vicdan

Türkiye’nin aklı ve vicdanı: 1921 ruhu

İstanbul’da güzel bir pazar sabahı…

Yolda yürüyorum.

Otobüslere dolmuş yaşlı gaziler, alnına Türkiye yazılı bantlar sarmış “yurdum insanı” marşlar söyleyerek mitinge gidiyor.

Bir binanın altında toplanmışlar, heyacanlı heyecanlı hazırlık yapıyorlar.

Binanın üçün katındaki büyükçe bir levhada “Yeniden Kuvayı Milliye Hareketi Derneği” yazıyor.

Madalyalı gaziler, fes ve kalpaklarıyla kurtuluş savaşı yılları havası estiriyorlar.

Sanki Yunan İzmir’e, Ruslar Kars’a, İngilizler İstanbul’a girmiş, Eminönü’ne düşman gemileri dayanmış, Urfa, Antep ve Maraş’ta Fransız ve İtalyan askerleri görünmüş, okullar tatil edilmiş, genel seferberlik ilan edilmiş, yurdun dört bir yanında pıtrak gibi kurtuluş cemiyetleri türemiş, gidenlerde “İstanbul ve Havalisi Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti” üyeleri…

Yol kenarında bir parkta oturup manzarayı seyrettim.

Dalmışım, zihnimden bakın neler geldi geçti…

Vicdan olmadan iman olur mu?

Kur'an'a sorunca “olmaz” diyor. Haklı olarak ilim talibi “Nerede diyor?” diye soracaktır. En iyisi Beled suresini okumak: “Ne yani, şimdi insanoğlu kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? Ve “Ben (bu konuma gelmek için) kucak dolusu servet harcadım” mı diyor?

İçeriği paylaş