türkiye
İstanbul’da güzel bir pazar sabahı… Yolda yürüyorum. Otobüslere dolmuş yaşlı gaziler, alnına Türkiye yazılı bantlar sarmış “yurdum insanı” marşlar söyleyerek mitinge gidiyor. Bir binanın altında toplanmışlar, heyacanlı heyecanlı hazırlık yapıyorlar. Binanın üçün katındaki büyükçe bir levhada “Yeniden Kuvayı Milliye Hareketi Derneği” yazıyor. Madalyalı gaziler, fes ve kalpaklarıyla kurtuluş savaşı yılları havası estiriyorlar. Sanki Yunan İzmir’e, Ruslar Kars’a, İngilizler İstanbul’a girmiş, Eminönü’ne düşman gemileri dayanmış, Urfa, Antep ve Maraş’ta Fransız ve İtalyan askerleri görünmüş, okullar tatil edilmiş, genel seferberlik ilan edilmiş, yurdun dört bir yanında pıtrak gibi kurtuluş cemiyetleri türemiş, gidenlerde “İstanbul ve Havalisi Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti” üyeleri… Yol kenarında bir parkta oturup manzarayı seyrettim. Dalmışım, zihnimden bakın neler geldi geçti… |
|||
Ergenekon iddianamesi açıklandığında! Türkiye, hapsedilmeye çalışıldığı tecrit ve yalnızlıktan kurtulmaya, Ergenekon'dan bir kez daha çıkmaya çalışıyor. 2002'den itibaren Ayışığı ve Sarıkız darbe teşebbüsleriyle başlayan Ergenekon terör örgütünün şiddet olayları ve Cumhuriyet mitingleriyle gelişen ve en son AK Parti'ye yönelik kapatma davasıyla devam eden bu süreçte yargı ne yazık ki, demokratik bir hukuk devletinde oynaması gereken rolü oyna(ya)mıyor. Hatta tam aksi bir yöne dahi savrulabiliyor; yargının bir harekât merkezinden bahsedilebiliyor. |
|||



