You are hereCİHAD

CİHAD


By ihy - Posted on 12 October 2009

CİHAD

Cihad, kelime manâsı ile cehdetmek, gayret göstermek, herhangi bir işe var gücü ile sarılmaktır. Dinimizdeki manâsı ise, İslâm dininin yücelip bütün insanlığın gönlünde kök salması için maddi manevî her türlü imkânları ortaya koyarak yapılan çalışmaların adıdır.
Bu tanımdan cihadın  iki şeklinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Birincisi Allah’ın dinini korumak için, vatanı, milleti korumak için gerektiğinde silahlı veya silahsız yani düşünce, fikir, ilim yönüyle savaşmak, çalışmak, gayret göstermektir. İkincisi de Allah’ın dinini, yani Kur’an’ı, peygamberimizi, kısacası İslam’ı, mümin olmayan insanlara duyurmak, anlatmak, açıklamak, tanıtmak için çalışmak, gayret göstermektir. Bu ikincisi de gerektiğinde (anlatmayı, tebliğ işini engelleyenlere karşı) silahla veya silahsız yani ilim, düşünce yoluyla yapılır. Yanlış anlaşılmasın. İnsanlarla onları müslüman yapmak için savaşılmaz. Çünkü iman kalptedir. İsteyerek olur. İslam’ı duyurma, anlatma önündeki engellerle savaşılır. Eğer insanların kılıç, silah zoruyla müslüman yapılması caiz olsaydı bugün Avrupa’nın yarısı Osmanlı sayesinde mümin olurdu. Osmanlı İslam’ı duyurma önündeki engellerle savaşmıştır. Müslümanlığı zorla kabul ettirmeye çalışmamıştır. Son dönemlerinde de İslam’ı korumak için savaşmıştır.

Her müminin bu vazifeyi imkanları ölçüsünde yapması farzdır, Allah’ın emridir. Yani ibadettir. Aynı zamanda yine her mümin bu yönde çalışanlara da imkanları nispetinde yardımcı olmak, desteklemek zorundadır.
Kur'an-ı Kerim'in bir çok âyeti müslümanları tekrar tekrar cihad'a çağırmakta, cihadsız imanın kısır ve meyvesiz olacağını hatırlatmaktadır.
"Ey iman edenler!... Allah yolunda malınızla canınızla cihad ediniz."
"Allah yolunda gerçek manâsı ile ve var gücünüzle cihad ediniz. Ve mutlaka müslüman olarak ölünüz."

Yüce Allah, birinci ayeti ile bize gerçek manâsı ile cihad etmeyi emrettikten sonra asıl cihadın ne olduğunu açıklamakta ve mutlaka müslüman olarak ölünüz diye buyurmaktadır. Cihadın ana gayesi ve başlıca hedefi, kişinin ömrünün her adımında imanını koruması, müslümanlığını hareketleri ile ortaya koyması ve müslüman olarak ölmesidir. Cihadın birinci ve ikinci şekli yanında üçüncü şekli de müminin nefis ve şeytana karşı verdiği Allah’ın emirlerine uyma, ibadet etme ve imanı koruma savaşıdır. Yani İslamı yaşama gayretidir.
Yani cihad sadece silâhla din düşmanlarına karşı savaşmak demek değildir. Hatta, cihad sadece başkaları ile uğraşmak, dine düşman olanları susturup yola getirmeye çalışmak da değildir. Asıl cihad, insanın kendi nefsini terbiye ederek İslâmiyetin emrine vermesi, kelimeler ile dile getirilmiş olan imanı ruhun derinliklerine işleyip yerleştirmesidir. Her müslümanın, öz benliğinde çirkinliklere, kötülüklere, heva ne nefsin islama uymayan heveslerine karşı girişeceği bu amansız mücadele, hiç bir zaman bitmeyecek olan bir cihad olacaktır.
Dinlerini, vatan topraklarını, namus ve şereflerini, göğüslerini siper ederek korumak müslümanların boynuna namaz gibi, oruç ve zekât gibi farzdır..
Şerefli Peygamber'imizin Peygamberlik vazifesini yüklendiği andan günümüze kadar gelen İslâm tarihi baştan başa şerefli bir cihad ve kahramanlık tarihidir. Gerçi bu tarihin her sayfasını zaferler süslememektedir. Dize getirici ve göğüs kabartıcı galibiyetler yanında acı neticeler de yok değildir. Fakat İslâm kuvvetlerinin dinsiz dünyaya karşı giriştiği bütün silâhlı savaşları sönmez bir iman aşkı ve Allah inancı beslemiştir. Tarihe altın satırlarla geçen parlak zaferlerin gazilerini coşturan hep Allah sevgisi olmuştur.

İslam alemi günümüzde hazin bir hali yaşıyor. doğuşunun en şanlı günlerini yaşarken mü'minler arasına kin, nefret ve ayrılık tohumları ekilmiş (Halbuki hadiste, “Müslüman, müslümanın kardeşidir.” buyrulmasına rağmen) bu tohumlar hızla gelişerek zaman zaman en acı meyvelerini vermiş, silâhlı kardeş kavgaları tutuşturularak sayısız ocak söndürülmüş, müslümanlar da cehaletten, gafletten dolayı temel vazifelerini bir yana bırakarak birbirlerine düşman olup savaşmış ve nihayet günümüzde dünyanın her köşesinde birlik kuran düşmanlarına ilim ve teknolojide, ekonomide mahkum olarak perişan bir hale gelmiştir.
İşte bu yüzden günümüzde doğrudan silahla dini, vatanı koruma şeklinin yanında müslümanların ilim, teknoloji ve ekonomi yönünden de islam düşmanlarının hakimiyetinden kurtulmaya çalışması bir cihad olmaktadır. Bunun da yolu önce İslam’ı iyi anlamak, sonra iyi yaşamak ve müslüman devletlerin birbirlerine engel olmaması, mümkün olduğu kadar destek olması ve ilim, teknoloji ve ekonomide islam düşmanlarının hakimiyetinden kurtulmak için var güçleriyle ve özveriyle, fedakarlıkla, bunun Allah’ın emri olduğunun şuurunda olarak, zorluklardan yılmadan, ibadet neşvesiyle çalışmalarıdır.

Bu konuda herkesin sorumluluğu vardır. Herkesin imkanlarına göre göre bu faaliyete katılması Allah’ın emridir. Maddi imkanlar söz konusu olduğunda fakir bir, beş, on vererek; zengin bin, on bin, yüz bin vererek; bir öğretmen bu gerçekleri anlatarak; bir mühendis, doktor işini en iyi şekilde yaparak, imkanları nispetinde yenilikler üreterek gelişmeyi sağlayarak; bir vali, bir başkan bu şuurda olarak, hizmet için dürüst yönetimle gelişme ve ilerleme hareketine katılması ve müminlerin geri kalmışlık bedbahtlığından kurtulması gerekiyor. Bunu kendine dert edinmeyen, bu yönde bir çabası olamayan, sadece kendi hayatını güzel yaşamayı düşünenler kıyamet günü Allah’a bunun da hesabını vereceklerdir. Çünkü Müslüman olmayanların nazarında müminlerin geriliği, acizliği, sefilliği İslam’a mal edilmektedir. Halbuki bu durum İslam dininden değil, İslam’ı iyi öğrenmeyen, yaşamayan, “okuyun, araştırın, düşünün, öğrenin, ilim sahibi olun.” emirlerini yerine getirmeyen müslümanlardan kaynaklanmaktadır. Evet Allah bunun hesabını bize sormadan önce herkes kendini sorgulamalı bu konuda neler yaptığını, imkanlarının ne olduğunu, bu imkanları ne kadar kullandığını, doğru yönde kullanıp kullanmadığını kendi kendine sormalıdır.

İnternet’ten  derlenmiştir.
 

Yardımeli Derneği

 



 

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • nami7791
  • hale
  • genogen
  • reyhani
  • hasret32

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 8 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri