islam

Namaz, Gaflet Perdesinin Kakmasına Vesile Olur

Müminler, Kuran’da Rabbimizin bildirmiş olduğu emir ve yasaklara karşı son derece hassastırlar. Kuran’a iman eden bütün insanların yapmakla mükellef olduğu farz ibadetler vardır. Bu ibadetlerden biri de namazdır. "... namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. " (Nisa Suresi, 103) İman sahibi olan her insan, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve süreklilikle kendini belli eder. "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. " (Müminun Suresi, 9) ayetinden de anlaşıldığı üzere, hiçbir koşul onları, bu ibadetlerini yerine getirmekten alıkoymaz.

Kuran'ı Rehber Edinmenin Önemi

Allah, Kuran-ı Kerim’i insanlara açıklayıcı bir rehber olarak göndermiş ve onda insanlar için en kolay ve en güzel yaşam tarzını bildirmiştir. Allah’ın razı olacağı tüm ahlak özellikleri ve iman edenlerin yapmaları gereken her şey, tüm detayları ile Kuran’da tarif edilmiştir.
 
Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. (Nisa Suresi - 174)
 
Rabbimizden gelen kesin ve apaçık Kuran’ı başucu kitabı edinmek, her Müslüman’ın acil olarak yapması gereken en önemli konudur. Kuran, her yaşta ve eğitimdeki her insanın anlayabileceği kadar açık ve hikmetli bir kitaptır. Kuran’ı anlamak için yüksek bir zeka ve yeteneğe değil, samimi bir niyete ve ihlasa sahip olmak yeterlidir. Allah’ın hidayet bahşettiği derin iman sahibi olan herkes Kuran’ı okuduğunda, göstermesi gereken ahlak özelliklerini rahatlıkla anlayabilir.

Allah Affedicidir

İnsan, yaratılmış bütün canlıların içinde en nankör olanıdır. Ezeli düşmanı olan şeytan ve nefsinin sınır tanımaz tutkuları vesilesi ile günaha çok yakındır. Yaşamı boyunca pek çok hata yapar. Kusursuz, eksikliklerden münezzeh olan tek varlık Allah’tır. ‘TEVVAB’ (günahları bağışlayan) sıfatıyla Allah insanlara, tevbe etmeleri durumunda günahlarını bağışlayacağını bildirmiştir.   ‘Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.’ (Bakara Suresi, 160)   İnsanı Allah’ın yolundan alıkoymak için elinden geleni yapan şeytan, insanlar için çok büyük bir tehlikedir. Ona karşı uyanık olmak ve bu sinsi varlığın oyununa gelmemek için sürekli teyakkuz halinde olmak gerekir. Şeytan çoğu zaman ‘Allah affeder’ telkiniyle insanları günaha yönlendirir. Kuşkusuz Allah merhametlilerin en merhametlisidir ve tevbe eden kullarını bağışlayandır. Ancak sonunda bağışlanma dileriz mantığıyla günah işlemek oldukça samimiyetsiz bir durumdur. Şeytanın Allah’ın adını kullanarak insanları kandırması bir ayette şu şekilde geçer:

NEFİS TERBİYESİ

NEFİS TERBİYESİ

1. ADIM : NEFİS TERBİYESİNİN GEREKLİLİĞİNİ KAVRAMAKTIR.

Nefis ve Şeytan, insanın manevî ilerleyişinde en mühim iki engel. Nefis içeriden, Şeytan dışarıdan dünya ve ahire-timizi perişan etmek için durmadan çalışıyorlar. Nefsin mahiyetinde "gurur-kibir-menfaatçilik" gibi pek çok zararlı özellik var. Şeytan, işletilmeye uygun bu madenleri iyi biliyor ve işletiyor; nefsin zaaflarını tanıyor ve yakalıyor.
Günümüzde nefisler alabildiğine hür, alabildiğine serbest. Dinin günah kabul ettiği nice hareket, günlük hayatın âdeta birer parçası olmuş. Vitrinler nefse hitap ediyor, sokaklar nefse sesleniyor, TV programları nefsi günahlara kamçılıyor, şarkılar günaha çağırıyor. Günümüz insanı nefsi tanımıyor. Günümüz insanı nefis terbiyesinden habersiz. Günümüz insanı nefsin kulu kölesi. Hâlbuki bu huysuz atı iyi bir terbiyeyle dizginlemek ve gemlemek, onun sırtına binip yüce hedeflere doğru yol almak mümkün.

Modern insan eski çağların kölelik dönemlerinden kurtulduğunu söyler. Günümüzde kölelik olmamakla beraber, çoğu insanın, nefsine kul ve köle olduğunu söyleyebiliriz. "Hür doğdum, hür yaşarım! Kime ne? Bana kimse karışamaz!" diyen bu zavallılar, nefislerine, tutkularına, kötü arzularına boyun eğdiklerinin, kölelik yaptıklarının farkında bile değillerdir. Gerçi ellerinde kelepçe, boyunlarında boyunduruk görülmez; fakat ruhları kelepçeli, iradeleri boyunduruk altındadır.

Bütün Kötülüklerin Anası
Adamın biri, annesini öldürür. "Niye anneni öldürdün?" diye sorulduğunda "Zina yapıyordu." der. "Anneni öldüreceğine beraber olduğu adamı öldürseydin." dediklerinde ise şu cevabı verir: "Her gün bir adam mı öldürmeliydim?"
Kıssayı nakleden Mevlâna, ardından şu hatırlatmayı yapar:"Ey insan!.. O kötü tabiatlı anne, senin nefsindir ki onun fesadı her tarafa yayılmıştır."

Hayatın Manası

    Kat'iyyen bil ki: Yaratılışın en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi Allah’a imandır. Ve insaniyetin en yüce mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, Allah’a iman içindeki marifetullahtır.(Allah bilgisi). Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır(Allah aşkı). Ve insan ruhu için en hâlis mutluluk ve insan kalbi için en saf sevinç, o muhabbetullah içindeki ruhani lezzettir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis mutluluk ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk'ı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, nurlara, sırlara; ya bilkuvve veya bilfiil sahiptir. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen; nihayetsiz sıkıntılara, elemlere ve şüphelere manen ve maddeten mübtela olur. Evet şu perişan dünyada, âvâre insanlar içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder. İşte bu âvâre insanlar içinde, bu perişan fâni dünyada; insan, sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa, ne kadar çaresiz olduğunu herkes anlar. Eğer sahibini bulsa, mâlikini tanısa, o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinat eder. O vahşetli dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaret yeri olur.

KÜRESEL SÖMÜRÜ VE İSLAM

KÜRESEL SÖMÜRÜ VE İSLAM

Çağdaş sömürü artık evrensel diye nitelenen ve şu kavramlarla özetlenebilecek hayat tarzının ihracıyla, insanlığa benimsetilmesiyle gerçekleşmektedir: Demokrasi, bireysel özgürlük, liberalizm (serbest piyasa ekonomisi, yani zayıfın(sömürülen milletlerin) güçlüye karşı korunmadığı), çağdaş yaşam veya modernizm, hümanizm, konforizm.    
Hızlı ve güdümlü kültür değişimi batı teknolojisinin ürünü olan her malı kolaylıkla tüketebilmeye yatkın ve üstelik istekli standart insan yığınları oluşturmayı hedeflemektedir. Batının amacı, bütün dünyayı bir pazar haline getirebilmektir.

Bireysel özgürlük ve konforizm  dünyevi nimetlerden zevk ve lezzet alma esasına dayalı bir yaşama tarzını ifade etmektedir. Dünyayı amaç edinen, hep daha iyisini ve fazlasını tüketme hevesi olan, mutluluğun ölçüsünü sahip olunan maddiyat miktarına ve tüketim miktarına göre belirleyen bir hayat tarzı. Bu hayat tarzının en belirleyici sonucu olarak önce ve sadece kendini düşünen menfaatine göre hareket eden insanların yetişmesidir. Bu da toplumlardaki birlik ve beraberliğin yıkılışı, geri gelmez şekilde kayboluşu demektir.

KİMYA-YI SAADET

KİMYA-YI  SAADET FİHRİSTİ

GİRİŞ
    DÖRT UNVAN (Marifet ünvanları)
1. UNVAN
KENDİ HAKİKATİNİ BİLMEK

İnsanın Yaratılışı
Beden ve Duyular
İyi ve Kötü Huylar
Mükellefin Kendisini Kontrol Etmesi
Kalp Perdesinin Açılışı:
İnsanın Doğuşundaki Kabiliyet:
Peygamberlik ve Velilik:
İlmin Marifete Perde Oluşu:
İnsanın Saadeti Allah’ı Bilmektir.
İnsan Vücudunda Olan İlahi Hikmetler
İnsanın Acziyeti

2. UNVAN
ALLAHU TEALAYI TANIMAK

Kendini Bilmek Allah’ı Bilmeye Yoldur.
Allah’ı Tenzih Etmek
Allah’ın Hakimiyeti
    Azaların Birbirleriyle Bağlantısı
Tabiatçıların Durumu
Gökler Alemi
Dört Sözün Manası
Dine Uymanın Zarureti
Her Şeyi Mübah Görenler

3. UNVAN
DÜNYAYI TANIMAK

Dünya ve Ahiret
İnsanın Dünyadaki İhtiyaçları
İnsanın İhtiyaçları
Dünya Varlıkları
Dünyanın Büyücülüğü
Dünyadaki İyi ve Kötü Şeyler

4. UNVAN
AHİRETİ TANIMAK
Ruhların Ayrılığı
Ölümün Ötesi
Ruhun Bekası
Kabir Azabı
Kabir Azabının Sebebi
Kabir Azabı Kimler İçindir?
Ruh Cehennemindeki Azaplar
Ruhani Ateşin Şiddeti
Ahiretin İnkar Edilemeyişi

DÖRT RÜKÜN(Muamele rükünleri)
1. RÜKÜN
ALLAHIN EMRİNE UYMAK: İBADET

Müslümanlığın Şartları
İbadetler
Ehl-i sünnet itikadını doğru öğrenmek

İman Nuru ve Saadeti

İÇİNDEKİLER

YİRMİ İKİNCİ SÖZ …….        

YEDİNCİ ŞUA (Âyet-Ül Kübra) ………..

OTUZ ÜÇÜNCÜ SÖZ……...

YİRMİNCİ MEKTUP (8.Kelime ) …………

YİRMİ DOKUZUNCU LEM’A (4.Bab, 2.Fasıl) …………….

ONUNCU SÖZ……………

YİRMİ DOKUZUNCU SÖZ (Remizli nüktenin sırrı)……………….

ON DOKUZUNCU MEKTUP …………….

ON DOKUZUNCU SÖZ………………..

ON DOKUZUNCU MEKTUP  (13.İşaret) ………

YİRMİ BEŞİNCİ SÖZ……..

YİRMİ BEŞİNCİ SÖZ (Birinci Şu'le) ………

ON DOKUZUNCU SÖZ (On dördüncü Reşha) ……………..

İŞARETÜL İCAZ………

YİRMİ DOKUZUNCU LEMA………………

ON BİRİNCİ SÖZ…………

OTUZ ÜÇÜNCÜ SÖZ (Otuz Birinci Pencere) ………………….

YEDİNCİ SÖZ……….

ONUNCU SÖZ  Mukaddime(Dördüncü İşaret, Altıncı Hakikat) …………

24.Mektub, 2.Makam, 2.Mebhas……………...

YİRMİ ÜÇÜNCÜ SÖZ (Birinci Mebhas) ………………………

MİFHAUL İMAN……………

KİMYA-YI SAADET (MUTLULUĞUN ESASI)

Kimya-yı Saadet(Kısaltılmıştır.)

DÜNYAYI TANIMAK
Bil ki dünya din yolunun konaklarından bir konak, Allah’a giden yolda bir uğrak ve yolcuların azıklarını almak için çölün başında kurulmuş bir pazardır. Dünya ve ahiret iki halden ibarettir. Ölümden önce olana sana yakın olduğu için dünya denir. Ölümden sonra olana da ahiret denir. Dünyaya gelmekten maksat ahirete azık hazırlamaktır. Çünkü insan başlangıçta basit ve noksan yaratılmıştır. Ancak maddesindeki kabiliyet ile kemal kazanıp meleklik suretini kalbinde nakşetmeye muktedir olur. Böylece Allahu Teala’nın huzuruna layık olur. Bu da onun Allahu Teala’nın cemalini görüp cennet-i ala ve en son saadete kavuşması demektir. İnsan bunun için yaratılmıştır. Ancak basiret gözü açılıp Allahu Teala’nın cemalini idrak etmeye liyakat ve kabiliyet hasıl olmadıkça O’nun cemalini görmek mümkün değildir. Bu derece de ancak marifet ile elde edilebilir. Bu sebepten insan su ve toprak alemine gönderildi ve Allahu Teala’nın acayip işlerini bilmek için Allahu Teala’yı bilmenin anahtarı yapıldı. İnsanın duyguları da Allahu Teala’yı bilmenin anahtarı yapıldı. Duygular da ancak su ve toprak alemine gönderildi ki yolculuk azığını tamamlasın. Kendini ve kainatı bilmekle Allahu Teala’yı tanısın.

İnsanın Dünyadaki İhtiyaçları

HAYATIN MANASI

HÜLASA Kat'iyyen bil ki: Yaratılışın en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi Allah’a imandır. Ve insaniyetin en yüce mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, Allah’a iman içindeki marifetullahtır.(Allah bilgisi). Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır(Allah aşkı). Ve insan ruhu için en hâlis mutluluk ve insan kalbi için en saf sevinç, o muhabbetullah içindeki ruhani lezzettir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis mutluluk ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır.

İçeriği paylaş