You are heremasal
masal
ŞEHZADE VE ARKADAŞLARI - Kelile ve Dimne
Biri şehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri çiftçizade dört genç bir yolda buluşmuşlar.Dördü de ihtiyaç içindelermiş.Dördü de üst başlarından başka bir şeye sahip değillermiş.Aç ve yorgun bir haldelermiş.Bunlar bu zor durumda ne yapacaklarını düşünmekteydiler.Her bir ikendi yapısına göre bir şey söylüyordu.
Şehzade:
“Dünyanın her işi kaza ve kadere bağlıdır.Kazaya rıza göstermekten başka çare yoktur.” Dedi.
Tacirzade:
“Akıl her şeyden üstündür” dedi.
GÜVERCİN TİLKİ VE LEYLEK - Kelile ve Dimne
Güvercinin biri uzun bir hurma ağacının tepesinde yuva kurar, yumurtlar ve yavrulardı.Fakat bu ağacın yüksekliği yüzünden yuvayı kurmak bir hayli güç işti.Güvercin bu güçlüğü göze alıyor burada yumurtluyor ve yavrularını yetiştiriyordu.Fakat yavrular yetişir yetişmez bir tilki geliyor, ağacı dibinde durarak güvercini korkutuyor ve ona:
GEZGİN İLE KUYUMCU - Kelile ve Dimne
Varlıkların huyları türlü türlüdür.Yeryüzündeki varlıklar içinde insandan daha şerefli olanı yoktur.Fakat insanların da iyisi ve kötüsü vardır.
FARE İLE KEDİ - Kelile veDimne
Bir zaman büyük bir ağacın kökünde Rumi adlı bir kedinin yuvası vardı ve ona yakın bir yerde de Feridun adlı bir farenin deliği vardı.Avcılar buraya sık sık gelir ve vahşi hayvanları kuşları avlarlardı. Bir gün buraya bir avcı, Rumi’ye yakın bir yerde ağını kurmuş ve çok geçmeden de Rumi ağa düşmüştü.Az sonra fare de deliğinden çıkmış Rumi’nin tuzağa düştüğünü görünce sevinmiş ve ona görünmemeye dikkat ederek gizlenmişti. Fakat kedinin yakalanmasına sevinen fare, kendisini kapmak isteyen bir gelinciğin yaklaştığını, ağacın üzerindeki bir baykuşun da üzerine çuvallanmak için hazırlandığını fark ederek zor bir durumda olduğunu anladı.Geri dönerse gelinciğin, sağa veya sola giderse baykuşun, ilerlerse kedinin kendisini yakalayacağını görür ve kendi kendine der ki:
DİŞİ ASLAN İLE ÇAKAL - Kelile ve Dimne - Beydaba
İki yavru sahibi dişi bir aslan bir in de yaşıyor ve yavrularını in de bırakarak ava çıkıyordu.Bir gün yine bu şekilde hareket etmiş, fakat bu sırada buradan bir avcı geçerek yavruları vurmuş, öldürmüş, derilerini yüzmüş, derileri derleyip toplayarak evine götürmüştü.
Ana aslan geri dönerek bu manzara ile karşılaşınca yıldırımla vurulmuşa dönmüş, yerlere yatarak sırtüstü yüzüstü kıvranmış, ağlamış ve sızlanmıştı.
DERVİŞ İLE MİSAFİRİ - Kelile veDimne
Evinde ömrünü ibadetle geçiren bir derviş varmış.Günün birinde bu dervişe bir misafir gelmiş.Derviş de misafiriyle birlikte hurma yemiş.Misafir hurmayı beğenerek demiş ki; “Bu ne tatlı hurma, bizim memleketin toprağı bu çeşit hurmayı yetiştirmeye uygun değildir.Üstelik sizin memleketinizin meyvesi bol olduğundan bu hurmaya ihtiyacınız yoktur.Dolayısıyla bu zahmetten vazgeçmeniz daha doğrudur.Zahmetiniz de zaten boşa gidecektir.Bilirsiniz ki olmayacak bir işin peşinde koşmaktansa olacak bir işin peşinde koşmak gerekir.
DERVİŞ İLE GELİNCİK - Kelile ve Dimne
Curcan’da yaşayan bir derviş vardı ki bir hayli zaman birlikte yaşadığı güzel bir karısı bulunduğu halde çocukları olmamıştı.
Masal 1
Develer tellal iken, pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallarken, yani çok, ama çok eskiden, Kafdağı yamaçlarına kurulu bir memleket varmış. Her yanında dereler çağlar, pınarlar ağlarmış o memleketin. Zümrüt gibi uzanan kırları, binbir yemişle dolu meyve bahçeleri görülmeğe değermiş. Kral Bilyegöz hüküm sürermiş orada. Doğru su garip bir adammış kral. Sarayından çıkıp gez mez, karısı ve biricik kızından başka kimseyle konuşmazmış. Sinirli sinirli dolaşır, bilye gibi küçük gözlerini sağa sola çevirerek anlaşılmaz söz ler söylermiş. Diken üstünde oturuyor gibi rahat sız ve mutsuzmuş. Kimse yüzünün güldüğünü görmezmiş. Yüreğinde öylesine büyük bir hastalık varmış ki; onu hiçbir hekimin tedavi etmesi mümkün değilmiş.


