You are hereFirar

Firar


By genogen - Posted on 27 August 2010

FİRAR

Bu sırada kaynak araştırması yapıyordum.Her nereye baksam malı çoktu. Sarmaşık gibi karmaşık ilişkiler irdelenmesi sonucunda net tavırı da yoktu. Bazen hayırı evet bazen eveti hayır oluyordu. Ama beslendiği kaynağı soruyordum. Birden kendisi geldi. Sen bana beni mi soruyorsun dedi?.Ağrılı yaşamdan ötürü değerli şükürlü günlerimin arkası kesilmeden şu hayatı bir bitirebilsem emaneti tam teşekküllü iradeyle bir teslim edebilsem. Diye düşünürken kaynağın sorusunu gündemime tekrar getirdim. Yaşam akışında realiteye uzanan ama hayalin yer olmadığı Hikmetin açısı nerde nasıl kesişiyordu insanla?Yani önce tanımı yapılmalı nesnenin sonra somut örneği en azından soyut bir örneği bulunmalı idi. En azından bilinmeli idi.
Öteki geldiğinde oldukça şişman gördüm onu belli ki beli bükülmemekten dolayı göbeği alıp kendini gitmişti. Ben dedi çok çalıştım. Eğer benim işyerime gelirsen görürsün orda tavanda bir eski sepet var. İşte ben o sepetle simit satardım da şimdi bu hale geldim. Ama sen bizi araştırıyormuşsun. Bak ben var ya ben çok çalıştım. Neyse den sonra aşkla yaratanın tecelligahının merkezinde toplantı yapmaya karar verdim.

Birini sağıma aldım bir diğerini soluma ötekini de yanıma. Sonra sordum kim kazandı bunca malı mülkü?. Solumdaki hiç beklemeden hemen atladı,
---- Ben kazandım ben .Hem ne eziyetler çektim biliyor musun?.O kadar çok sıkıntı çektim ki. Ama bak sonunda kazanan ben oldum bak şimdi ne istersem geliyor. Gaza bastımmı gidiyorum frene bastımmı duruyorum ohh şimdi çok rahatım. Ben yaptım ben.
Yanımdaki hayretle onu izliyordu. Bana baktı benden komut bekliyordu. Sağımdaki önce izin aldı sonra dedi ki,
---- Bizim onunla bununla işimiz olmaz biz kimlikle ilgilenmeyiz. Biz öyle bir dalgayız ki her an bizi kontrol ederler. Bizi bu kontrol edenlerin bu malı mülkü kazanmada sakın payı olmasın.
Bende sordum seni nasıl kontrol ediyorlar. Diye
---- Bizde öz bir parça var her an gelir bizi irdeler. Şöyleki düşüncemizi,düşüncemizin altında yatanı,bilinçaltımızı,bilinçüstümüzü,niyetimizi teşekkülüyle şehadet etmesi için örneklerler. Bu bir çeşit şifrelemedir. Bir eylemin en azından on tane konu irdelemesi vardır. Şimdi acaba bu malı mülkü kazanmada bunların payı olmasın .Sonra biz başkasını takmayız. Çoğu kere bu soldaki bizi geçer o zaman senin yanındakin ona takılır. Böylece baskın olan o soldaki eylemi seçer. Eylemin ilk vadesi çok kazançlı olur. Orta vadede o eylem bozulur son vadeye geldiğinde ise o eylemin salihiyatla bir ilgisi olmadığı ortaya çıkar ve böylece o eylemden elde bir kazanç kalmaz zarardan başka . İşte biz böylece her şeyin sebebini bizi her an kontrol altında tutanla açıklarız.
Yanımdaki bu ikisini dinledi bana döndü dedi ki;
----Şunu bilmelisin madem bizi buraya o aşkla yaratan gönderdi biz neden bazan da olsa ondan habersiz oluyoruz.Doğrusu hiç günahım olmasa bile o aşkla yaratandan bir an olsa bile gafil olmak onu bir an olsa bile unutmak bizim için günah olarak yetmez mi?.Yani bu ondan gafil olmak kendimize yaptığımız en büyük zulüm ve günah değilmi?.Bu bize günah olarak yeter.
Soldaki dayanamadı dedi ki,
---- Yav sen buna bakarsan hiç nefes bile alamazsın bu her an onu arar onu direk bulamasa bile konunun altında arar. Orda da bulamasa daha altına iner ve sonunda Onu bulur. Bunun için onu takma.

Sonra bir ayna ışığı gibi vicdan sesi geldi,
---- Bunlardan şu yanındakiyle sağındaki doğru söylüyor.
Karanlığın dışardaki siyahı burayı karartmaya çalışırken hatta bu soldakinden dehşetle haz ve zevk akarken senin işin çok zor
Tamam dedi.Tam karar verecekti ki,soldaki devreye girdi başladı yine konuşmaya her tarafı suçluyordu. Örneklerinde hep ben kokuyordu. Vicdan çoktan gayba dalmıştı. Akıl şimdi bilmem kaçıncı defa intifaya başlamıştı. Araya sıkışıp kalmıştı. Karanlığın derinliği gittikçe bilmem kaçıncı boyutun ötesine sürüklemek istiyordu .Özellikle o soldaki nefis ne kadar imana acı veriyordu. Demogoji yapıyordu nefis yani felsefeyle o kadar karıştırdı ki sahipliği gören onu doğru söylüyor sanırdı. Sağımdaki Ruh ise gerçeklik arasından haber getiriyordu. Yanımdaki Akıl mantığı bulduğunda doğruluyordu. Arada kalmıştı. Sonunda kesin bir bilgiyle akıla güç verdim. Akıl İmana arka çıktı. Gerçek zenginin kim olduğunu buldu. İman tasdik etti .Ama hala canı deliler gibi sınırsız zevk için günaha girmek istiyor. Birden uyandı.
Evet İkindi Ezanı okuyordu. Kalktı. Besmele çekti.Biraz silkindi.Sonra Abdest aldı. Namazdan önce şöyle bir düşündü.
Kardeş ;Buralar ,bu olaylar bu dünya beni usandırdı.Ne biçim dünyaymış bu beni çok günaha soktu dedi. Karnı açtı ama hiçbir şey yemek istemiyordu. Pencereye gitti Şöyle bir caddeyi kolaçan etti. Gülenler,Gidenler,Gelenler. Seyr-i Alem gibi herkes yolunda ilerliyordu. Ya sende neyin isteği var diye düşündü.
Çeçenistan’ı hatırladı,Karadağ,Filistin sonra Irak, Keşmir,Kudüs ve akan Müslüman kanları aklına geldi. Uzaktaki kuşu gördü onun ötüşündeki ihtişamı seyretti. Ağaca konuşunu ağacın ona yuva oluşunu izledi. Nereye baksa O aklında O.
Sen Müslümanların sonunu hayıra getir dedi. Sen tüm insanlığı İslam uygarlığı ile medeni et diye dua etti.
Sonra ağzından o muhteşem söz çıktı.”Yok Kardeş yok.Mekkeye firar sonra Medineye hicret gerek.”dedi.

Humagen
Zonguldak-01.07.2006

 



Kuran Surelerinin Kimliği

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • NurT
  • ElestIdota
  • handan kavukçu
  • BerkayGüçlü
  • Damdinceren

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 3 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri