You are hereBirinci evrilme; Şii İmamet ve Sunni Saltanat İdeolojisi inden kopuş çabaları

Birinci evrilme; Şii İmamet ve Sunni Saltanat İdeolojisi inden kopuş çabaları


By ihy - Posted on 12 May 2011

(Bu başlık altında ele alınan isimlerden Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh haricindekiler çıkarılmıştır.)
İlk olarak Cemaleddin Efgani nin (öl. 1897) siyasi görüşlerine baktığımızda birinci evrilmenin temel izlerini görürüz. Efgani ye göre batılılar, doğululardan daha zeki ve kabiliyetli değildir. Ancak onlar gücün ve hakimiyetin sırrını keşfetmişler ve bunu yerli yerinde kullanmışlardır. Bunların başında düzen, sabır ve sebat gelir. Batılıların maksadı doğuluların reşit hale gelmesini beklemek ve onların ilerlemesini sağlamak değildir. Doğu ülkelerinin kapılarını çalarken insan hakları, adalet, eşitlik, hürriyet, medeniyetin ilerlemesi, istikrar vs.den bahsederler. Fakat bunların hepsi aldatmacadır; amaç sömürmek, parçalamak ve yutmaktır. Sömürgeciler bu hususta batıda tahsil görmüş ancak ileri ve güçlü olmanın sırlarını kavrayamamış dejenere edilmiş gençlerden faydalanırlar. Bunlar ileri saydıkları batının bütün rezil yönlerini almış, kendi halkına yabancılaşmış yarı aydınlardır... Efgani, İslam dünyasının din asabiyetini kaybettiği için gerilediği kanaatindedir; İslam ın ilk doğuş yıllarında dini asabiyete sarılan Müslümanlar yükselmiş ve dünyaya hükmetmişlerdir. Bu din insanlara akıl, bilgi, ahlak, erdem, birlik ve dayanışma gibi bir çok yüce hasleti kazandırmıştı. Ancak ne zamanki bunlar terkedildi, bid at ve hurafeler yayıldı, akıl dışlandı, cebriyeci kader anlayışı benimsendi, hilafet saltanata dönüştü, sultanlar birbirine girdi, bilim, ahlak ve erdemler terkedildi işte o vakit çöküş kaçınılmaz oldu. Çünkü Allah ın fıtrat yasası budur. Tekrar diriliş için ümmetin ilk doğuş yıllarındaki kaynaklara, anlayışa ve dini asabiyete dönüş kaçınılmazdır... Ona göre devletler hürriyeti, adaleti ve meşveret prensiplerini esas almalıdırlar. Din, hurafelerden temizlendiği gibi devletler de istibdat ve zulümlerden arındırılmalıdır. Kanunlar sultanların iradesiyle değil halkın hür iradesiyle yapılmalıdır... İslam Birliği kurulmalıdır. Önce Osmanlı Hilafetine bağlı olarak Anadolu, Balkanlar, Yemen; Hicaz, Ortadoğu gibi on kadar eyaletin katılacağı bir birlik oluşturulmalı, sonra Afganistan, İran ve Hindistan ın da katılımıyla İslam Birliği ne geçilmelidir... Bu hedefi gerçekleştirecek üç temel faktör Müslümanlarda mevcuttur; din bağı, hacc ve hilafet. Bunlar harekete geçirilmeli, İslam Birliği ne giden yolda birer araç olarak iyi kullanılmalıdır. Zira bu özellikler birliği saylayıcı araçlar olarak başka milletlerde neredeyse yoktur...(8)
Görüldüğü gibi Cemaleddin Efgani, 20 yy. İslam Siyaset Düşüncesi nin ilk evrilmesini çağrıştırır görüşler ileri sürmektedir. Kanunların sultanların iradesine değil, halkın hür iradesine dayalı olması gerektiği görüşü bir askeri tarım imparatorluğu olan Osmanlı nın cumhuriyete dönüşmesi anlamına gelmektedir. Bu fikirler Osmanlı nın içinde cumhuriyet yanlısı İslamcı bir kuşağın doğuşuna zemin hazırlamıştır. Sanıldığının aksine cumhuriyet düşüncesi, esas itibariyle batıcı değil İslamcı bir projeydi. Sonradan batıcılığa ve laikçiliğe kaydırıldı. Üstelik bu fikirleri savunan Efgani vefat ettiğinde (1898) 20. yy a girilmemişti bile...
Efgani, İslam düşünce tarihi içinde genel olarak Gazali den sonra sürekli gerileyen İslam ın yenilikçi damarlarını canlandırmaya çalışmıştır. İslam dünyasındaki anti-sömürgeci tepkiyi siyasal dile çevirmiş, kaynaklara dönüş, bid at ve hurafelerden arınma, akıl ve bilimi esas alma, İslam Birliği, batı karşıtlığı gibi dilinden düşürmediği bir çok sloganı çağdaş İslamcılığın muhayyilesine sokmuştur. Ontolojik olarak Şah Veliyyullah tan devralınan tabiata yoğunlaşma, doğa kanunlarını sünnetullah veya fıtrat olarak yorumlama çizgisini sürdürmüş, Müslüman aklın aleme yoğunlaşma sürecini hızlandırmıştır. Epistemolojik olarak kesin bir dille aklı savunmuş, dinin baştan aşağı makul olduğunu söylemiş, Müslümanları, İslam düşünce tarihinin akli-felsefi eğilimlerini diriltmeye çağırmıştır. Metodolojik olarak içtihad kapısının açık olduğunu söylemiş, daha çok akli delillere dayalı içtihadı teşvik etmiş, taklidin terkedilmesini savunmuştur. Batı karşıtlığı ve monarşik yönetimler karşısındaki muhalif duruşuyla ilk evrilmedeki muhalefet dilin oluşmasında çok önemli bir misyon üstlenmiştir...
İlk evrilmenin bir başka önemli siması Muhammed Abduh a (öl. öl. 1905) göre İslam ın siyaset anlayışı teokrasi ve laiklikten farklıdır. Teokrasi, ortaçağ boyunca kilisenin Tanrı dan aldığı yetkiyle insanların hayatına sorgusuz süalsiz hükmettiği bir yönetim anlayışıdır. Laiklik ise toplum hayatını dinin düzenlemesine izin vermez. İslam da din adamı ve ruhani lider yoktur, devlet adamı da yetkisini Allah tan almış değildir. İslam da devlet başkanı (halife) iktidarını ümmetten meşveret yoluyla alır ve onun denetimine tabidir. Halifenin vazife alanı ise Allah a yönelik iman ve ibadetler değil, dünya hayatını ait düzen ve ilişkilerdir. Şu halde hilafet dini değil dünyevi bir iktidardır. İslam, devlet yönetimi ile ilgili olarak kanunla sınırlanan, danışmaya (meşveret) önem veren, ümmetin yönetimi denetleme ve doğruya yönlendirme vazifesinin olduğu bir yönetim istemektedir. Mutlakiyeti ve istibdatı reddetmektedir. Bu yönetim ilkelerinin nasıl uygulanacağını ise zamanın şartlarına ve gelişmelere bırakmıştır...(9)

 



Kuran Surelerinin Kimliği

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • NurT
  • ElestIdota
  • handan kavukçu
  • BerkayGüçlü
  • Damdinceren

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 4 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri