You are hereİslamda Muhalafet Neden Olumsuz Anlam Taşıyor? / islamda muhalefet Fikri neden Olumsuz Manalar Çağrıştırıyor?
islamda muhalefet Fikri neden Olumsuz Manalar Çağrıştırıyor?
Ehl-i Sünnet imamlarının sessizce reddediş şeklindeki, otoritenin devamını esas alan ürkek muhalefetleri, Maverdi (ö. 1063) tarafından siyaset felsefesi haline getirilmiş ve bu siyaset felsefesinde yönetici şöyle tanımlanmıştır: Allah, melikleri yeryüzünde kendisinin halifesi, kulların koruyucusu ve hükümleri uygulayacak kimseler kılmıştır. (31) Muhalefet konusunda ise şunlar dile getirilmiştir: Düşman iki türlüdür: Dış ve iç düşmanlar. İç düşmanlar bağiler, yol kesenler, cinayet işleyenler ve bid at çıkaranlardır. Melik bunlarla kararlı bir şekilde mücadele etmelidir. Özellikle aynı dinden olduğumuz bid atçilerle önce ikna yoluna gidilmeli; alimler, fakihler ve bilginler meclisinde onlarla tartışarak ikna etmeye çalışılmalı; yanlış yolda olduklarına dair deliller sunulmalı; hala görüşlerinden dönmezlerse mürted muamelesine tabi tutularak etkisiz hale getirilmelidir. (32) Siyaset tezine sahip bir başka önemli düşünür olan İmam Gazali (ö. 1111) ise şöyle demiştir: Sultan, Allah ın yeryüzündeki gölgesidir. Bilinmelidir ki Allah kime hükümdarlık verir ve onu yeryüzünde hakim kılarsa; halka onu sevmek, ona uymak ve itaat etmek düşer. İsyan etmek ve çekişmek caiz değildir. Allah ın din verdiği herkesin hükümdar ve sultanları sevmesi, emrettiklerinde onlara itaat etmesi, sultanlık ve hükümranlığı onlara Allah ın verdiğini, mülkü de dilediğine O nun vereceğini bilmesi gerekir. (33) İslam fikir ekolleri içerisinde farklı bir düşünce çizgisini temsil eden İmam İbn Teymiyye ise, diğer alanlardaki fikir ayrılıklarının aksine aynı görüşü tekrarlamıştır: Hadiste geçtiği gibi ‘Sultan yeryüzünde Allah ın gölgesidir. ‘Zalim bir imamla geçen kırk yıl, sultansız geçen bir geceden daha iyidir. İnsanlığın geçirdiği tecrübe de bunu göstermektedir. (34)
Sonuçta;
1. Şia daki gibi direkt değilse bile, Allah ile iktidar arasında dolaylı bir ilişki kurulmuştur. (10. Asırda siyaset teorisi haline gelen düşüncenin mantık olarak Hz. Osman döneminde, Allah ın giydirdiği elbise yaklaşımıyla ortaya çıktığını burada yeniden hatırlatalım)
2. Allah ile yönetici arasında kurulan ilişki, kasıt bu olmasa ve ismi böyle konmasa bile yöneticinin uygulamalarının din ile özdeş hale gelmesine neden olmuştur. Bu da muhalefet kapısının kapanmasına yol açmıştır.
Söylem yönünden bakıldığında; insanlar tarafından belirlenen, görev ve sorumluluk alanları belli bir yönetici tablosu karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, belli sorumlulukları yerine getirmesi için seçilen birisinin; yanlış yaptığında kolayca uyarılabilmesi veya görevlerini hakkıyla yerine getirmediğinde kolayca görevinden alınabilmesi gerekir.
Ne var ki uygulamada Hilafet nazariyesi çok ciddi problemler içermektedir.
Ey iman edenler! Allah a itaat edin. Peygamber e ve sizden olan emir sahiplerine (idarecilere) de itaat edin. … (Nisa 4/59)
Bu ayete bakıldığında yöneticiye itaat, dinin bir emri ve gereği gibi ortaya çıkmaktadır. Yeryüzünde Allah ın temsilcisi olan yönetici mantığıyla bakıldığında, itaatin en geniş anlamıyla değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Allah ı temsil eden birisi –hele ki Allah tarafından itaat emredilmişken- nasıl eleştirilebilir; nasıl yargılanabilir; nasıl görevden alınabilir?
Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız. Sürünüzden sorumlusunuz. En büyük lider halka çobanlık edendir. O da sürüsünden (raiyyesinden) sorumludur. (35)
Hadiste kullanılan ra i kelimesi, insana veya bir şeye iyilik ve maslahat gözüyle bakmak, ahd ve emanete riayet etmek, gözetmek, gereklerini yerine getirmek anlamlarını içerir ve sorumluluğa işaret eder.(36) Islah edilmeye ve yönlendirilmeye ihtiyacı olan bir sürü, çobanına hangi durumlarda itiraz edebilir?
Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Hıristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Bu ümmet de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girer (37)
Kurtuluşa eren fırka fırka-i naciye hangisidir? Bu hadis onu her konuda kriter haline getirmiyor mu? İktidar gücünü elinde bulunduran kendisini kurtuluşa eren fırka olarak göreceğine göre ve eğer tek bir fırka hakikati temsil ediyor ise diğer fırkaların görüş açıklaması, toplumu dalalete çağırmak anlamına gelmez mi? Bir görüş fırka-i naciye nin görüşüne uyuyorsa haktır, değilse onunla ilgili iki ihtimal vardır; küfr veya dalalet. Bu durumda muhalefet; küfrün ya da dalaletin açığa çıkması olmamakta mıdır?
Bütün bu veriler ve sorular çerçevesinde bakıldığında, hilafet teorisinde muhalefet fikrine yer olmadığı görülür. İktidar ve muhalefet gibi rolleri tanımakla birlikte terazinin dengesi belirgin bir şekilde iktidardan yanadır. Meşruiyetini kaybeden iktidar karşısında muhalefetin yönetimi devralması şeklinde cereyan edecek bir rol değişimi ise imkan dahilinde değildir. Muhalefetin eleştirinin ötesine geçmesini sağlayacak fıkhı oluşturamamıştır. Sadece; İyiliğiemir, nasihat ve meşveret dairesi içerisinde gerçekleşen eleştiriyi onaylar.
Yöneticiye itaat sınırları içerisinde gerçekleşmeyen muhalefet, Ehl-i Sünnet in siyasi kültüründe bağy (isyan), tefrika ve irtidat kavramlarıyla isimlendirilmiştir. Eleştiri sınırlarını aşan muhalefetin fiili hareketi ifade eden bir kavram ile tanımlanması, otomatikman onu; fitneci, bölücü, düzeni bozan bir teşebbüs durumuna düşürmektedir. Meşru muhalefet kanallarını kapatmakta, memnuniyetsizliği ifade etmek için çatışmayı, savaşı göze almayı gerektirmektedir.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun



