You are hereislam tarihi
islam tarihi
Ashab-ı Uhdud
Peygamberimizin anlattğına göre, bir kral vardı. BVu kralın bir kahini vardı. Kahin ihtiyarlayınca yetiştirmesi için bir genç istedi. Bu genç kahine eğitim aslmak için giderken yolda bir rahibe rastlardı. Ondan da eğitim almaya başladı. Fakat hem eve hem de kahine geç kalır, dayk yerdi. Kahinle rahibin dedikleri birbiriyle çelişiyordu.
Delikanlı günün birinde insanların yolunu kesen bir hayvana rastladı. Eline taş alarak "Allah'ım, eğer rahibin işini kahinden çok seviyorsan bu taşla bu hayvanı öldür, yoksa öldürme" dedi.
Belam
Belam, kavminin ileri gelenlerinden bir bilgindi. Hz. Musa'ya iman etmişti. Hz. Musa ile Belam'ın kavmi arasında savaş vardı. Belam kavminin kralı Balak'tı. Allah'ın emri üzerine bu kralla savaş çıkmış, Balak bu savaşı kazanamayacağını anlamış ve Belam da Hz. Musa'ya iman ettiği halde Balak'a fikirleriyle yardımcı olmuştu.
Nükte
Adamın biri Ebu Hanife'ye gelerek bir yere para gömdüğünü, fakat gömdüğü yeri bir türlü hatırlayamadığını söyledi. Ebu Hanife, "Bu fıkıhla ilgili bir şey değil, ama sana bir yol göstereyim. Evine git gece sabaha kadar namaz kıl. İnşallah hatırlarsın." dedi. Onun dediğini yapan adam gecenin dörtte biri geçmeden gömünün yerini hatırladı.
Habib bin Zeyd
Habib bin Zeyd Umman'dan dönerken yalancı peygamber Müseyleme'nin ordusu tarafından yakalandı. Müseyleme Habib'i yanına getirterek ona: "Benim peygamber olduğuma şehadet edermisin?" dedi.
Habbab Ateşte
Mekke'nin Müşrik Devleti Müslümanları sindirmek için her türlü baskı sistemine başvuruyordu.
Birgün sahabeden Habbab İbnü'l-Eret'i yakalayarak yasktıkları ateşe canlı canlı attılar. Habbab ateşten kurtulmaya çalışıyor, Mekke'nin güvenlik görevlileri ise tekmeleyerek ateşe atıyorlardı. Hatta bu işkencecilerden birisi, ayağını Habbab'ın göğsüne dayamış, yandığı yerden kalkmasına mani olmaya çalışıyordu.
Hz. Ali'nin Şehadeti
Hz. Ali Peygamberimizin amcasının oğlu, ilk Müslümanlardan, Allah'ın arslanı, ilmin kapısıdır. Muaviye meşru halife Hz. Ali'ye karşı ayaklandı ve Sıffin Savaşı oldu. Sıffin Savaşı'nda mızrakların ucuna Kur'an sayfaları taktılar. Bunun üzerine savaş durduruldu. Hakemler seçildi. Hakemler halifenin kim olduğunu belirleyecekti. Fakat hileye başvurup Muaviye'yi (Amr bin As) halife ilan etti.
Ashab-ı Kehf
Allah(c.c) bildiriyor;
O vakit o genç yiğitler mağaraya çekildiler ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz, bizlere tarafından bir rahmet ihsan et ve bizim için işimizden bir muvaffakiyet hazırla." Bunun üzerine yıllarca mağarada kulakları üzerine vurduk (uyuttuk).
Mekke'nin Fethi
Rasulullah Mekke'de doğmuş ve peygamberlik görevlendirilince Mekke'nin ileri gelenleri şiddetle karşı çıkmışlardı. Sayılı Müslümanlar, Mekke müşriklerinin baskı, zulüm ve işkencelerine dayanamayarak Medine'ye hicret ettiler. Bu samimi Müslümanlara ve peygamberimize Allah yardım etti. Mekke'lilerle yapılan savaşlarda Müslümanlar galip geldi. Müslümanlar Hac vazifesini yapmak için Mekke'ye yürüdüler. Fakat müşrikler kabul etmediyse de antlaşma yapıldı. Ertesi yıl için izin verildi. Antlaşmaya göre 10 yıl savaşılmayacaktı. Müslümanların aleyhine gözüken Hudeybiye Anlaşması Müslümanların lehine dönmeye başladı. Mekke Devleti anlaşmayı ihlal etti.
Peygamberimiz Mekke'nin pişman olmasına karşı hainliği affetmedi. 10.000 kişilik ordu hazırladı. Ordunun nereye gideceğini hanımlarından bile gizli tuttu. Bu orduyla Mekke'yi kuşattı. Mekke Devleti lideri Ebu Süfyan, Peygamberimize gelerek eman diledi, sonra Müslüman olmayı kabul etti. Rasulullah kan dökülmesini istemiyordu. Komutanlarına şu emri verdi: "Size karşı koymadıkça hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz". Mekke tarihte görülmemiş bir şekilde kansız olarak fethedildi. Mekkeliler Kabe'nin içini dışını put, heykel, resimlerle doldurmuşlardı. Rasulullah bunları kırdı, devirdi. Kabe putlardan temizlendi.
Peygamberimiz 7 kişi saydı, bunların Kabe'nin örtüsüne sarılsalar dahi öldürülmesini emretti. Bunlar, İslam'a ihanet eden, alay eden, işkenceci olup Müslümanlar'a büyük zararları dokunan kimselerdi.
Sütçü İmam
1878'de Maraşta doğdu. Uzunoluk Camii'sinin imamlığını yapıyordu. Geçimini süt satarak sağlıyordu. Maraş işgal edilmişti.
Talut ve Calut (Kur'an'dan)
Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın ileri gelenlerine baksana! Hani peygamberlerinden birine "Bize bir hükümdar gönder, Allah yolunda savaşalım" dediler. O, "Ya farz olurda savaşmazsanız?" dedi. Onlar "Neden Allah yolunda savaşmayalım?" dediler.
Peygamberleri onlara "İşte Allah, size hükümdar olarak Talut'u gönderdi." demişti. Onlar, "Nasıl olur? Halbuki biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. O malca da bolluk verilmiş (zengin) birisi değil" dediler. Peygamber "Onu Allah size hükümdar seçti, bilgi ve fizikçe üstündür, hem de Allah hükümdarlığı dilediğine verir. Allah geniş mülk sahibi, her şeyi bilendir" dedi.
Peygamberleri onlara "Haberiniz olsun, onun hükümdarlık işareti, içinde sizlere Rabbinden bir rahatlık, Musa ve Harun ile ailesinin bıraktıklarının bir kısmı bulunan bir sandığa gelmesi olacaktır. Onu melekler getirecektir. Eğer inanan kişilerseniz, elbette bu kesin delildir" demişti.
Talut ordusuyla hareket ettiği zaman "Allah sizi bir ırmakla deneyecek, kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan tatmazsa, işte o bendendir, ancak eliyle bir avuç alanlara izin var" dedi. Derken oraya varır varmaz pek azı hariç, hepsi ondan içtiler. Talut ve ona iman edenlerle hep beraber ırmağı geçtiler.
Irmağı geçtiler. O zaman da "Bizim bugün Calut ve ordusuyla savaşacak gücümüz yok" dediler. Allah'a ulaşacaklarına inananlar: "Nice az topluluk, Allah'ın izniyle nice çok topluluğu yenmiştir" dediler.
Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında (Allah'a kavuşacaklarına inananlar) şöyle dediler:
"Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz! Üzerimize sabır dök. Ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."


