Servet ve Dünya Hayatı

Size ne verilmişse onlar dünya hayatının geçici hazlarıdır. Dünya hayatı misafirhanedir. Ruh dünyaya gelmekle gurbete gelmiştir. Bir gün asıl yurduna dönecektir. Allah katında olanlarsa daha kalıcı ve daha hayırlıdır.
Hâlâ akletmeyecek misiniz?
İki dünyalı insan ve tek dünyalı insan. Tek dünyalı insan bu dünyaya sıkı sıkı sarılacaktır. Bu insanın bir fiyatı vardır. Ama çift dünyalı insana fiyat biçemezsiniz. Fiyatı olmayan daha doğrusu Allah’tan başka kimsenin ödeyemeyeceği bir fiyatı olan insan.
Öteden beri Bana ortak koştuğunuz ortaklarım nerededir diye soracaktır.
Şirkin Allah’a bir zararı yoktur. İnsan şirk koştuğuna kul olur. Şirk koştuğu şey karşısında köleleşir.
Şirk koşulanlar derler ki; bu peşimizden gelenleri biz azdırdık. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlarla ilişkimizi kesiyoruz. Onlardan Sana sığınıyoruz Allah’ım.
Aslında onlar bize tapıyor değillerdi. Zımnen onlar kendi heva ve heveslerine arzu ve içgüdülerine tapıyorlardı.
Onlara denilecek ki; çağırın ortaklarınızı. Fakat kendilerine asla karışlık verilmeyecek.
Ama azabı görecekler.
O çağırdıkları şirk koştukları değil, asıl azabı çağırmışlardı. İyi eylemleri yapanların cenneti çağırdıkları gibi kötü eylemleri yapanlar azabı çağırmış oluyorlardı.
Yeryüzünde bir hayata sahip olmak, iradenin imtihana tabi tutulmasından başka bir şey değildir.
Madem elçilerin getirdiği haberlere kör sağır kaldılar, onu almadılar ahirette de bir haber bekleyecekler fakat bir haber alamayacaklar.
Tevbe edenler iman edenler ve güzel amel edenler ahirette mutluluğa ereceklerdir.
İman bir ağaçtır ki amel bu ağacın meyvesidir.
Ebedi hayatın kurtaran kurtulmuş oluyor. Kur’anın lügatinde kurtulmak bu anlama geliyor.
Ne ki dilediğini yaratan ve elçi seçen Allah’tır.
Allah peygamberi kendisi seçer.
Yüceler yücesi aşkın olan Allah’ın zatı onların çok ötesindedir. Onların göğüslerinde sakladıklarını da açığa vurduklarını da çok iyi bilir.
Bu dünyada da öbür dünyada da hamd O’na mahsustur.
Varlığın gerçek sahibi dururken, varlığını O’na borçlu olduğu varlıklara tabi olmak insanı alçaktır.
Nihai yargı Allah’a aittir.
Sonunda O’na döndürüleceksiniz. Hesabını vereceğiniz bir hayat yaşayınız.
Allah gündüz ve geceyi sizin için var etmiştir. Gündüzü ya da geceyi alsa Allah bunları kim geri getirebilir.
Geceyi vermezse aydınlığın değeri nasıl anlaşılacaktır. Küfür olmasaydı imanın değeri anlaşılır mıydı?
Böylece şükredenlerden olursunuz?
Bana ortak olduğunu söyledikleriniz hani nerde söyleyiniz?
Biz her ümmetten bir şehit çıkarmış olacağız. Peygamberler gönderildikleri ümmetlerin üzerine tanıktırlar. Peygamberler şahittir, şehittirler.
Haydi getirsenize delillerinizi sonuçta onlar fena bir biçimde anlayacaklar ki gerçek Allah’tan yanadır. Çarpık tasavvurlarının ürettiği sahte tanrılar görünmeyecektir.
Karun Hz Musa’ya akraba olduğu halde O’na hıyanet edip doğru yoldan çıkmış biridir. Kendi ırkından olan biri dahi kendi kavmine kötülük edebilmektedir. Irkçılığın hiçbir dayanağı yoktur.
Onların omuzlarına çıktı ve onlara zulmetti. Karun sömürerek yücelir. Sonra kendisini o yere getirenlere zulmeden bir kişidir.
Karun’un hazinelerinin anahtarlarını bir müfreze taşıyordu.
Her şeye sahip iken hiçbir şeyin sana sahip olmaması fakrdır.
Gerçek servet insana ebedi hayatı kazandırandır. İstikbal ahirettir. İyi istikbal ahireti kurtarmaktır.
Allah’ın sana iyilikte bulunduğu gibi sende başkalarına iyilikte bulun.
Sana verirken birileri de senin defterine yazmıştır. Paylaşırsan sınavı kazanırsın.
Allah bozguncuları asla sevmez. Karun demişti ki: Herkes bilsin ki ben bu servete bilgim ve becerimle sahip oldum.
Kutsalla bağını koparan bir servet insanı saptırır. Gerçekten servetin sahibi olsaydı verirdi. Kişi sahibini veremez. Malın sahibi olsaydı verirdi.
O bilmiyor mu ki Allah ondan daha çok servet sahiplerini helak etmiştir.
Şuçu tabiat haline getiren kimseler mücrim olmuştur. Böyle kimselerin günahlarından sual olunmaz.
Bir gün bu kişi kavminin karşısına gösterişli bir şekilde çıkar.
Onu görenler keşke bize de böyle verilseydi derler.
Yaldızına bakıyorlar. Onun arkasındakini görmüyorlar. Eşyanın özüne değil kabuğuna bakıyorlar.
Fakat kendisine ilim verilenler dediler ki: Yazıklar olsun size iman eden ve salih amel işleyenlere Allah’ın verdiği ödül çok daha hayırlıdır.
Servet dediğiniz siz ölünce ölmeyecek olandır. Servet dediğiniz yerin dibine batmayacaktır. Akıllı zengin götürebileceğini kazınır. Akılsız olan götüremeyeceğine yatırım yapar.
Nihayet Karun’u yerin dibine geçirdik. Artık Allah’tan başka kimse yardımına yetişemezdi. Zira o yardımı hak edenlerden değildi.
Araç amaçlaşırsa insan nesneleşir. Alet maksat olursa insan nesneleşir. Dünya bir araç iken güzel bir ahlak kazanmak için, eğer amaç haline gelirse insanda bu durumda alınıp satılan bir nesne olup çıkar.
Demek nankörler asla ıslah olmazlarmış.
Tasavvurdaki milimetrik sapma eylemde kilometrelik sapmaya tekabül eder.
Zira mutlu son sorumluluk bilincine sahip olanların olacaktır.
Kim huzura iyilikle çıkarsa O’na geldiğinden daha hayırlısı vardır. Kötülük yapan o kimseler yaptıklarıyla muamele edileceklerdir.
Ey bu vahyin muhatabı olan insan senin hayatına Kur’anın kuşatıcı mesajıyla istikamet tayin eden Allah elbet seni yepyeni bir hayata döndürecektir.
Kimin hidayete erdiğini kimin apaçık bir sapıklığa gömüldüğünü bilen Rabbindir.
Karun gibi düşünüp bu zenginliğe sahip olman doğru yolda olduğunun göstergesi olarak düşünme.
Yine sen ey bu vahyin muhatabı olan insan sana bu vahyin ulaşacağını ummazdın. Bu Allah’ın sana olan bir rahmetidir. O halde kâfirlere asla arka çıkma.
Sana indirilmiş bir vahiyden sonra onların seni saptırmasına kanma, aksine onları Rabbine çağır. Ve asla Allah ile birlikte başka bir varlığa tapma.
Ondan başka bir ilah yoktur. Yalnız Allah’tır tapmaya layık olan.
Her şey ama her şey yok olacak geriye yalnız Rabbinin zatı baki kalacaktır.
Sonunda hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz.

Reklam