You are hereİstikbal İslam'ındır - Seyyid KUTUB / Ruhi ihtiyaçlarımız
Ruhi ihtiyaçlarımız
“Ruhi ihtiyaçlarımız” bölümünde şöyle diyor:
“Milletimizin içerisinde cereyan eden bazı kötü şeyler vardır ki eğer onlar olmasaydı biz -bu iyi halimizle birlikte- yine de zor duruma düşmezdik. Bu psikolojik durumda, içimize derin bir korku sinmiş olduğu halde müdafaa durumunda kalmamız bize hiç yakışmıyor. Bu bizim tarihimizde yepyeni bir olaydır.”
“İş madde ile ilgili değildir. Dünyanın maddi bakımdan en yüksek üretimi bizdedir. Hiç şüphesiz yegane eksiğimiz, doğru ve güçlü bir imandır. Onsuz, bizde bulunan her şey yetersiz olacaktır.”
“Politikacıların, güçleri ne kadar yükselirse yükselsin, diplomatların maharetleri ne olursa olsun, âlimlerin, buluşları ne kadar çok olursa olsun, bombaların tahrip gücü ne olursa olsun, bu eksikliğimizi gideremeyeceklerdir.”
“İnsanlar, maddî şeylere itimat etme düşüncesine kapıldıkları zaman onun kötü sonuçları da kaçınılmaz olur.”
“Ülkemizde, sistemlerimiz, kendilerini savunmak için gerekli ruhî samimiyete sahip değiller. Akıllar, hayret içerisindedir, ruhlar bir birinin bugüne kadar keşfettiklerine göre milletimizi birbirine düşman kılan bir karışıklığa maruz bırakacak ve casuslukla mücadele eden hiç bir kuruluş bizi bu şartlarda koruyamayacaktır. Bu medeniyet, herhangi bir milletin karşılaşabileceği en sert deneylerle karşımıza çıkıyor. Bu deneylerde refah içinde yaşam tecrübesidir.”
“İsa (a.s.) demiştir ki, bu maddi eşyaları ancak Allah’ın emrettiği şeyler için çalışanlar ve onun adaletini gerçekleştirmek uğruna çalışanlar elde edecekler. Fakat durum böyle olunca büyük imtihan başlar. Çünkü bu maddi şeyler, -insanın korktuğu gibi- ruhlara işleyen bir pas olabilir.”
“Yine elimizde bulunan örneklere göre en yüce varlığa karşı görevlerini hissedenler onun iradesinin gerçekleşmesi için uğraşırlar. Çünkü onlara, imanları kuvvet, fazilet ve geniş hikmet verir. Onlar, sadece bu günlerini değil, yarınlarını sırf kendi nefisleri için değil bütün insanlık için imar etmektedirler. Böyle bir temel üzerinde kurulan toplumda -eğer şartlar elverirse- servet ve refahın herkes için olacağı sonucuna varılır. Bu yan ürünler, ortaya çıkması, inancın beklenen sonuç olduğunu teşvik ettiğinden dolayı ve itikatları güçlendireceği için; güzel olacaktır. Böylece nisanlar uzun vadeli teşebbüsler için gayret sarf etmekten kaçınacaklar ve maddi menfaati elde etmek için mücadeleye girişeceklerdir.”
“Bu değişikliklerle beraber gittikçe artan tehlike gelişir. Amerikalılar emniyeti güçte olsa mümkün olan tek yolla temin ettiler. Yani büyük çalışmalar sonucu ancak temin ettiklerini kastediyorum. Çalışmalarımızda eksiklik olacak olursa ve emniyeti sonuç olarak ararsak emniyet bizden süratle uzaklaşacaktır. Ve durum daima böyle olacaktır. Zenginlik derecemiz ne kadar yükselirse yükselsin emniyetin herhangi bir para miktarı ile satın alınması mümkün olamaz. Ne beş milyon, ne de elli milyon emniyet için yetmez. Emniyet ve barış satın alınması mümkün olmayan iki şeydir. Gerileme devrinde Roma devletinin güçlüleri sulhu satın almaya yeltenmişlerdi. Ancak bu kendilerini yok etmek isteyenlerin iştahlarını artırmaktan başka bir işe yaramamıştır.”
“Bizim nüfuzumuz ve emniyetimizin düşüş gösterdiği ölçüde komünist Rusya’nın nüfuz ve emniyeti yükselme kaydetmektedir. Bizim 19. asırda yaptığımız büyük Amerika denemesini taklit ederek onlar da bütün dünya halklarının akıllarını çelmek için tamamen büyük komünist Rusya denemesinin dalgasını taşıyan politikalarla nüfuzlarını kurabilirler. Hatta fiilen bu nüfuz uygulanmaktadır.”
“Komünist düşüncelerin aldatıcı ve saptırıcı olduklarını biliyoruz. Yine biz biliyoruz ki, komünist Rusya kendi memleketinde gerçekleştirdiği tecrübeyle orada hür ve tarafsız olarak hüküm sürmeye asla kapılarını açmayacaktır. Yine biz biliyoruz ki; bu düşünce sisteminin sahte, düşürücü ve yanıltıcı pençesine düşen kimseler bu rejimle gerçek arasındaki farkı er geç idrak edeceklerdir. Örümcek, güneş ışıklarına karşı parlayan güzel bir ağ örer ve sinekleri salonuna davet eder. Komünizm propagandası da örümcek ağı gibi çekicidir. Onun ağına bir millet düştüğü zaman, istibdat o milletin ruhi güçlerini kemirir ve bitirir. Fakat buna rağmen komünizm, bir ümit gibi -Asya’nın her tarafında, Pasifik adalarında, Güney Amerika’da, Afrika’da ve hatta Batı Avrupa’da bile- halk tabakalarından kabul görür.
“Stalin şöyle demiştir: Marksizm ve Leninizm’in güç ve hayatiyeti gizlidir. Şöyle ki, bu rejim toplumun maddi hayatının geliştirilmesine muhtaç olduğu için pratik faaliyetlerini bu sahada yoğunlaştırır.”
“Anlaşılıyor ki; komünist olmayan bir çok ülke -Hıristiyan Batı ülkeleri dahil olmak üzere- toplumun maddi hayatının gelişmesine öncelik vermektedirler. Fertlerin, kendileri ile psikolojik durumlarını ikinci sıraya almaktadırlar.”
“Komünistler Batı toplumlarının bile komünizmin maddi nazariyesini tatbik etmelerinin gerekli olduğunu ispatlamak için bu durumu misal gösterirler. Batı’nın ileri gelenleri, bunu inandırıcı bir şekilde reddedememektedirler. Böylece komünist Rusya’nın propagandası dünya çapında büyük ölçüde yükselmektedir.”
“Bizim açımızdan zorluk, imanımıza ve imanımızla faaliyetlerimiz arasındaki alakaya karşı kapalı, donuk bir hal içinde oluşumuzdan kaynaklanmaktadır.”
“Biz hürriyet ve kurtuluştan, insan haklarından, temel hak ve hürriyetlerden, ferdin değer, kıymet ve insanlığından güzel ve tesirli sözlerle bahsedebiliriz. Ancak konuşmalarımızın büyük bir kısmı toplumumuzun ‘ferdiyetçilik’ üzere olduğu zamanla ilgili olur. Bunun neticesi olarak da ferdiyetçiliğin ‘erken ölüm’ anlamına geldiği bir toplumda o konuşmalarımızın pek bir tesiri olmaz.”
“Yine biz gerçekleştirdiğimiz maddi gelişmeden, toplu üretim üstünlüklerinden, vatandaşlarımızın malik olduğu araba, radyo ve televizyon sayılarından da mübalağa ile bahsedebiliriz. Fakat bizim bu maddi tasvirdeki mübalağamız bazı kimselere ruhi açıdan iflas ettiğimiz düşüncesini verir. Bazılarını da bize karşı kıskanç kılar ve toplumun maddi hayatın geliştirmesi için topluca sarf edilen gayretten dolayı komünizm toplumunun öğünmesini, daha fazla sevilmesini sağlar.”
“Oluşmakta olan modern toplumumuzda iman gücü olmadıkça ve manevi vasıtalara satılmadıkça, toplumumuzu adilikten ve imanın gelişmesine imkan vermeyen değersiz hayat şartlarından kurtarmadıkça, toplumun değişmesini sağlayacak samimi işler yapmadıkça, dünya çapında Sovyet Rusya komünizmi ile mücadele etmemiz, onun yalan, terör ve zulüm üsluplarıyla başa çıkmamız imkansızdır.”
“Dinsizlik ve maddeciliğe düşmeden, sosyal adaletin sağlanabileceği görüşümüzü ortalığı çınlatırcasına haykırdık. Bu bir ferdin diğer ferde karşı sosyal sorumluluklarını kabul etme veya ondan kaçmaya olan ihtiyari rağbetine dayanan bir şeydir.”
“Bunun sonucu olarak dindar görünmemize rağmen dinimize olan inancımızı ve ibadetleri yapma alışkanlığımızı kaybettiğimiz gibi toplumumuzun büyük çoğunluğu hür bir ortam içerisinde imanlarını kaybettiler. Biz, dinle dini uygulamayı birbirinden ayırdık. Bununla birlikte imanın her zaman yeni olaylarla birlikte sürdürülebileceği inancımızı kaybetmedik. Fakat iman ile amel arasındaki ilişkiler kesildiği zaman dünyanın her tarafına yayabileceğimiz manevî kuvveti geliştirmemiz mümkün olmayacaktır.”
“Bütün bunları değiştirmek zorundayız. Biz, ‘maddî şeyler önde gelir, ruh ona tabidir’ diyen Marksist nazariyeyi kolayca reddedebiliriz (Hatta reddetmek zorundayız). İstisnai bir şekilde olsa bile kulluk ve istibdadın tasvip edilmesi imkansızdır. İnsanlığın kurtuluş ve özgürlüğünde önce, imanı birinci dereceye koymaktan korkmamamız gerekir. Yüce Allah insanı maddî üretici olmaktan öteye daha önemli bir vazife için yaratmıştır. Ve onun yaratışının esas gayesi, cismani emniyetten başka bir şeydir. İnsanları dünyanın her yerinde ruhî, aklî ve kendisine mensup olduğu toplumun iktisadî refahlarını arttıracağı bahanesiyle durmadan artan iktisadî sıkıntılardan mutlaka kurtulması gerektiğine inanmanız gerektir diyen dini görüşe sarılmamız gerekir.”
“Yine hür bir toplumun manası, içerisinde her ferdin kendi başına buyruk olduğu toplum demek olmayıp bilakis birbiriyle dayanışma halinde bulunan bir toplum olduğunu açıkça bilmemiz lazımdır. Müslümanları birbirine bağlayan bağlar her şeyden önce imandan gelen kardeşlik bağlarıdır. Çünkü insanlar Allah (c.c.)’ın gözetiminde kardeşler olarak yaşamak için yaratılmışlardır.”
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun



