ediliyor. Bu bilge konumunda konuşturulan jinekolog, acemi ve toy hallerinden ilk çocuklarını bekledikleri belli olan anne babaya müjdeli(!) haberi veriyor; Tebrikler bir oğlunuz oluyor…

Anne baba adayları biribirine sevinçle bakıyorlarken kamera yakın çekime geçiyor. O da ne! Doktorun eli klavyenin sağ yanındaki tuşlar üzerinde gezinmeye başlıyor. Böylece bilgisayar kullanan bu bilge jinekologun aynı zamanda teknolojik gelişmelere de hâkim olduğu zihnimizin arka planına kazınıyor. Ve çocuğun yirmi yılına ait veriler bilgisayara giriliyor ve gerçek rakamlar açıklanıyor. Zira bilgisayar sonuçlar daima doğrudur(!)

Şimdi yedi bin çocuk bezi desek…

Buna özel okul masraflarını eklesek…

Sonra marka giymek isteyecek...

Ve tabi ki cep telefonu bilgisayarı, bisikleti, tatilleri… Falan filan…

Yani yirmi yıl için aşağı yukarı yedi yüz bin lira diyorum…

Bu şekilde çıkarılan hesap, kişide pavyonda sızmış bir ayyaşa ödetilecek hissi uyandırıyor. Ayrıca masraf sütununu kabartan bütün unsurların batıda üretilen ve yine batılılaşma özleminde bir tüketim çılgınının listesinde yer alan şeyler. Bunları tüketmemiz için bizi özendiren ve bizi tüketici kılan batının şimdi bunlara sahip olamazsınız diye çocuk yapmaktan vazgeçmemizi istemesindeki çelişki ise gözlerden kaçırılıyor.

Kamera, açıklanan bu hesap sonrası anne baba adaylarının “Bilmeden ne halt yemişiz yahu” diyen altüst olmuş yüzlerini zumluyor. Bilge jinekolog ise kendinden emin güler yüzlü bir ifadeyle durumun vahametini azaltmaya çalışarak bir müjde veriyor ki, evlere şenlik…

Çok şanlısınız ikiz de olabilirdi…

Sonraki görüntüler de bu haberle bir an mutlu olup kocasının asık suratını görünce şaşkın bir ifadeye bürünen annenin yüzü üzerinden seyirciye slogan patlatılıyor…

En azından Fransız araba markanızda sürprizlere yer yok. Sabit fiyat garantisiyle…

Bu reklâm herhâlde bu markanın Ortadoğu ayağına servis edilmiş. Zira İspanya‘da son seçim rakamlarına göre 18 yaş altı nüfus, toplam nüfusun %10 una karşılık geliyormuş. Almanya’da çocuk yerine beslenen köpek sayısı, insan sayısını geçmiş. Bu arabayı üreten Fransa ise nüfusu azalmasın diye ara sıra şehirlerini yakıp yıkan Afrikalı göçmenlere bile göz yummakta. Yani bunlar gittikçe azalan nüfuslarına genç insanlar katma peşindeyken bize çocuk yapmayın masraflı oluyor, onun yerine araba alın diyorlar. (AB süreci bu olsa gerek)

Gördükleri modern öğretim gereği olarak rekabet etmekten bir türlü karı koca olamayan, olsalar da evlilikleri kısa süren insanımıza şimdi de çocuk yapmayın, çok masraflı oluyor deniliyor. Batıyı yüzyıl geriden izleyen aydınlarımızdan(!) ise çıt çıkmıyor.

Bu reklâmı ciddiye alıp hakikat zannedenler, “üç çocuk yapın” diyenlere karşı “yatır hesabıma iki milyon yüz bin lirayı yapalım" çelişkisine düşürülüyor. Hem de ermeni tasarısıyla bizi köşeye sıkıştırmaya kalkan Fransızlar tarafından! Hani aklıevvellerimiz “onların ahlakını almayıp teknolojisini alalım” derler di ya… Alın bakalım teknolojileri, ama yeni nesillerinizden vazgeçmek şartıyla...

Peki, bu reklâma uygun bir hayat sürdüren liberal muhafazakârlara ne demeliyiz? Hani çocuklarından daha fazla beyaz küheylan kıvamındaki Q7 sinin üzerine titreyenlere kızmayıp imrenerek mi bakalım? Oluşturulmak istenen yeni dindar(!) neslin İnce sakallı beyler ile Türban Şoray’ların kurduğu çekirdek ailelerin “Hele biraz aşk yaşayalım, çocuğumuzun geleceğini garanti altına alalım, bir ara çoğalırız” söylemlerine karşı tutumunuz ne olmalı?

Kur'an’da çocuk olması bir müjde olarak verilir. Melekler Allah’ın kutlu kullarına çocuk müjdesi ile gelirler. Kız çocuklarının olacağını duyunca beti benzi atanlar ise ancak müşrik olanlardır.

"Öyleyse artık, yoksulluk kaygısıyla çocuklarınızı öldürmeyin; onları da, sizi de doyuran / rızıklandıran Biziz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur." (İsrâ / 31)

"De ki: 'Gelin, Allahın (gerçekten) neyi yasakladığını size anlatayım; Allah’tan başkasına asla ilahlık yakıştırmayın, anne babanıza iyilik yapın (saygısızlıkta bulunmayın), ve çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin; (çünkü) sizin de onların da rızıklarını sağlayacak olan Biziz…' Allah bunu size emretti ki aklınızı kullanabilesiniz" (En'am / 151)

Reklâmı seyrederken aklıma gelen bu ayetler, kızgınlığımı arttırdı. Bu durum karşısında neler yapılabilir diye düşünmeden edemedim. Ekonomik nedenlerle çocuğunu düşürmeyi veya çocukla müjdelenmekten korunmayı(!) düşünenler aklıma geldi. Onların sorunun daha derinlerde olduğunu göremediklerini fark ettim. Onlara sormak isterim. Mal varlığınızı size Rezzak olarak Allah mı veriyor? Yoksa siz de lanetlenmiş Karun gibi sahip olduklarını kendi bilgisine ve yaptıklarına bağlayan bir yanılgı içinde misiniz? Eğer size rızıklarınızı Allah veriyorsa, merak etmeyin doğacak çocuklarınıza da rızkı Allah verecektir. İnsanın anne babasından olması sadece bir vesiledir. İnsanı Allah yaratır ve o yarattıklarını rızıklandırır. Eğer ülkemizde bazı çocuklar aç, açıkta ve sahipsiz ise bu Allah’tan değil topluma ait rızıklara el koyan hırsızlardandır. (Ne yazık günümüzde saçı bitmemiş yetimin hakkını yiyenlere liberal muhafazakârlar da eklemlenmiştir.)

"Şeytan sizi fakirlik ihtimali ile korkutur ve cimriliği telkin eder. Oysa Allah, size bağışlamasını ve lütfunu vaat eder…" (Bakara / 268)

Fakirlik korkusu (Penyafobi) bir hastalıktır. Tedavisi ise sahip olduklarınızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır. Bu fitnenin farkında olmazsanız, korktuğunuz için çocuk sahibi olmayı bir müjde değil bir felaket olarak algılarsınız. Oysa ayette fakirlik korkusu veren kuyruklu, boynuzlu, elinde üçlü mızrak taşıyan şeytan figürü değildir. Bu reklâmdaki bilge görünüşlü jinekologdur. Asıl şeytan, reklâmı tasarlayıp hakikatlerle yalanı harmanlayanlardır.

Üstelik reklâm sektörü yaptırdığı anketlerle gün geçtikçe zaaflarımız hakkında daha çok bilgilenmektedir. Nitekim propagandalarını bu zaaflarımız üzerinde yoğunlaştırmaktalar.

Bu yazı vesilesiyle söylemeliyim ki, çokça dillendirmeme rağmen yeterince gerçekleştiremediğim aile ziyaretlerinin seyrekleşmesi, reklâma inat “çocuğumun çok, arabamın yok” olmasından kaynaklanmaktadır. Vesselam…

Şevket HÜNER / 20.05.2012

Reklam