FARE İLE KEDİ - Kelile veDimne

Bir zaman büyük bir ağacın kökünde Rumi adlı bir kedinin yuvası vardı ve ona yakın bir yerde de Feridun adlı bir farenin deliği vardı.Avcılar buraya sık sık gelir ve vahşi hayvanları kuşları avlarlardı. Bir gün buraya bir avcı, Rumi’ye yakın bir yerde ağını kurmuş ve çok geçmeden de Rumi ağa düşmüştü.Az sonra fare de deliğinden çıkmış Rumi’nin tuzağa düştüğünü görünce sevinmiş ve ona görünmemeye dikkat ederek gizlenmişti. Fakat kedinin yakalanmasına sevinen fare, kendisini kapmak isteyen bir gelinciğin yaklaştığını, ağacın üzerindeki bir baykuşun da üzerine çuvallanmak için hazırlandığını fark ederek zor bir durumda olduğunu anladı.Geri dönerse gelinciğin, sağa veya sola giderse baykuşun, ilerlerse kedinin kendisini yakalayacağını görür ve kendi kendine der ki:

“Bu durumum oldukça içinden çıkılmaz bir şeydir.Tehlike her tarafımı sardı.Felaketler el ele vererek üzerime yürüyor.Fakat aklım var.Korkmamalıyım, şaşırmamalıyım ve yılmamalıyım.Çünkü aklı başında olan kimse aklına güvenerek korkmaz ve her ne ile karşılaşırsa karşılaşsın asla şaşırmaz.Akıllı dibi görünmeyen bir deniz gibidir.Felaket ne kadar büyürse büyüsün o denizi tüketmez ve felaket akıl sahiplerinin bütün gayretini yenerek onları yere seremez.Bunun gibi, ümitlerinin yeşermesi de onları nankörlüğe sürüklemez sarhoş edip gözlerini perdelemez.Bu felaketten kurtulmanın biricik çaresi kedi ile barışmaktır.Çünkü o da benim uğradığım felaketin benzerine uğramıştır.Onunla konuşursam, doğru ve dürüst biri olduğumu ve onu aldatmadığımı anlarsa bana yardım eder.Bu sayede ikimiz de kurtulmuş oluruz.” Bunun üzerine fare kediye yaklaşarak: “Nasılsın?dedi.” O da: “Tam senin istediğin gibi felaket ve tehlikenin içindeyim.” Diye karşılık verdi. Fare kedinin sözünü hemen kesti: “Ben de aynı durumdayım.Kendi kurtuluşumu ne kadar özlüyorsam senin kurtuluşunu da aynı derecede özlüyorum.Dürüst olduğuma inanmanı istiyorum.Çünkü gelincik arkamda baykuş tepemdedir.İkisi de ikimize düşmandır.Sen bana dokunmamaya söz verirsen ben de senin iplerini keserim.İkimiz de bu durumdan kurtuluruz.Bizim bu durumumuz gemi ile yolculara benzer.Yolcular gemi yüzünden boğulmaktan, gemi de yolcular yüzünden parçalanmaktan kurtulur.” Kedi bu sözleri dinledi, farenin doğru söylediğini anladı ve ona: “Bu sözün doğruya benziyor” dedi.Ben de ikimizin kurtulmasını istiyorum sen dediğini yap, ben de bütün hayatım boyunca sana borçlu kalırım.” Fare: “O halde!” dedi.Sana yaklaşarak bütün iplerini keseceğim; ancak tam emin olmak için bir ip bırakacağım.” Fare bu sözleri söyledikten sonra ipleri kesmeye başlar ve gelincik ile baykuş, onun kediye yaklaştığının görerek ümidi keserler ve giderler.Bu durumu gören fare ipleri kesme işini ağırdan almaya başlar.Kedi de bu durumu sezer ve sorar: “Niçin yavaşladın?Amacına ulaştığın için yavaşladın ve belki de niyetini değiştirdin!Eğer beni kurtarmaktan vazgeçtiysen bu dürüst olanlara yakışmaz.Yiğit kimseler, dostluk gördükleri kimselerin haklarını ödemekte tereddüt etmezler.Sen de benim sana gösterdiğim dostluktan faydalandın.Ben bunun karşılığını görmek için hak kazanmış durumdayım.Aramızdaki eski düşmanlık buna engel olamaz.Sen nankörlük edemezsin.Unutma ki cezaların en kötüsü zalimlerin başına gelir.Kendisine yalvardığı halde yardım etmeyen kimse en acımasız zalimdir.” Fare şu cevabı verir: “Dostlar iki türlüdür:Birincisi bir şey gözeten ikincisi: zora dayanan dostluktur.İkisi de çıkar arar ve zarardan korunur.Birincisine güvenilir.İkincisine ise sadece bazı durumlar da güvenilir.Fakat bazı durumlarda da ondan çekinmek gerekir.Aklı başında olan kimse bazı işleri için ona yaklaşır ve bu sayede korktuğu bazı şeyleri giderir.Ben sana verdiğim sözü tutmakla beraber sana karşı korunmayı da ihmal edemeyeceğim.Çünkü aramızdaki barışa sebep olan karşılıklı korkunun ortadan kalkması üzerine senin eski haline dönmenden korkarım.Çünkü her işin bir vakti vardır.Ve vakti geçince ondan hayır umulmaz.Ben senin iplerini koparacağım ve yalnız bir düğüm bırakacağım.Bu düğümü de avcının göründüğü sırada koparacağım.” Fare ipleri koparmaya devam etti ve çok geçmeden avcı göründü. Kedi: “Aman, durum çok ciddi!Ne olur bütün gayretinle çalış!” dedi. Fare daha sonra deliğinden çıktıysa da kediye yaklaşmak istemedi.Kedi onu çağırdı: “Ey dost, ey hayırsever, ey tecrübeli arkadaş!Layık olduğun karşılığı görmek için neden bana yaklaşmıyorsun?Hemen koş gel ve arkadaşlığımızı sürdürelim.Senin bana yaptığın iyilik unutulmayacak bir iyiliktir.Sen benden ve benim dostlarımdan her türlü iyiliğe ve ödüle layıksın.Benden hiç korkma!Neyim varsa senden esirgemem artık.” Kedi bu sözleri söyledi ve sonra yemin etti. Fakat fare ona şu şekilde cevap verdi: “Nice görünüşte dostlar vardır ki, iç yüzünde düşmanlık gizlidir.Ve bu düşmanlık görünen düşmanlıktan daha şiddetlidir.Bu düşmanlıktan sakınmayanlar, kuduran filin dişine binerek uyuklayan, uyandığı zaman kendini filin ayakları altında bulan ve çiğnenerek ölen kimseye benzer.Dosta dost denilmesinin sebebi ondan hayır umulmasıdır.Düşmana düşman denilmesinin sebebi o, düşmandan faydalanmak ümidiyle ona dostluk gösterir.” Fare anlatmaya devam etti: “Görülüyor ki yavru hayvanlar analarının sütünden istifade için peşlerinin bırakmazlar ve analarının sütü kesildi mi ondan yüz çevirirler.Bazen iki dost arasındaki ilişki bir dereceye kadar kesilebilir ve bu yüzden dostlar birbirlerine karşı soğukluk da göstermezler.Çünkü bu olayın sebebi düşmanlık değildir.Fakat aralarındaki asıl ilişki düşmanlık olan ve bir zorunluluktan dolayı dost olan kimseler arasındaki dostluk, zorunluluğun ortadan kalkmasıyla sona erer ve eski aslına döner.” Fare konuşmasını şöyle sürdürdü: “Nasıl ki suyun altına ateş konulursa su ısınır.Fakat ateşin kalkmasıyla tekrar soğur.Benim düşmanlarım arasında ise senden daha zararlısı yoktur.Aramızdaki barış bir zorunluluğa dayanıyordu.Seni bana beni sana muhtaç eden bu zorunluluk ortadan kalkmış ve zannederim ki onun ortadan kalkmasıyla aramızdaki düşmanlık eski halini almıştır.Zayıf gibi aciz olan bir kimsenin aciz olan bir düşmana yakın olmasında da hiçbir fayda yoktur.” Fare bir süre sustuktan sonra şöyle dedi: “Şimdi ki durumda senin benden isteyeceğin bir şey varsa o da beni yakalayarak parçalamaktır.Onun için ben sana güvenemem.Çünkü kuvvetli düşmandan sakınmak zorunda olan zayıf ve uyanık kimse, zayıfı küçümseyen kuvvetli kimseden daha fazla kurtuluşa yakındır.Aklı başında olan kimse, zorlandığı zaman düşmanıyla barışır ve ona güler yüz gösterir, ona kendini vermiş gibi görünür.Sonra yol bulur bulmaz ondan kaçar.İyi bil ki kendini düşmanına hızlı biçimde bırakan kimsenin yanlışını doğrultmaya imkanı kalmaz ve aklı başında kimse istifade karşılığında barışık olduğu düşmana vefa gösterse de ona kendini teslim etmez.Belki elinden geldiği kadar ondan uzaklaşır.” Ve fare sözlerini şu şekilde bitirdi: “Ben sana mümkün olduğu kadar uzaktan dost olacağım.Senin için iyi dileklerde bulunacağım.Senden beklediğim bütün karşılık, aynı muameleyi göstermekten ibarettir.Çünkü uzun lafın kısası, bizim birleşmemize imkan yoktur.

Derleyen : Tuğba Şahin

Reklam