You are hereSınıflandır / makale / Kaç paraya satılıyor?

Kaç paraya satılıyor?


By ottoman - Posted on 07 July 2009

Kaç paraya satılıyor?

Katolik kilisesine aykırı görüşlere sahip olduğu için önce Roma Engizisyon mahkemesinde yargılanan, ardından ise diri diri yakılarak idam edilen Giordano Bruno’yu biliyor musunuz?

Kilise ideolojisine karşı yükselen isyanın sembol isimlerinden biri olarak hafızalara kazınmış bu İtalyan filozofun çok sevdiğim bir sözü var.

Bruno "Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır” der ve şöyle devam eder.

“Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar."

Otomatlaşmış ve ruhunu kaybetmiş toplumun, genç İsa’nın mücadelesinden ayrı düşmesine tahammül edemeyen büyük bir isyan saklıdır bu sözlerde. Allah ile insanlar arasında yakınlık sağladığı ya da insanları Allah’a ulaştırmada aracı olduğu iddiasıyla ortaya çıkan insanlara karşı öfke doludur Bruno.

Ve onları “kötü” diye nitelendirir…

Eski Mısır din adamları… Yahudi hahamları ya da Hristiyan rahipleri…

Kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanan kötülük tohumlarıdır bunlar.

****

Oysa, 7.yy’da Mekke semalarında yükselen ses, her türlü hukuki ve ahlaki kaygıyı bir kenara bırakmış bu kimselerin keyfi zorbalığının nesnesi gelmiş olan insanlığın kurtuluş reçetesi olmuştur.

Zira Allah’ın, mahrum edilmiş, iradelerinden soyutlanmış kalabalıkların yeniden hayata dönmesi için onlara uzattığı bir can simididir aslında İslam dini.

Her türlü din adamı tasallutunun ve din üzerinden iktidar-güç-makam-mevki sahibi olanların karşısına örülmüş koruyucu bir duvar, insanoğluna bahşedilmiş bir tür zırhtır.

İşte bu yüzden, dini tek kişilik vicdani arayışın biricik yoldaşı olmaktan çıkararak, insanları kendine bağımlı hale getiren, sürüleştiren kimliksizleştiren, değersizleştiren, akılsızlaştıran iktidarların en büyük panzehiridir de aynı zamanda.

Ve ilk iş olarak mevcut yapıya karşı savaşarak, tapınak bezirganlarının düzenini yerle yeksan eden Hz Peygamber’in peygamberlik dönemine hakim olan en temel dinamiklerinden birisi tam da budur işte zaten…

Allah’a giden yollar üzerindeki tüm engelleri ortadan kaldırmak…

Bu yollardaki tüm dikenleri, çakıltaşlarını temizlemek…

Defalarca yıkmak ve defalarca yeniden inşa etmek…

***

Ancak geçen zaman içerisinde Hz Peygamber’in o eşşiz mücadelesi, Allah ile insanlar arasında aracılık ettiği iddiasıyla ortaya çıkan bir takım din adamlarının, şeyhlerin ya da yeşil sarıklı ulu hocaların gölgesi altında, anlamından uzaklaştırıldıkça uzaklaştırıldı.

Mekkeli ümmi bir öksüzün, dinin tek kişilik vicdanı arayışın biricik yoldaşı olması için yolumuzdan temizlediği dikenler, tekrar birer birer ortaya çıkmaya, büyüyüp boy atmaya başladı. Ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak, hükmetme gücünü elinde bulunduran insanın düşüncelerini zapt-ı rapt altına alan bu dikenler, insanları sadece bir nesne haline getirerek, özgürlüklerinin yok edilmesinin başlıca müsebbibi oldular…

Oysa insanoğlu tüm kusurlarına rağmen alemden üstün yaratılıştaydı. Yani aslında hem kendi hem de alemin kaderine yön verebilecek istidata sahipti. Ancak insanları sürüleştiren ve kimliksizleştiren, din bezirganlarının tasallutu altında tekrar mahrum edilmiş ve iradesinden soyutlanmış o kalabalıkların herhangi bir mensubu haline döndü.

Zira eski dini geleneklerden gelen hiyerarşi ve itaat kültü tekrar maalesef hortladı.

Adeta Roma Engizisyon mahkemesinde diri diri yakılarak öldürülen Bruno’nun sözlerine nispetle, kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullandılar.

Ve bunlar “kötü” insanlardı…

***

Ancak bakın her yerde hala o adamlar…

Muhafazakar pek çok yayın organının sayfalarında dahi bu din bezirganlarının reklamı…

Bu adamların kitapları, bu adamların o korkunç bakışları, bu adamların o gevrek gülümsemeleri, bu adamların Ray-Ban gözlükleri, konuşurken darbeci generaller gibi kasım kasım kasılan bu adamların evrim saçmalıkları, bu adamların mehdilik iddiaları…

Ve zavallı din bu adamların elinde işte…

7.yy da Mekke semalarından yükseldiğinde insanlığın kurtuluş reçetesi olmuş olan İslam dini, bu adamların tekelinde artık…

Hz Muhammed’in dini bu adamlara emanet…

Hz Ali’nin yıldızlı geceler altında döktüğü gözyaşları, Hz Ömer’in adaleti, Hz Ebu Bekir’in feraseti bu adamların tezgahında pazarlanıyor…

Mekke, Medine, Bedir, Uhud, Hendek bu adamların heybesinde nakite çevrileceği zamanı bekliyor…

Ve bunlar “kötü” insanlar…

Bunlar ayaklar altında ezilmesi gereken dikenler, çakıltaşları…

İşte bu yüzden, değer miydi diye sormadan edemiyor insan…

Bir gazete ya da internet sayfası reklamı kaç para, diye düşünmeden edemiyor…

Şöyle sağ köşede afili bir ilan kaçtan veriliyor?

1000 TL…5000TL…10.000 TL…50.000 TL…

Yoksa daha fazla mı?

100.000 TL… 150.000 TL

Hz Muhammed’in sünneti kaç paraya satılıyor bu adamlara?

Ayetin, suretin ederi nedir günümüz piyasa şartlarında?

piren birsaygılı haber10.com

Yardımeli Derneği

 



 

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • nami7791
  • hale
  • genogen
  • reyhani
  • hasret32

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 8 misafir ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri