Gannuşi Analizleri


By ihy - Posted on 12 May 2011

Gannuşi her üç hareketi de analiz ederek bazı sonuçlar çıkarıyor. Bunlardan en önemlisi Mısır da Hasan el-Benna nın seçimlere katılmasının engellenmesi karşısında kalabalıkların öfkelenerek miting yapmaları sırasında atılan sloganlarla ilgili değerlendirmesidir; Hasan el-Benna yı dinleyen kalabalıklar Benna parlamentoya diye bağırınca başka bir gurup Parlamento Benna ya diye bağırır. Bu olayı ele alan Gannuşi, bütün orta dönem boyunca tartışılan yöntem sorunu hakkında şu değerlendirmeyi yapmaktadır;
Hakimiyeti elde etmek için birbiriyle çelişen iki ayrı tarzı gösteren bu sloganlardan hangisi halk için yararlıydı acaba? Demokratik tarzda Benna Perlementoya mı yoksa Humeyni nin yaptığı gibi mevcut düzeni kabullenmeyip kurumlarını kaldırmayı ve istiklalini hareketin önderleri eliyle gerçekleştirmeyi isteyen devrimci yolda Parlamento Benna ya sloganı mı? Hasan el-Benna istibdatın kök saldığı bir ülkede demokratik olmayı yeğledi. Halbuki demokrasi böyle yerlerde sadece halkı uyuşturan bir araçtır. Bu sorun önemine rağmen hala açıklığa kavuşmamıştır; çünkü görüldüğü kadarıyla Mısır daki atmosfer devrim için oldukça elverişliydi. Fakat Benna kitlelerin devrimci arzularını kırmıştır. Belki de onu bu yöne sevkeden klasik sünni geleneğin fitneden kaçınma anlayışıdır... (36)
Gannuşi nin teori ve pratiğinden anlaşılan yöntem ne olmalı sorusuna tıpkı Fadlullah gibi yaşadığın yere ve zamana göre değişir cevabını vermektedir. Bu üçüncü evrilme simalarının yakaladığı önemli bir noktadır. Daha önce benzer görüşleri Turabi de de görmüştük.
Gannuşi nin Tunus tecrübesi ile ilgili olarak çıkardığı dersler oldukça önemli tespitler içermektedir. Ona göre Tunus daki çatışma ortamı yalnızca Bin Ali rejimiyle Nahda hareketi arasında olan bir şey değildir. Bu sorunun görünen kısmı ve resmi açıklamaların yansımasıdır. Bu açıklamalara göre Tunus ta ortaçağa dönmeye çağıran gerici radikal bir hareketle ilerici ve demokratik bir rejim arasında çatışma vardır. Oysa gerçekte çatışma bütün çabalamasına rağmen marjinalleşen, baskı uygulayan, toplumu ifsad eden ve kurumları yok eden polis rejimiyle; diğer tüm halklar gibi adaleti, özgürlüğü, ilerlemeyi, demokrasiyi ve insan haklarını isteyen, Arap-İslâm kimliğiyle bütünleşmeyi, hayatı ahlak boyasıyla boyamayı arzulayan halk arasında sürmektedir.(37)
Gannuşi ye göre İslâm ın sosyo-politik sistem anlayışı liberal ve sosyalist anlayışlardan farklıdır. İslâm bireysel mülkiyeti tanıma ve girişimciliği teşvik etme gibi bazı noktalarda liberal sisteme benzese de özü bakımından farklıdır. Felsefi ve ahlaki çerçevede İslâm önceliği bireye değil topluma, kâra değil ahlaka vermektedir. Liberal sistemde önemli olan bireycilik, kâr elde etme ve çıkarcılıktır. Emek, adalet, sosyal güvenlik vs. gibi değerlere fazla önem vermez. Sosyalist sistem ise tam tersi devlet kapitalizmi üretmekte, özel mülkiyeti yasaklayarak o da İslâm a ters düşmektedir. Sanki İslâm örneğin emeğin hakkını korumak için faizi yasaklayarak, zekat öngörerek sosyalizme benzemektedir. Öte yandan özel mülkiyeti tanıma ve ticareti teşvik etmekle liberal sisteme benzemektedir. Fakat esasında her ikisinden de özü itibariyle farklıdır. Gannuşi ye göre İslâm a aykırı olan demokrasi değil diktatörlüktür. Demokrasi esas itibariyle İslâm ın ruhunda vardır. İslam meşveret sistemini getirmiştir. Batılılar bunu alarak bir sistem haline getirdiler. Atina da varolan demokrasi azınlığın, seçilmişlerin katıldığı bir demokrasi idi. Hz. Peygamber ise bütün ümmetin katılımını esas almıştı. Gannuşi Müslümanların demokrasi karşıtlığını anlamsız bulmakta ve esas diktatörlük ve totaliterizmle mücadele edilmesi gerektiğini söylemektedir. Ona göre Bazı gelenekçi alimlerin saltanata değil de demokrasiye küfür fetvası vermeleri son derece düşündürücüdür. Gannuşi ye göre İslamcıların demokrasiden değil asıl diktatörlük rejimlerinden şikayetçi olmaları ve bulundukları ülkelerde demokratik kazanımların daha da genişletilmesi için mücadele etmeleri gerekir. Öte yandan demokrasiye bir müddet sonra kaldırılıp atılacak bir araç gibi görmek de son derece yanlıştır. Bu düşüncede olanlar kendilerinin ezildiğini, ellerine geçen ilk iktidar fırsatında ise rakiplerini ezeceklerini düşünmektedirler ki bu da son derece yanlıştır. İslam ın sözün, diyaloğun, özgürlüğün bulunduğu ortamlarda yenilmesi mümkün değildir. Bu nedenle özgürlükten ve demokrasiden çekinmenin hiç bir anlamı yoktur. Demokrasiyi metaryalist felsefeden soyutlayarak kendi manevi değerlerimizle donatabiliriz, bu açıdan bizdeki demokrasi deneyimi hiç bir zaman batıdaki laik ve maneviyattan arındırılmış bir demokrasi olmayacaktır...(38)
Gannuşi, 1989 seçimlerinde kazanılan başarının ardından oynanan demokrasi oyununa son verilerek sandığa adeta tekme vurularak başlatılan bir nevi Tunus 28 Şubatı diyebileceğimiz son derece ağır baskı ve tasfiye süreci hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor;
Kendimizi aklamıyoruz. Bizim dışımızda herkes hatalıdır da demiyoruz. Sürekli doğru yaptığımızı da söylemiyoruz. Ancak şunları da söylemeliyim ki ilk günlerde Bin Ali yi desteklemekle hata yaptığımızı sanmıyorum. Seçimlere hile karıştırılmasıyla ona olan güvenimizi geri çekmemiz hata değildi. Belki de onun işlediği bu ağır suç partimiz (Nahda) tarafından tek bir bildiri ile geçilmemeliydi. Hareket illegal olarak da olsa seçimlere müdahale etmeli ve sayımları kontrol etmeliydi. Bu, sadece matematiksel olarak bir alıştırma yapmak değildi. Bunlar ülkenin kaderini etkileyecek önemli olaylardı. Ya seçim sonuçlarına saygı duyulacak veya tavla altüst edilip atılacaktı. Ne yazık ki hareketimiz böyle yapmadı. Çünkü seçimlere kazanma ve çoğunluğu elde etme niyetiyle girmemişti. Aksine bütün gayesi siyasi alıştırma yapmak ve parlamentoya yerleştireceği beş on milletvekili ile yasallığını temellendirmekti. Ama seçimlerden sonra ortaya çıkan sonuç hareketin kitle desteğini tahmin etme konusunda yanıldığını ortaya koymuştu. Herkes sistemin partisi olan Düstur (Anayasa) Partisi ne büyük bir oy çıkacağını bekliyordu. Ancak bizim oylarımızı yüzde 20-25 civarında tahmin etmekle büyük hata yaptığımız ortaya çıktı. Bizim desteklediğimiz adaylar büyük oylar topladılar. Özellikle başkentteki oylarımız % 60 lara dayanmıştı. Bu sonuç bizimle birlikte hiç kimsenin beklemediği bir sonuçtu. Bizim hatalı değerlendirmemiz dengelerimizi kurmada ve tavırlarımızı belirlemede önemli tereddütler yaşamamıza neden oldu. Ayrıca adaylarımız da halka gerekli umudu veremediler. Belki de adayların birbirinden uzaklaşmasında ve danışma unsurunu ihmal etmemiz en önemli faktördü. Adaylarımızın tavırlarındaki çelişkiler de halkın gözünde bize bir hayli zarar verdi... Hesaplarımızı yanlış yapmanın bir de dış faktörü vardı. Hiç beklemediğimiz bir şekilde Körfez savaşı patlak verdi. Bin Ali rejimi bundan çok iyi yararlanarak dikkatleri savaşa çevirdi. Bu arada Nahda hareketine ağır darbeler vuruluyordu ama halk bundan haberdar olmuyordu. Irak ın yanında yer alıyor gibi görünerek bizi sanki Amerika müttefiki gibi gösteriyordu. Öte yandan Bin Ali rejimi batılılara da sürekli olarak Yardım etmezseniz radikal İslamcılar Tunus u ele geçirecek diyerek korku salıyor ve böylece onlardan büyük destekler alıyordu. Böylece Tunus da başlattığımız Nahda hareketi iç ve dış bir çok faktörün bir araya gelmesiyle baltalandı ve akamete uğratıldı... (39)
Gannuşi nin dünyanın geleceği ve kurulacak dünya düzeni hakkındaki görüşleri de genel düşüncesine paraleldir: Esasında bugünkü dünya tek medeniyet merkezciliğini kaldıramaz. Batı ve Avrupa medeniyeti veya İslam medeniyetinin tek merkez kabul edilmesinde ısrar etmek dünyayı krize sürekler. Demokrasi ilkesinin, yani dünyada çok sesli medeniyet merkezlerinin kabul edilip uygulanması gerekir. Her taraf, birbirine karşıt düşman gözüyle bakmayıp, karşı tarafı bir kültürel zenginlik ve çeşitlilik olarak değerlendirmelidir. Kainat düşmanlık üzerine değil sevgi ve barış üzerine kurulmuştur. Batı ile doğu arasında ezeli düşmanlığın varolduğuna inanmak doğru bir düşünce değildir ve dünyanın geleceğini olumlu yönde etkilemez. Bu düşünce tarihin objektiflik ilkesine aykırıdır. Çünkü uygarlık tarihine baktığımızda birbirine yakın iki medeniyet İslam ve batı medeniyetidir. Her ikisinin de kökü esas itibariyle İbrahimi dinlere dayanır. Her ikisi de akli düşünceyi esas almışlardır. Çin, Hind, Japon gibi doğu medeniyetleri böyle değildir. Batı medeniyeti ahlak ve maneviyat açısından İslam medeniyetine muhtaçtır. İslam medeniyeti de demokrasi, üretim, teknoloji bilgisi ve aklileştirme noktalarında batıdan yararlanmalıdır. Her iki medeniyet de geçmişten gelen hataları tekrar etmemeli, yanlışlarını gözden geçirmeli, çatışma yerine diyalog yolunu açmalıdır... (40)
Pakistan deneyiminden Fazlur Rahman ın, İran deneyiminden Necefabadi, Fadlullah ve Suruş un, Sudan deneyiminden Turabi nin çıkardığı sonuçlardan sonra, şimdi de Tunus ve Cazayir deneyiminden Gannuşi nin çıkardığı sonuçlar çağdaş İslamcığın üçüncü evrilme muhayyilesini beslemektedir. İşte Gannuşi bunun için önemli bir üçüncü evrilme simasıdır.
Tunus ve Cezayir tecrübesinde İslami hareketler demokratik yollardan iktidara gelmeyi denemişler fakat büyük bir haksızlığa uğrayıp, oyuna getirilerek zaferle çıktıkları seçim sandıklarından muktedir olarak çıkamamışlardır. Cezayir ve Tunus deneyimi çağdaş İslami hareketler için çok derin derslerin çıkarılacağı önemli örneklerdir. Bugün Tunus ve Cazayir deki İslami hareketler üzerinde korkunç bir baskı ve sindirme ortamı hüküm sürmektedir. Cezayir ve Tunus olaylarının başlama tarihleri bizim aynı zamanda üçüncü evrilme olarak değerlendirdiğimiz 1990 lı yılların başlarıdır. Gannuşi, o günlerde, bu dönemin ne gibi gelişmelere yol açabileceğini dile getirirken şöyle demekteydi; ABD-Sovyet soğuk savaşında arada unutulan İslami hareketler biraz rahat nefes alıyordu. Şimdi Sovyetler çöktü, batı (NATO) için yeni tehlike bizler olacağız, şimdi bir çok şeyi yeniden düşünmemiz lazımdır... (41)

 



Kuran Surelerinin Kimliği

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • NurT
  • ElestIdota
  • handan kavukçu
  • BerkayGüçlü
  • Damdinceren

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 3 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri