Sahabenin nebevi örnekliğe bakışı

Muhakkik sahabenin nebevi örnekliğe bakışıyla
Şafii’ninki arasında hayli fark var. Muhakkik
sahabe sadece Hz. Rasul’ün ne yaptığına bakmıyor, “niçin yaptı” sorusunun da peşine düşüyor.
Allah’ın emrinin teşebbuh (taklit ve benzemek)
değil teessi (örnek almak) olduğunu
biliyor. Onun için Hz. Peygamber’in yaptığını
taklit etmeyi değil, maksadını gözetmeyi hedefliyorlar.
Onlara göre ‘sünnet’ Kur’an’ın ortağı
değil, Kur’an’ın Hz. Peygamber’in davranışlarındaki
yansıması.
İşte bir örnek: Halife Ömer hac döneminde
umreyi yasakladı. Oğlu Abdullah bu yasağa
uymadı ve şöyle itiraz etti: “Rasulullah yaptığı
halde babam yasaklamışsa, babamın emrine
mi Rasulullah’ın emrine mi uyacağız, ne dersiniz?”
(Tirmizi, Hac 12) Hz. Ömer’in bu tasarrufunu
Cassas ve İbn Kayyım
tevil etmişler. Fakat bu
tür teviller ölüye elbise dikme
kabilinden olduğu için,
olanı izaha kâfi gelmiyor.
Belli ki Hz. Ömer Nebi’nin
davranışlarına sonrakilerin
zihni kalıplarıyla bakmıyor.
Kaldı ki, bu tek örnek değil.
İkindiden sonra kılınan
sünnet, teravihin cemaatle
kılınması, bir seferde üç talak
gibi daha birçok örnek
var. Bu Hz. Ömer’le sınırlı da değil. Mesela
Hz. Osman Cuma namazında ikinci bir ezan
ihdas ediyor. Zira ihtiyaç hâsıl oluyor. Buna
“Osman’ın sünneti” adı veriliyor. Hz. Ali’nin
de benzer uygulamaları oluyor.
Soru şu: Hz. Ömer Nebi’nin sünnetine karşı
mı geldi? Sahabe içinde o dönemde böyle düşünenler çıkmış. İşte oğlu Abdullah bile bunu ima ediyor. Fakat durum böyle değil.
Hz. Ömer Nebevi örnekliğe karşı çıkmıyor,
Nebi’nin maksadını gözetiyor. Taklit etmiyor,
tahkik ediyor. İşte teessi budur. Burada sorun
Hz. Ömer’in sünnet anlayışının Şafii’nin oluşturduğu
standartların dışında kalmasıdır.
Ehl-i Rey bu tahkikçi damarın takipçisi oluyor.
Nebevi örnekliği Peygamber’i taklit olarak
anlamıyorlar. Aksine Peygamber’in yaptıklarını
anlamak ve onları onun maksadını gerçekleştirmek
için yapmak olarak anlıyorlar. Ehl-i
Rey’den Rebia b. Abdurrahman, “suça eşdeğer
bir karşılık” anlamına gelen kısas konusunda

Reklam