You are hereHayatın Manası
Hayatın Manası
Kat'iyyen bil ki: Yaratılışın en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi Allah’a imandır. Ve insaniyetin en yüce mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, Allah’a iman içindeki marifetullahtır.(Allah bilgisi). Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır(Allah aşkı). Ve insan ruhu için en hâlis mutluluk ve insan kalbi için en saf sevinç, o muhabbetullah içindeki ruhani lezzettir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis mutluluk ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk'ı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, nurlara, sırlara; ya bilkuvve veya bilfiil sahiptir. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen; nihayetsiz sıkıntılara, elemlere ve şüphelere manen ve maddeten mübtela olur. Evet şu perişan dünyada, âvâre insanlar içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder. İşte bu âvâre insanlar içinde, bu perişan fâni dünyada; insan, sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa, ne kadar çaresiz olduğunu herkes anlar. Eğer sahibini bulsa, mâlikini tanısa, o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinat eder. O vahşetli dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaret yeri olur.
Allah kendi cemalini(güzelliğini) ve kemalini(azametini, kudretini) görmek ve göstermek için kainatı ve insanoğlunu yaratmıştır. Kainat bir seyir yeridir. İnsan, eşyanın yaratılışında ve varlıkların sanatındaki latif incelik ve nazenin güzellikleri görüp kendisine verilen akıl, göz, kalp, vicdan gibi maddi ve manevi cihazlarla kainatta Allah’ın kudsi isimlerinin tecellilerini tefekkür ederek(düşünerek) görmek, bilmek suretiyle Rabbini tanımalı ve iman etmelidir.
İnsanın vazifesi Allah’ın kudsi isimlerinin gizli definelerini açmaktır. Zat-ı Akdes’i(Allah’ı) o isimleriyle tanımaktır. Kanatta ve insanda esma-i hüsnanın her birinin tecellileri vardır. Mesela kainattaki kusursuz düzen “Alim, Kadir” isimlerini; büyük, küçük her türlü canlıya verdiği ihtiyacı olan çeşit çeşit nimetler “Mün’im” ismini; benzersiz güzellikte yarattığı varlıklar “Bedii, Musavvir” isimlerini gösterir.
İnsan Allah’ın kendine taktığı garib sanatları ve latif cilvelerini bilip hayatında ortaya çıkarmalı, göstermelidir. Yani insan ilan edicilik makamındadır. Mesela hastalıktan iyileşmemiz “Şafi” isminin, yediğimiz çeşit çeşit rızıklar “Rezzak” isminin, insanların dalaletten imana gelmesi “Mümin, Hadi” isminin, tevveleri çok kabul edip günahları bolca bağışlaması “Gaffar, Tevvab” isimlerinin tezahür etmesi, ortaya çıkmasıdır.
Kainat ve küçük bir kainat olan insan, Allah’ın kudret kalemiyle yazılmış hikmetli bir sözdür. Bu sözü okuyup anlamlandıran da insan olacaktır.
İşte bunları görmek, bilmek ve Allah’ı tesbih, takdis, tenzih ve istihsan etmelidir. Yani bu harikalıklar karşısında “Sübhanallah, elhamdülillah, maşaallah, Allahü ekber” şeklinde Allah zikredilmelidir.
Rahmet-i İlahiye’nin hazinelerinde toplanan nimetleri zahir ve batın duygularla tadıp şükür vazifesini yerine getirmelidir.
İnsan hayatının sırrı, Allah’ın birliğine(tevhide) kudretine, cemaline aynadar olmaktır. Öyleyse insan hayatının gerçek saadeti, insan hayatının aynasında görünen Allah’ın nurlarını hissetmek, anlayarak(araştırıp, öğrenerek) ona şevk(istek) göstermek, sevmek, onun muhabbetiyle kendinden geçmek ve Allah sevgisini kalbine yerleştirmektir.
İşte bu sırdandır ki insanı ala-yı illiyine çıkaran bir hadis-i kudsinin meal-i şerifinde “Ben göklere ve yere sığmam; fakat mümin kulumun kalbine sığarım.” denilmiştir.
Yani insan bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek(olgunlaşmak) için gelmiştir. Mükemmellikler yurdu olan ahirete hazır olmak için ilim ve duayla tekemmül etmelidir.
Kainat kitabında Allah’ın isimlerini görebilmek, anlamak için ilim tahsil etmek, okumak, araştırmak, bilgi edinmek ve bu bilgiler üzerinde tefekkür ederek esma-i hüsna ile bağlantı kurmak gerekiyor. İşte bu açıdan insanın biyoloji, fizik, astronomi, coğrafya gibi ilimlerde asgari bilgi sahibi olması okuyup öğrenmesi gerekir. Bu sebepten “Bir saat ilim öğrenmek, sabahlara kadar yapılan ibadetten daha sevaptır.” gibi pek çok hadis-i şerifte ve “Göklerde ve yerde üzerinden geçip de bakmadıkları nice deliller vardır.” (Yusuf, 105) gibi pek çok ayet-i kerimede okumanın, öğrenmenin, tefekkür etmenin(ibretle düşünmenin) önemi ifade edilmiştir.
İnsan bu şekilde sözleriyle, namaz oruc, hac, zekat, harama bakmama, hırsızlık yapmama gibi hareketleriyle Allah’a kulluğunu ilan etmelidir. Böylece insan yaratılış amacını yerine getirmiş olacaktır ki iki cihanın da huzur ve mutluluğu budur.
İşte hayatı bu şekilde algılayıp yaşayan insan için ölüm, bu dünyadan daha güzel ve daimi başka bir aleme geçiş demektir. Şairin “Öleceğiz, öleceğiz, müjdeler olsun / Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun.” deyip ölümü müjde olarak kabul etmesi bu sebeptendir.
Bu dünyanın üç yüzü vardır ki birincisi Cenab-ı Hakkın isimlerine bakar. Onların isimlerini gösterir. Mana-yı harfiyle onlara aynadarlık eder. İkinci yüzü ahirete bakar, cennetin mezrasıdır. Üçüncü yüzü ise insanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan fani, zail, elemli ve aldatıcı olan yüzüdür. İşte dünya ilk iki yüzüyle sevilmeye, muhabbete layıktır. Üçüncü yüz ise tahkir edilen yüzdür.
Allah’ın sevdiği kul olma yolu, onun cemalini, kemalini; isimlerini ve sıfatlarını; sanatını görme, gösterme, sevme, sevdirme ve tesbih, takdis, tenzih, istihsan etmek ve Allah’ın ahlakıyla yani Kur’an ahlakıyla yani Hz. Muhammed(s.a.v)’in ahlakıyla ahlaklanmaktır. Ona tabi olmak için onu tanımak gerekir yani onun hayatını ve hadislerini okumak, öğrenmek, bilmek gerekir.
HAYAT
* Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat, 56)
* Hanginiz güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de hayatı da yaratan O’dur. (Mülk, 2)
* Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphe ediyorsanız, düşünün ki biz, sizi topraktan, sonra bir meniden, sonra bir pıhtı kandan, sonra şekli belli belirsiz bir lokma etten(ceninden) yarattık. Size kudretimizin kemalini açıkça gösterelim diye. (Hacc, 5)
* Bir de bakalım sabredecek misiniz diye bazınızı bazınıza fitne yaptık.(Bazınız fakir, bazınız zengin oldu.) Şüphesiz ki senin Rabb’in her şeyi çok iyi görendir. (Furkan, 20)
* Ey müminler! Sabır ile namaz ile yardım isteyiniz. Şüphe yok ki Allahu Teala sabredenlerle beraberdir… Vallahi biz sizleri elbette biraz korku ile, açlık ile, mallardan, canlardan, mahsulattan biraz eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele. (Bakara 153,155)
* Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, karşılığında cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır.” (Tevbe,111)
* Yoksa siz, Allah içinizden savaşanları belli etmeden, sabırlıları belli etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (Al-i İmran 142)
* Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise fenalıklardan sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız? (Enam, 32)
ALLAH
* “Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O, Azizdir, Hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)
* Allah, bir şeyin olmasını dilediği zaman, ona “ol” der, o da oluverir. (Yasin, 82)
* Allah, her şeye gücü yetendir. (Kehf, 45)
* O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O, hiç çocuk edinmemiştir. Mülkünde O’na bir ortak da yoktur. Her şeyi O yaratmış ve bir ölçüye göre düzenlemiş, miktarını tayin buyurmuştur. Böyle iken (kafirler) O’ndan başka birtakım ilahlar edindiler ki onlar hiçbir şeyi yaratamazlar. Kendileri yaratılmaktadırlar. Kendi kendilerine ne bir zarar ne bir faydaya malik değiller. Öldürmeye, diriltmeye ve öldükten sonra tekrar diriltemeye de güçleri yetmez. (Furkan, 2-3)
* Allah sizi yaratan, sonra rızkınızı veren, sonra sizi öldürüp sonra diriltecek olandır. (Rum, 40)
* O, ölüden diriyi ve diriden ölüyü çıkarır. Toprağa da ölümünden sonra can verir(ondan bitkiler çıkarır). Siz de (kabirlerinizden) öyle çıkarılacaksınız.(Rum, 19)
* Gökten yere kadar bütün işleri (Allah) düzenler ve yönetir. (Secde, 5)
DİN
* Allah katında din İslam’dır. (Al-i İmran, 19)
* Kur’an bütün alemler için bir uyarıcı, bir zikirdir. (Kalem, 52)
* “Sana bu kitabı indiren O'-dur. Ondan bir kısım âyetler muhkem (açık) dır. Bunlar, kitabın temelidir(esasıdır). Diğer birtakım âyetler de müteşabihdirler. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, fitne aramak ve teviline gitmek için Kur'ân'ın müteşabih âyetlerinin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah'dan başka kimse bilmez. (Al-i İmran, 7)
* Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir, lâkin Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir. (Ahzab, 40)
* “Şu kesindir ki Biz resullerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti gerçekleştirmeleri için, resullerle beraber kitap ve adalet terazisi indirdik.” (Hadid, 25)
* “Ey Resûlüm, Biz seni bütün insanlığa rahmetimizin müjdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gönderdik, lâkin insanların ekserisi bunu bilmezler.” (Sebe, 28)
* “Eğer isteseydik her şehre bir uyarıcı peygamber gönderirdik. O halde sen asla kâfirlere itaat etme ve Kur’ân’a dayanarak onlarla büyük bir mücahede gerçekleştir.” (Furkan, 51-52)
* İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı beğendim. (Maide, 3)
* Elif, Lam, Mim, Ra. İşte bunlar Kur'an'ın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilmiş olan haktır. Fakat insanların çoğu imân etmezler. (Rad, 1)
* Yemin olsun! Sizin için Allah’ı ve ahiret gününü arzu edenler ve Allah’ı çok ananlar için, Allah’ın peygamberi en güzel örnektir.” (Ahzab, 21)
* Her kim Allah'a ve Rasulüne itaat eder; Allah'tan korkar, O'ndan sakınırsa, işte kurtuluşa ve mutluluğa erenler bunlardır.(Nur, 52)
* Ey Muhammed! De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. (Al-i İmran, 31)
* “Allah ve peygamberi bir işe hüküm verdiği vakit, erkek, kadın hiçbir mümin için kendi işlerinde seçme hakkı olamaz. Kim Allah’a ve peygamberine isyan ederse, muhakkak açıkça sapıklık etmiş olur.” (Ahzab, 36)
* “Sura üflendi, “Kalk!” borusu çaldı!.. İşte mezarlarından kalkıp, Rab’lerinin huzurunda duruşmaya koşuyorlar... Eyvah bize! Kim kaldırdı bizi yatağımızdan?” diyorlar... İşte Rahmân’ın vâdi: Resuller doğru söylerler!” (Yasin, 51-52)
* Takva sahiplerine vadolunan cennetin durumu şuna benzer: Bahçelerinin içinden ırmaklar akar. Meyveleri gibi gölgeleri de devamlıdır. İşte, haramlardan korunan müttakilerin sonu! Kafirlerin sonu ise ateştir. (Rad, 35)
* “Öyle kullar ki, bizim ayetlerimize iman ettiler ve Müslüman oldular. Siz de zevceleriniz de sevinç içinde olduğunuz halde cennete giriniz. Onların üzerine altından tepsiler ile ve destiler ile dolaşılır ve orada canların hoşlanacağı ve gözlerin lezzet alacağı şeyler vardır ve siz orada ebediyen kalıcılarsınız.” (Zuhruf, 69-72)
* “Sana kıyametin haberi geldi mi? O gün nice yüzler zillete düşmüştür. Çalışmış, boşuna yorulmuştur. Son derece sıcak bir ateşe girecektir. Pek hararetli kaynaktan suvarılacaktır. Onlar için dikenli ağaçtan başka bir yiyecek yoktur. Ne besler ne de açlıktan kurtarır. O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler. Emeklerinin neticesini aldığı için gayet memnundur. Pek üstün ve pek muteber bir cennettedir. (Gaşiye, 1-10)
* “Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. Onlara denir ki, “İşte, buydu size vâdedilen mükâfat. Gaybda, (görmediği halde) Rahman'dan korkan ve Allah'a yönelmiş bir kalble gelen için!.. Selâmetle girin oraya! Bu ebedîlik günüdür!'' (buyurulacak). Onlara orada her istedikleri var. Nezdimizde(katımızda) daha fazlası da vardır.” (Kaf, 31-35)
İMAN
* Ey iman etmiş olanlar! Allahu Teala’ya ve onun peygamberlerine ve peygamberlerine indirmiş olduğu kitaba ve daha evvel indirmiş olduğu kitaba iman ediniz. Ve her kim Allahu Teala’yı ve meleklerini ve kitaplarını ve peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse muhakkak ki pek uzak bir dalaletle sapıklığa düşmüş olur. (Nisa, 136)
* Şüphe yok ki, Rabbin dilediğine rızkı bol verir ve dilediğine darlaştırır. Muhakkak ki O, kullarından fazlasıyla haberdardır ve onları çok iyi görür. (İsra, 30)
* “İyilik-takva- yüzlerini Doğu ve Batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat, iyilik, o kimsenin iyiliğidir ki: Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman etmiş olur. Ve malını seve seve akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilenenlere verir. Ve köleleri azat etmek hususunda safr eder. Ve namazı kılar, zekatını verir. Bir de anlaşma yaptıkları zaman ahidlerini yerine getirirler ve ihtiyaç, hastalık ve şiddetli savaş hallerinde de sabırlı bulunurlar. İşte sadık olanlar onlardır. Takva sahibi olanlar da onlardan ibarettir.” (Bakara, 177)
* “Muhakkak ki, müminler kurtuluşa ermişlerdir. O müminler ki, namazlarında huşu -tevazu- sahipleridir. Ve o müminler ki, onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler. Ve o müminler ki, onlar zekatı ifa edenlerdir. Ve o müminler ki, onlar elbette avret mahallerini muhafaza edenlerdir. (Muminun, 1-5)
* “Onlar, göklerin ve yerin ifade ettiği manalara bakmazlar mı?” (Araf, 185)
* “Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için(Allah’ın varlığını, kudret ve azametini gösteren) büyük işaretler vardır.”(Al-i İmran, 190)
* Güneşi ve ayı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. Bunların her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. Bütün işleri O yönetir. Ayetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. (Rad, 2)
* "Gökten, bir ölçüye göre su indiren O’dur. Onunla ölü bir memleketi diriltti (ve her yanına hayat) yaydı; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız." (Zuhruf, 11)
* "Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz; yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?" (Vakıa, 68-70)
İBADET
* Şüphe yok ki, namaz, müminlerin üzerine muayyen vakitlerde bir farize olmuştur.” (Nisa, 103)
* Namazı, güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar güzelce kıl, sabah namazını da. Şüphe yok ki sabah namazı şahitlidir. (İsra, 78)
* Ve namazı kılınız, zekatı da veriniz ve rüku edenler ile beraber rüku ediniz. (Bakara, 43)
* Ey iman edenler! Oruç sizden evvelkilerin üzerine farz olduğu gibi sizin üzerinize de farz olmuştur. Ta ki sakınabilesiniz.” (Bakara, 183)
* Ve Allah için haccı da umreyi de tam yapınız. (Bakara, 196)
* Sizin hayırlınız, Kuran-ı Kerim’i öğrenip başkalarına da öğreten zattır. (Hadis-i Şerif)
* İkametgahlarınızı namaz ile, Kuran-ı Kerimi tilavet ile nurlandırınız. (Hadis-i Şerif)
* İbadetlerini ihlas ile yap. İhlas ile yapılan az amel, kıyamet günü sana yetişir. (Hadis-i Şerif)
* İbadetlerin kıymetlisi az olsa da devamlı yapılanlardır. (Hadis-i Şerif)
* Bilerek yapılan az bir ibadet, bilmeyerek yapılan çok ibadetten daha iyidir. (Hadis-i Şerif)
* Allah’ı güzel isimleriyle anan insanın günahları deniz köpükleri kadar çok olsa bile yine affedilir. (Hadis-i Şerif)
* Artık beni zikrediniz ki ben de sizi zikredeyim. Ve bana şükrediniz, bana nankörlük etmeyiniz. (Bakara, 152)
* “De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Şüphe yok ki, Allah bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki O, çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.” (Zümer, 53)
* Dua, ibadettir. (Hadis-i Şerif)
* İbadetlerin en kolayı ve en hafifi az konuşmak ve iyi huylu olmaktır. (Hadis-i Şerif)
* Annenin, babanın yüzüne merhamet ile bakana makbul hacc sevabı verilir. (Hadis-i Şerif)
* Güler yüzle selam verene sadaka sevabı verilir. (Hadis-i Şerif)
* “-Onlar- tevbe edenlerdir, ibadette bulunanlardır, hamd edenlerdir, oruç tutanlardır, rukua, secdeye varanlardır, iyilik ile emir ve kötülükten alıkoyanlardır ve Allahu Teala’nın sınırlarını koruyanlardır. İşte -o- müminleri müjdele. (Tevbe, 112)
* “Rahmanın kulları onlardır ki, mütevazi bir halde yürürler ve cahiller onlara seslendiklerinde “selametle” derler. Ve onlar ki: Rableri için secde edenler ve kıyamda bulunanlar olarak gecelerler.” (Furkan, 63,64)
* “Onlar(iman edenler) öyle kimselerdir ki büyük günahlardan ve hayasız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler.” (Şura, 37)
* “Onlar o kimselerdir ki zulme uğradıklarında yardımlaşıp haklarını alırlar.” (Şura, 39)
EMİRLER
* Peygamber size ne verirse onu alınız, o sizi neyden men ederse onu terk ediniz. Allah'a karşı gelmekten sakınınız. Muhakkak ki Allah'ın cezası pek çetindir. (Haşr, 7 )
* Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki merhamet olunasınız. (Nur, 56)
* Sabah ve akşam Rabbini, içinden yalvararak, ürpererek ve yüksek olmayan, kendi işitebileceğin bir sesle zikret, gafillerden olma! (Araf, 205)
* “Her kim Rahmân'ın zikrini görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık onun arkadaşı odur. Ve şüphesiz ki bu (şeytan)lar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerini hidâyete ermiş sanırlar.” ( Zuhruf, 36-37)
* “Ve Allahu Teala’ya ibadet ediniz ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayınız. Anaya, babaya iyilik ediniz. Ve akrabalara ve yetimlere ve yoksullara ve yakın komşuya ve uzak komşuya ve yanınızdaki arkadaşa ve yolcu olana ve sağ ellerinizin sahip olduğuna -da iyilik ediniz- şüphe yok ki, Allahu Teala kendini beğenen, böbürlenip duranları sevmez.” (Nisa, 36)
* “Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yarabilirsin ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.” (İsra, 37)
* “Ey iman edenler! Çokça zan etmekten kaçınınız, şüphe yok ki, zannın bazısı günahtır ve birbirinizin kusurunu araştırmayınız ve bazınız, bazınıza gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? Onu çirkin görmüş olursunuz. Artık Allah’tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir. (Hucurat, 12)
* “Ey iman edenler! Allahu Teala için hakkı ayakta tutanlar, adil şahitler olunuz.” (Maide, 8)
* “Ve o müminler ki, onlar, emanetlerine ve ahtlarına riayet edenlerdir. (Müminun, 8)
* “İsrafta bulunmayınız. Şüphe yok ki Allahu Teala israf edenleri sevmez.” (Enam ,141)
* “Allahu Teala’nın kendilerine lutuf olarak verdiği şeyde cimrilik edenler bunun kendileri için bir hayır olduğunu sanamasınlar. Hayır.. bu onlar için bir şerdir… (Al-i İmran, 180)
* “Onlar ki, mallarında belli bir hak vardır. Hem dilenen, hem de dilenmeyen yoksul için.” (Mearic, 24,25)
* Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe nail olamazsınız ve her ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu
hakkıylabilir. (Aliİmran,92)
* Sakın zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur. (İsra ,32)
* “Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki: İkisinde de büyük günah vardır. Ve insanlar için faydalar da vardır. Bunların günahı ise faydalarından çok büyüktür.” (Bakara, 219)
* “Ey iman edenler! Muhakkak ki, içki, kumar, putlar ve kısmet için çekilen zarlar şeytan işinden olan murdar şeydir. Artık onlardan kaçınınız ki, kurtuluş bulabilesiniz.” (Maide, 90)
* Her kim de mümini kasden öldürürse onun cezası edebi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır. (Nisa, 93)
* “Allah, alış-verişi helal, faizi haram kıldı.” (Bakara, 275)
* “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal, tertemiz olanlarını yiyiniz.” (Bakara, 168)
* “Ve ölçtüğünüz zaman ölçüye tam riayette bulunan ve dosdoğru terazi ile tartınız. Bu hayırlıdır ve akibeti daha güzeldir.” (İsra, 35)
* Fakirliğe düşme endişesi ile evlatlarınızı öldürmeyiniz! Onların da sizin de rızkınızı veren Biz'iz. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur. (İsra, 31)
* “Altını ve gümüşü biriktirip de onu Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdele.” (Tevbe,34)
* Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (Bakara, 195)
* “Siz sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça, infak etmedikçe asla iyiliğe, fazilete nail olamazsınız. Sadaka namına ne verirseniz şüphesiz Allah onu çok iyi bilir.” (Al-i İmran, 92)
“Yine sana neyi nafaka olarak vereceklerini soruyorlar. De ki: "İhtiyacınızdan geri kalanı verin!" Allah âyetleri size böyle açıklar, tâ ki düşünesiniz.” (Bakara, 219)
* Onlar ki melekler canlarını tatlılıkla alırlar: "Selam size! Yaptığınız işlerden dolayı buyurun cennete!" derler. (Nahl, 32)
* Allah'a ve âhiret gününe iman eden hiçbir milletin, Allah'ın ve Resulünün karşısına çıkan kimseleri(ona muhalefet edenleri), isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülaleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. (Mücadele, 22)
“O muttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah Teâlâ da ihsan edenleri sever.”
“O muttakiler ki çirkin bir iş yaptıklarında veya kendi nefislerine zulmettiklerinde, peşinden hemen Allah'ı anar, günahlarının affedilmesini dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Bir de onlar, bile bile işledikleri günahlarda ısrar etmez, o günahları sürdürmezler.”
“Ve hiçbir kimse için Allah Teâlâ'nın izni olmadıkça ölmek yoktur. O vadesi tâyin edilmiş bir yazıdır. Ve her kim dünya menfaatini dilerse ona ondan veririz. Ve kim âhiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Ve şükredenleri elbette mükâfatlandıracağız.”
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Hayır onlar hayatta olup, Rablerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar.” (Al-i İmran, 134,135,145,169)
* “Hatırla ki, biri(insanın) sağında, biri solunda oturmuş iki melek, işlediklerini tespit ederler.” (Kaaf, 17)
* “Hiçbir şey hakkında da sakın, ‘Ben, bunu yarın yaparım.’ deme. Ancak sözünü, Allah’ın dilemesine bağlayarak ‘inşallah!’
de. Unuttuğun vakit Allah’ı an ve ‘Umulur ki Rabbim beni, bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir muvaffakıyete
ulaştırır.’ de.” (Kehf, 23-24)
* “Başınıza her ne bela gelirse, hep kendi ellerinizin kazandığı(günahlar) yüzündedir. Böyle iken (Allah) bir çoğunu da
bağışlar.” (Şura, 30)
* “Müminlere de ki: gözlerini haramdan sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler. Bu onlar için çok temizliktir.
Şüphesiz Allah ne yaptıklarından haberdardır.” (Nur, 30)
* “De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Şüphe yok ki, Allah bütün
günahları bağışlar. Muhakkak ki O, çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.” (Zümer, 53)
* O nûra, Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde (mescitlerde) kavuşulur. Oralarda,
sabah akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne alış-verişler onları Allah’ı zikretmekten,
namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği bir günden
endişe ederler. (Nur, 36-37)
* Bir saat ilim öğrenmek, sabahlara kadar yapılan ibadetten daha sevaptır. (Hadis-i Şerif)
* İlim, müminin kaybolmuş bir malıdır, her nerede bulursa alıverir. (Hadis-i Şerif)
* Sizi yalan söylemekten tahzir ederim! Çünkü yalan imana aykırıdır. (Hadis-i Şerif)
* Emin olmayan kimsede iman yoktur. Ahdini bozan kimsede din yoktur. (Hadis-i Şerif)
* Sözü, özü, doğru, emin olan ticaret ehli, peygamberler ile, sıdıklar ile, şehitler ile beraber haşrolunacaktır.
(Hadis-i Şerif)
* Rüşvet veren de alan da ateş içindedir. (Hadis-i Şerif)
* Kanaati iltizam ediniz. Çünkü kanaat, tükenmez bir hazinedir. (Hadis-i Şerif)
* Şükür, nimetlerin artmasına vesiledir, şükürsüzlük ise zeval getirir. (Hadis-i Şerif)
* Dünyada sizden üstün olana bakmayın ki gözünüzde Allah’ın nimeti küçülmesin. (Hadis-i Şerif)
* Helal kazanmak için sıkıntı çekenlere cennet vacip olur. (Hadis-i Şerif)
* Haram yiyenlerin ne farzları ne sünnetleri kabul olur. (Hadis-i Şerif)
* Biliniz ki faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah, böyle hükmetmiştir. (Hadis-i Şerif)
* Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hırsızlık yapmayacaksınız. (Hadis-i Şerif)
* Mümin, elinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyen kimsedir. (Hadis-i Şerif)
* İnsanlara merhamet etmeyen kimseye Allahu Teala hazretleri merhamet buyurmaz. (Hadis-i Şerif)
* Müminlerin dereceten en faziletlisi, ahlaken en güzel olanıdır. (Hadis-i Şerif)
* Sizin en hayırlınız, ehline, ıyaline en hayırlı olanınızdır. (Hadis-i Şerif)
* Fazilet şudur ki, senden kesilene sen bağlanasın, seni mahrum bırakana sen lutuf ihsanda bulunasın ve sana
zulm etmiş olanı sen affedesin. (Hadis-i Şerif)
* Her kim kardeşinin bir ihtiyacını gidermeye çalışırsa Allahu Teala da onun ihtiyacını izale buyurur. (Hadis-i Şerif)
* Birbirinize hediye veriniz, birbirinizi sevin ve el tutuşun ki, kendinizden kin ve düşmanlık duygusu gidiversin. (Hadis-i Şerif)
* Yemeğinizi toplu bir halde yiyiniz, dağınık bir halde bulunmayınız. Çünkü bereket, cemaat ile beraberdir. (Hadis-i Şerif)
* Hasta ziyareti yapan bir mümin, cennet nimetlerine müstağrak olur. (Hadis-i Şerif)
* Akraba arasındaki münasebeti kesmek, ana ile babaya asi bulunmak pek büyük günahlardandır. (Hadis-i Şerif)
* Allah’a ve ahiret gününe inanan, komşusuna iyi muamele etsin. (Hadis-i Şerif)
* Komşusu elinden, dilinden emin olmayan kişi mümin sayılmaz. (Hadis-i Şerif)
* Ruha zevk ve sefa veren şeyleri alınız, keder veren şeyleri de terk ediniz. (Hadis-i Şerif)
* Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti ise namazdır. (Hadis-i Şerif)
* Kulum Beni nasıl tanırsa onunla öyle muamele ederim. (Hadis-i Kudsi)
* Kıyamet gününde müminin gölgesi, onun sadakasıdır. (Hadis-i Şerif)
* İlim, müminin kaybolmuş bir malıdır, her nerede bulursa alıverir. (Hadis-i Şerif)
* Ümmetimin bozulduğu bir zamanda sünnetime uyan kimse için şehit sevabı vardır. (Hadis-i Şerif)
* Bir kimse düğün yemeğine ve emsaline davet olunursa icabet etsin. (Hadis-i Şerif)
* Her kim Müslüman kardeşinin kusurunu dünyada örterse de rüsvay etmezse kendisini de Allahu Teala kıyamet gününde örter. (Hadis-i Şerif)
* Herhangi bir Müslüman ramazan-ı şerif orucunu, farziyetine inanarak ve sevabını Cenab-ı Hak’tan dileyerek tutarsa onun geçmiş günahları af ve setrolunur. Yani Hakkullahe ait, sagair kabilinden olan günahları bağışlanır. (Hadis-i Şerif)
* Ey nas! Ölmeden evvel Hak Teala’ya tevbe ediniz, yaptığınız günahlardan dolayı pişman olunuz. (Hadis-i Şerif)
* Bir kimse ilim tahsili için yola çıkarsa, bu yüzden Allah ona cennet yolunu kolaylaştırır. (Hadis-i Şerif)
* Kardeşine karşı güleryüzlü olman sadakadır. Güzel ve temiz söz söylemek sadakadır. (Hadis-i Şerif)
* Dul ve yetimlerin ihtiyacına koşanlar, Allah yolunda cihad eden ve gece gündüz (nafile) oruç tutup geceyi ibadetle geçiren gibidir. (Hadis-i Şerif)
* Yerleri ve gökleri, terazinin bir kefesine, Kelime-i Tevhidi diğer kefeye koysalar bu kelimenin bulunduğu kefe elbette ağır gelir. (Hadis-i Şerif)
* Bizi aldatan bizden değildir.
* Sabır, cennetin hazinelerinden bir hazinedir. (Hadis-i Şerif)
* Namaz müminin nurudur, onun yüzünü dünyada da ahirette de aydınlatır, nurlandırır. (Hadis-i Şerif)
* Günahından tevbe eden kimse, hiç günahı olmayan kimse gibidir. (Hadis-i Şerif)
* Besmalesiz başlayan her iş bereketsizidir.
* Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün ömrünü ahirete mal edebilir. (Said Nursi)
* Müminin niyeti amelinden hayırlıdır. (Said Nursi)
* Şükrün mikyası(ölçüsü); kanaattır ve iktisaddır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı; hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram helâl demeyip rastgeleni yemektir. .(Said Nursi)
* Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kafidir. (Said Nursi)
Kullanılan ve Alıntı Yapılan Kaynaklar:
* Risale-i Nur - Bediüzzaman Said Nursi (Yeni Asya Neşriyat)


